Asker siyasetin neresinde?

Davada onlarca kitap yazıldı. İnsanlar kimin ne yaptığını ortaya koydu. Birçok arkadaş bunları kitaplarında ismen de yazdı. Örneğin; 11 ve 17 numaralı CD’lerin üstünde Süha Tanyeri’nin el yazısındaki notlardan makineyle aktarma yapıldığı...

Asker siyasetin neresinde?
02 Ağustos 2014 Cumartesi 11:51

ahmetyavuz

‘Asker ve Siyaset’ kitabıyla TSK’ya içeriden bakma imkânı sağlayan E. Tümgeneral Yavuz, kitabı yazmaya nasıl karar verdiğinden F tipi örgüte operasyona kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Balyoz davasındaki vakur duruşuyla en dikkat çeken komutanlardandı. Yavuz, aynı koğuşta kaldığı eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’le beraber “Asker ve Siyaset” kitabını çıkardı. Kitapta TSK’ya içeriden bakma imkânı sağlayan Yavuz ve Pekin, “Türk Ordusu nereye gidiyor? Balyoz, Ergenekon gibi davalarda nasıl bir tutum almalı?” sorularına da yanıt veriyor. Kitapta, TSK tarihi ile Ordu’nun toplumla ve kendi içindeki ilişkileri de ayrıntılı olarak ele alınıyor.
Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz? Ne kadar sürede tamamlandı?
Ben kendime göre bazı notlar almıştım. O notları İsmail Hakkı Paşa’yla paylaştım. Onun da bazı düşünceleri olduğunu gördüm. Kitabı birlikte yazmanın daha doğru olacağı kararını verdik. Çünkü meslek safahatlarımız farklıydı. Kendisi Genelkurmay, Kara Kuvvetleri ve NATO karagâhlarında çalışmıştı. Ben daha farklı bir kariyer yapmıştım. Bir taslak hazırlayarak işe koyulduk. Zaman içerisinde kitabın içeriği farklılaşsa da ana ekseni değişmedi. İkimiz birden çalışarak, her gün zamanımızın çoğunu okumaya, daha azını yazmaya ayırarak kitabı yaklaşık sekiz aylık bir sürede tamamladık.
‘Ordu halkçı dokusunu kaybetti’
Sizce Ordu’nun toplumla ilişkileri nasıl? Geçmişi ve geleceği kıyaslayacak olursak...
Ordu’nun toplumla ilişkileri çok iyi olmak zorunda. Çünkü Ordu millet için vardır. Zaten kitabın başında Atatürk’e ait bir söz var: “Devlet ve hükümet gibi Ordu dâhi kendisi için bir varlık değil, belki milletin yaşamak ve var olmak iradesinin bir şeklidir” diyor. Kitabın temel felsefesi de bunun üzerine inşa edilmiştir. Ordu’nun millet için değil, kendisi için olduğu dönemler olmuştur. Bu da onun halktan kopmasına, sorunlarını ıskalamasına neden olmuştur. Geçmişte yaşanan hukuksuzluklara, adaletsizliklere zamanında tepki verip halkın yanında yer almamıştır. Onun yaşadığı sorunlara ilgisiz kalmıştır. Kendi halkçı dokusunu kaybetmiştir. Bu yüzden Ordu kendisine operasyon yapılabilir hale gelmiştir.
Ordu millet için varsa, Ordu’ya vurulan bu darbelerin hedefinde toplum mu vardı?
Toplumu şekillendirip dönüştürmek, başka bir kalıba sokmak isteyenler vardır. Ve bütün bu operasyonların temel sebebi de budur. Ordu’yu farklı bir noktaya getirmek işlerini kolaylaştırdı. İtibarsızlaştırma gayretleri bu amacı sağlamaya matuftu. Sahte belgeler düzenleyerek yargılamalar da bunun için yapılmıştır.
‘Bazı subaylar algı yönetiminin esiri oldu’
Cezaevinden Ordu’yu nasıl gördünüz? Siz tutuklanmadan önce farklı bir Silahlı Kuvvetler vardı. Özellikle Balyoz kumpasıyla Ordu’ya çok büyük darbe vuruldu.
Bazen subaylar kendi korkularına teslim oldular. Algı yönetiminin esiri oldular. Zannettiler ki gerçekten insanlar darbe planladı... Ordu’nun darbeci bir geçmişi var. Bu doğru. Algı yönetimini yürütenler, bu temel gerçeğin üzerine yalanlar inşa ettiler. Ve şüpheyle bakanlar oldu bize. Başlangıçta biz, bu şüpheyle bakanlara bile saygı duyduk. Ama sahtelikler ortaya çıktıktan sonra tavrını değiştirmeyenlere kızgınız. Balyoz davasında 2002-2003’te yazıldığı iddia edilen belgelerin 2006 yılında piyasaya sürülmüş Office 2007 programıyla yazıldığı ortaya çıktıktan sonra bile hâlâ insanların bir kısmı “Hukuka saygılıyız” dediler. Hukuktan yana tavır alıyor görünmeleri, ahlaki bir duruşu işaret etmemektedir.
TSK yönetiminden beklediğiniz neydi bu süreçte?
Ordu yönetiminden beklediğimiz, gerçeğin halka açık ve seçik olarak ifade edilmesiydi. Bu cesareti gösteremediler. Ama neticede Ordu bizim Ordu’muzdur. Ordu devletin omurgasıdır. Bu omurgayı kırarsanız bu coğrafyada barınamazsınız. O nedenle Ordu’yu daha iyi olsun diye eleştirebiliriz ama onu gözümüz gibi korumalıyız.

‘F tipi’ne operasyon haklıdır’

‘F tipi’ne, diğer bir deyişle size kumpas kuranlara yapılan operasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siz eğer Ordu’da ya da devletin içerisinde herhangi bir yerde çalışırken gider de şeyhinizden, şıhınızdan, tarikat liderinizden emir alır ve onların emrini öncelerseniz bu, devleti ortadan kaldırmak anlamına gelir. Dolayısıyla siyasi iktidar bu operasyonu yapmakta yüzde yüz haklıdır. Ama bu yolu mevcut iktidar açmıştır. Yargıya emir vererek düzenlemeler yapan, her istediğini Cemaat’e veren bu iktidardır. AKP için kanundan, adaletten daha önemli ve öncelikli olan kendi çıkarlarına uygun davranılmasıdır. Gerisi laftan ibarettir.
Sizin bu konuda bir çalışmanız olacak mı? Suç duyurusu, müdahillik talebi...
Davada onlarca kitap yazıldı. İnsanlar kimin ne yaptığını ortaya koydu. Birçok arkadaş bunları kitaplarında ismen de yazdı. Örneğin; 11 ve 17 numaralı CD’lerin üstünde Süha Tanyeri’nin el yazısındaki notlardan makineyle aktarma yapıldığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kim yazdı o el yazılarını? Bunları araştırmadan, sorumlularını yargılamadan parelel yapıyı nasıl ortadan kaldıracaksınız? Bu davalarda müdahil olacağız. Paralel yapıyla mücadele ancak onların işlediği gerçek suçlar üzerinden olacaktır. Bunun yolu da Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi tertiplerin aydınlatılmasından geçiyor.

Sezim Özadalı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.