‘Arap Baharı’ konferansında ‘Türk Yazı’ konuşuldu -(TAMAMI)

Gezi Parkı için başlayan eylemlerin AKP’ye ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik halk direnişe dönüşmesiyle esmeye başlayan özgürlük rüzgarı Avrupa’da biraz...

‘Arap Baharı’ konferansında ‘Türk Yazı’ konuşuldu -(TAMAMI)
06 Haziran 2013 Perşembe 18:21

Gezi Parkı için başlayan eylemlerin AKP’ye ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik halk direnişe dönüşmesiyle esmeye başlayan özgürlük rüzgarı Avrupa’da biraz şaşkınlık biraz endişe ama daha çok takdirle karşılanmış gibi görünüyor. Diğer Avrupa kurumlarına göre Avrupa’nın nabzını görece daha iyi yansıttığı bilinen Avrupa Parlamentosu Türkiye’deki gelişmeleri yakın takibe almış durumda. Avrupalılar hala Türkiye “ne olduğunu” anlamaya çalışıyor. Ancak, ortak değerlendirme Erdoğan’ın diktatörleşmesine, Türk halkının sokaklara çıkarak “dur” demiş olması.

Avrupa Parlamentosu iki günden buyana, Avrupa Akdeniz İlişkileri ve Arap Baharı topplantısına ev sahipliği yapıyor. Amaç, Avrupa Parlamentosu üyelerini, Arap Baharı’nın etkisi altındaki ülkelerin gazetecileri ile biraraya getirmek. Her ne kadar gündem Arap Baharı olsa da, yapılan konuşmalarda öne çıkan Türkiye’deki halk direnişi oldu.

Avrupa’nın bakışı değişiyor

Avrupa Parlamentosunun eş Başkanı Anni Podimata’nın “Türkiye’de yaşananlar Arap Baharından farklı ancak bir alarm sinyali” değerlendirmesini yapması bir anlamda Avrupa’da Erdoğan hükümetine yönelik bakış açısının değişmekte olduğunun da ip uçlarını verdi. Avrupalılar Türkiye’ye yönelik oryantalist bakış açsınını öne çıkarıp, halkın sokaklara, meydanlara çıkmasını bu dar çerçevede değerlendirmeye çalışsalar da, İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaşananları tam anlamıyla görmezden gelemiyorlar.

Podimata’nın “Temel özgürlükler ve haklar bir şekilde korunabilmeli diye düşünüyorum” sözleri, Avrupalıların, Türk halkının gösterdiği refleksin temel özgürlükler ve hakları da kapsayan ancak bunun çok daha ötesinde cumhuriyeti, cumhuriyetin kazanımlarını koruma çabası olduğunu anlamayadıklarının bir göstergesi...

Erdoğan’ın Napolyon sendromuna yakalandığını düşünen Avrupa parlamenterlerin sayısı ise azımsanmayacak kadar çok. Atlantik ötesinden gelen desteğin bu sendromu nasıl beslediği ise Avrupa’da güncel tartışma konusu.

Avrupa Parlamentosu’nun Dünya’da Basın Özgürlüğü Raportörü Mariette Schaale ise Erdoğan’a atıfla “Seçimle işbaşına gelmiş olsa da, giderek otoriterleşme eğilimine girdi. Seçimle işbaşına gelmiş olması, hesap verebilirliğini oradan kaldırmaz” diyerek tepkisini ortaya koyuyor.

Avrupa Parlamentosu’nun Fransız üyesi Patric Le Hyaric’in şu sözleri, Türkiye’deki itibarsızlaştırma kampanyaları bağlammında değerlendirildiğinde ise oldukça dikkat çekici:

“Mısır’daki demokratikleşme konusunda kuşku duyuyorum. Selefilerin saldırıları var özellikle üniversitelerde, Mannuba Üniversitesi’nde kızların ve erkeklerin ayrı sınıflarda okumalarını istiyorlar. Fakülteye giren kadınların başlarının başını kapatmalarını istediler. Sonra buna engel olan üniversite rektörüne iftira atıp, okuldaki kızlarla ilişkisi olduğu dedikodusunu yaydılar. Sefelifstler, Arap ülkelerini tamamen İslamlaştırmak istiyorlar. Biz buna karşıyız”

Avrupalıların anlamakta güçlük çektiği bir başka nokta ise Türkiye’deki hareketin yaş ortalaması.

“Nasıl olur da bu kadar genç bir kitle, böylesine güçlü bir hükümete bu kadar ciddi bir muhalefet ortaya koyabilir?”

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okumamış olan Avrupalı parlamenterler şimdi bu soruya yanıt arıyor.

Arap Baharı konusunda ise kafalar tam anlamıyla karışık. Ancak gerek Arap ülkelerinden gelen gazetecilerin değerlendirmeleri gerekse, Avrupa Parlamentosu’nun Güney Akdeniz Özel Temsilcisi Bernardio Leon’un dile getirdiği kaygılar, Arap Baharı’nda evdeki hesabın çarşıya uymadığını ya da baştan beri yapılan hesabın dünya kamuoyundan özenle saklandığını ortaya koyuyor. Leon, yaptığı konuşmayla bir anlamda günah çıkartırken, Arap Baharı’nın Libya, Mısır, Tunus gibi ülkelere demokratikleşmeyi getirmediği, hukukun üstünlüğü, insan hakları kavramlarının havada kaldığı saptamasını da yaptı. Öne çıkan kaygı ise bu ülkelerin giderek radikalleşme eğilimine girmesi. Suriye’de cihatçıların sergilediği vahşet, Mısır’da Devlet Başkanı Muhammed Mursi’nin ve selefilerin uygulamaları, kaygıları arttırmış durumda.

Erdoğan’ın düşüşü

Ancak, aşırı dincilerin seçimle iktidara gelmesi, yaşlı kıtaya yönelik terör tehdidinin artması; kendi demokrasilerini kutsayan Avrupalıları kelimenin tam anlamıyla iki arada bir derede bırakmış durumda.

Konferans sırasında ana ekrana twitter’da “Arap Baharı” (#arabicsipring) etiketiyle yayınlanan paylaşımlara yer verildi. Ancak başlık Arap Baharı olmasına karşın, çok sayıda “Türk Yazı” (#TurkishSummer) başlıklı girdi de, ekranda yayınlandı.

Yayınlanan tweetlerden bazıları ise şöyle:

Türk Yazı, Arap Baharı değil ancak, Erdoğan’ın düşüşü.

@Vandrej Matisak: 2011 yılında Arap Baharını Avrupa Yazı’nın takip edeceğini birçok kişiden duymuştum. Ama böyle olmadı. Şimdi acaba Türk Yazı mı?

Gezi parkı acaba Türkiye’nin tahrir meydanı mı oluyor?

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.