Aşık Veysel’den sinemaya -(TAMAMI)

Altın Portakal’ın tartışmalı filmi

Aşık Veysel’den sinemaya -(TAMAMI)
17 Mayıs 2013 Cuma 09:04

Bu “ödüllendirilmiş”film olmasına karşın, seyirci toplayabileceğinden pek emin değilim. Türkiye seyircisinin ülke dışından gelen hikayelere ve bireysel çelişkilere odaklanan filmlere pek ilgi göstermediğini biliyoruz. Ancak, “Güzelliğin On Par’ Etmez” filminin bütün olumsuzluklara rağmen, ilgiyi hak ettiğini söylemek, sanırım doğru olacaktır.

Avusturya’ya iltica eden bir aileden yola çıkarak, ergenlik ve baba-oğul çatışmasını yansıtan bir film olan “Güzelliğin On Par’ Etmez”, içerdiği alt hikayelerle de dikkati çekiyor. Filmde Veysel karakterini oynayan küçük oyuncu Abdulkadir Tuncer’in En İyi Erkek Oyuncu ödülü almasına hala bir mantıksal açıklama bulmuş değilim, ancak bu tartışmanın filmin meramının önüne geçmesi demek olacağından, not edip geçiyorum.

“Güzelliğin On Par’ Etmez”, gerçekten de Aşık Veysel’in yapıtından yola çıkarak, kuşaklar ve kültürler arası bir iletişimin yolunu bulmaya çalışıyor. Avrupa’da yaşayan yurttaşlarımızın konumu, bu açıdan yürek burkan bir görünüm ortaya seriyor. Hüseyin Tabak örnek olarak bir mülteci aileyi alsa da, gösterdiği ilişkiler onlarca yıldır Avrupa ülkelerinde yaşayan yurttaşlarımız için de “örnek” oluşturabilir.

Dilsizliğin ana yurdu Avrupa

Kıta Avrupa’sı daha 1. Dünya Savaşı’ndan önce giderek ölen bir toprak parçasına dönüşmüştü. Ölüyor oluşun en önemli göstergesi ise, iletişim için kullanılan sözcüklerin anlam yitirmesi oluyordu. Kısa süreli kültürel patlamaları göz ardı edersek, Avrupa’nın sanat dünyasının da düzenli olarak bu ölüş anını yansıttığını görürüz.

Hüseyin Tabak da, Türkiye’den Avusturya’ya göç eden mülteci bir aileyi hikayesinin merkezine koyarak, “ölen bir kültür”ün fotoğrafını çekmiş. Ailenin Almanca bilmemesi ve “misafir” olarak bir yabancı ülkede bulunuyor olması, yönetmenin resmettiği dilsizliği kesinlikle, istisna kılmıyor. Çünkü, “dilsizlik” Almanca bilmeyişin tezahürü değil, tersine iletişimi sağlayacak kültürel ve geleneksel kanalların kuruması ile ortaya çıkan bir durum.

Dilsizliğin ilacı türkülerimiz

Veysel’in ailesinde her kişi bir diğeri ile iletişim kuramıyorken, “dışarıda” da durum farklı değildir. Ancak, Veysel’in diğerlerinden farkı, iletişim kanalı açmak için çabalıyor olmasıdır. İşte, Aşık Veysel’i ve ölümsüz türküsü “Güzelliğin on para etmez”in filmde üstlendiği işlev böylece ortaya çıkar. Tabak, Aşık Veysel üzerinden türküleri dilsizliğin çaresi olarak gösterirken, son derece doğru bir seçim yapmıştır. “Modern” bir soruna “geleneksel” bir ilaç vererek, yönetmenin önemli bir itiraz noktası oluşturduğunu düşünüyorum. 90’ların ortasından itibaren kentleri saran “türkü-bar” hastalığını bir de böyle “okuyabiliriz”. Dolayısıyla yönetmen, filminde sadece bize “yabancı” bir mülteci yaşamına değinmiyor.

Güzelliğin On Par’ Etmez

Yönetmen ve Senarist: Hüseyin Tabak
Müzik: Judith Varga
Görüntü Yönetmeni: Lukas Gnaiger
Oyuncular: Orhan Yıldırım, Lale Yavaş, Abdülkadir Tuncer, Nazmi Kırık                      
Türkiye/Avusturya, 2012, 91 dakika


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.