Arafat'ın generalleri hazır!

Filistin halkı, İsrail devletinin 1948 yılında kuruluşundan bu yana kan ve gözyaşı içinde yaşıyor. Neredeyse bütün kuşaklar bunu yaşadı. Vatanlarının üzerinde siyonist bir devletin kurulması, onları yurtsuz yaptı ve dünyanın...

Arafat'ın generalleri hazır!
30 Temmuz 2014 Çarşamba 01:08

arafatgeneral

Filistin halkı, İsrail devletinin 1948 yılında kuruluşundan bu yana kan ve gözyaşı içinde yaşıyor. Neredeyse bütün kuşaklar bunu yaşadı. Vatanlarının üzerinde siyonist bir devletin kurulması, onları yurtsuz yaptı ve dünyanın birçok yerine göç etmek zorunda bıraktı. Kalanlar da zulme karşı 66 yıldır kahramanca direniyor. Yaser Arafat önderliğindeki Filistin direnişini kıramayan İsrail, sivil halka saldırarak teslim olmaya zorluyor. Son Gazze saldırısı da bunun göstergesi. 2006 yılındaki '33 Günlük Hizbullah Savaşı'nda ağır yenilgi alan İsrail, fazla kayıp vermemek için çocuk ve kadınlara saldırıyor. Bununla savaşçı Filistinlilerin direnişini kırmaya çalışıyor.

SİVİLLERLE SALDIRMAKLA DİRENİŞİ KIRMAYA ÇALIŞIYOR

İsrail'i en büyük korkusu, Hizbullah'ın 2006'da kullandığı füzeler. Gazze saldırısında da yüzlerce Filistin roketi İsrail toprağına düştü. Gazze sokaklarında ilerleyen İsrail ordusundan bugüne kadar 50'den fazla da askeri öldü. İsrail'in bu insanlık dışı saldırılarına karşı Filistin yönetimi de topyekûn direnişe karar verdi. Böylece yeni bir 'İntifada' daha başlayacak. Arafat'ın deyimiyle 'Çocuk generaller' ayağa kalkacak, en önde mücadele edecek! Daha önceki İntifadalarda da çocuklar en önde İsrail askerlerine karşı taşla, sapanla direnerek dünyanın hayranlığını kazanmışlardı.

İLK İNTİFADA

İlk İntifada (ayaklanma), İsrail saldırısına karşı, 9 Aralık 1987 günü Cebaliye mülteci kampında başladı. Bir İsrail askeri aracının sivillere çarparak dört kişinin ölümü olayları daha da alevlendirdi. Olayın kasten olduğunu ileri süren Filistinli kadınlar ve çocuklar; tüm halk, İsrail askerlerine karşı ellerine ne geçirdilerse karşı atağa geçtiler ve onların ilerleyişini durdurdular. Direniş kısa süre içinde Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'e yayıldı. İntifada kendisini genel grev, İsrail kurumlarını boykot, ordu emirlerine karşı sivil itaatsizlik, İsrail yerleşkelerinde çalışmamak, İsrail ürünlerini satın almamak, vergi vermemek, Filistinli araçları İsrail ehliyetleriyle kullanmayı reddetmek, barikatlar kurmak ve Filistin sınırları içindeki İsrail’e ait askeri binalara taş ve molotof kokteyli atmak şeklinde gösterdi. Ayaklanmanın altında yatan nedenlerden birisi de, Filistinlilere karşı uygulanan tecrit ve tehcirdi. Bununla bölgede yaşamak işkenceye dönmüştü. Üniversite mezunu gençler bile iş bulamıyordu. İsrail buna karşılık, işgal ettiği yerlerde yeni yerleşim yerleri açarak, başka ülkelerden getirdiği Yahudi nüfusu yerleştiriyordu. Ayrıca çeşitli bahanelerle Filistinli gençlerin katledilmesi de bardağı taşıran son damlaydı.

İSRAİL'E AĞIR DARBE

İsrail ilk kez karşılaştığı bu mücadele şekli karşısında bir hayli zorlandı. Bölgeye 100 bine yakın asker sevk etti. Milyarlarca dolar zarara uğradı. 1994 Nisan'ına kadar süren ilk ayaklanmada İsrail güvenlik güçleri bin 87 Filistinliyi şehit ederken, Filistinliler, 100 İsrailli sivili ve 60 İsrail güvenlik personelini öldürdü. Bin 400'den fazla sivili ve bin 700 askeri yaraladı. İkinci İntifada ise 28 Eylül 2000'den 8 Şubat 2005'e kadar sürdü. İsrail bu süre içinde 120 bin kişiyi tutukladı. 2 yıl sokağa çıkma yasağı uyguladı. 30 bin çocuğun dayaktan geçirildiği saptandı. Bunların üçte biri 10 yaşının altındaki çocuklardan oluşuyordu. Haziran ayaklanmasında gördüğümüz gaz bombası ve tazyikli su, Filistin direnişinde en çok kullanılan yöntemdi. İlk bir yıl içinde 16 çocuk bu yöntemlerle hayatını kaybetti.

ÇOCUK GENERALLER

FKÖ lideri Yaser Arafat, direnişte İsrail askerlerine ve araçlarına taş atan çocuklar için “Onlar benim generallerim” dedi. İsrail askerlerine taş atanların yüzde 60'ı çocuktu. Çocukların bu direnişi bütün dünyayı kendilerine hayran bıraktı. Korkusuzça öne atılan çocuklar, gaz bombaları ve plastik mermilere rağmen bir adım geri atmadı, tankları durdurdu ve yıllarca süren direnişin sembolü oldu. Yüzlerce çocuk şehit oldu. Bir İsrail askerinin, çocuğunun gözü önünde bir babanın kolunu kırması hâlâ hafızalarda...

İNTİFADA FİLİSTİN'İ BİRLEŞTİRDİ

İntifada, Filistin halkını ve örgütlerini de birleştirdi. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Halk Cephesi (El Fetih), Demokratik Cephe, Komünist Parti, Hamas ve İslami Cihad gibi örgütler bir araya gelerek, Birleşmiş Ulusal Liderliği (UNLU)'ni kurdu ve İntifada'yı yönlendirdi. Halk da bu liderliğin talimatlarına göre hareket etti ve buna güven duydu. İntifada'nın en önemli özelliği, şiddeti ön plana almadan direnişti. Bununla hem İsrail halkının, hem de dünyanın sempatisini kazanmak amaçlanıyordu. Bunda da başarılı olundu. İlk bir yıl Filistinli örgütlerden silahlı bir eylem gelmedi. Buna Hamas ve İslâmi Cihad bile uydu. Arap Ligi, İntifadayı mali yönden destekleme kararı aldı.

İŞÇİ SINIFI EN ÖNDE

Filistin İşçi Sendikası Genel Sekreteri Muhammed Bedran, 14 Ocak 1990 tarihli 2000'e Doğru dergisine verdiği demeçte, İntifadanın en önünde işçi sınıfının bulunduğunu belirterek şunları söyler: “Bu çocuklar da işçi. İsrailliler 15 yaşın altındaki çocukları da çalıştırıyorlar. Şimdi sokaklarda onlara taş atan bu çocukların çoğu, sendikamızın üyesi.”

Yardımcısı Selim Al Waddiyah ise şunları anlatır: “Kurtuluş mücadelesi veren bir halkın işçileri olarak böyle bir kavga vermemiz kaçınılmaz oluyor. Kuşkusuz en zor durumda olan, işgal altındaki topraklarda yaşayan işçiler. İsrail, bu topraklarda yaşayan Filistinli işçilerin yakalarına manyetik kartlar takarak onları öbür işçilerden ayırıyor. Ayrımcılık, ırkçılık yapıyorlar. Bu işçilerin iş bulma şansları son derece az. İşgal altındaki topraklarda 60 bin üyemiz var. Biz FKÖ'nün bir parçasıyız. Attığımız her adımı onun yönlendirmeleri doğrultusunda atıyoruz. Ama yönetimde bağımsızız.”

EBU FİRAS ANLATIYOR

Filistin'in Ankara Büyükelçisi Ebu Firas, 9 Nisan 1989 tarihli 2000'e Doğru dergisine verdiği özel mülakatta, Filistin İntifadasını şöyle anlattı: “Ayaklanma gün geçtikçe güçlenerek sürüyor. Başlangıçta, biz ayaklanmanın aylarca değil yıllarca süreceğini söyleyince dünyada herkes bize gülmüştü. 'Birkaç ay sürer sonra durur' diye düşünüyorlardı. Şimdi de altını çizerek söylüyorum; ayaklanma nihai hedefe ulaşıncaya kadar, bağımsız Filistin devleti yaşama geçinceye kadar durmayacak. Farklı koşullar oluşursa durumu yeniden gözden geçirebiliriz. Taşları elimizden bırakmanın ilk koşulu İsrail askerlerinin işgal ettikleri topraklardan çekilmesidir. ”

AJANLAR PİŞMAN OLDU

İntifada İsrail ajan teşkilatını da ortaya çıkardı. Keskin mücadelede, çok sayıda ajan deşifre oldu ve bunlar cezalandırıldı. Bazıları ise pişman olarak ajanlık faaliyetlerini bıraktılar. Bunlar için 1990 yılında pişmanlık merkezleri açıldı. İsrail'in hücreler şeklinde örgütlendiği ve bunları maaşa bağladığı anlaşıldı. Ulusal Birleşik Önderlik şöyle bir çağrıda bulundu: “İsrail istihbaratı ve hükümetiyle işbirliği yapan ya da ajan olanlara pişman olma, tövbe etme olanağı tanıyoruz. Halkın saflarına dönmek için son fırsatı değerlendiriniz!” Büyük ilgi gören çağrı üzerine yüzlerce ajan camilere, okullara ve kent toplantı merkezlerine gelerek pişmanlık yemini ederek bu işten vazgeçtiler. Yeminleri ise şöyleydi: “Ajandım, pişmanım ve halkımın saflarına dönüyorum. Ne görev verilirse, yapacağım.”

İNTİFADA'NIN KAZANÇLARI

Başlangıtça Filistin örgütlerinin kararı dışında, halkın ayağa kalkmasıyla gelişen İntifada, şu tarihi sonuçlara neden oldu:

Filistinlilerin Madrid Konferansı ve Oslo Anlaşmalarına katılmalarını sağladı. Taraf olarak görüldü. Devletleşmenin önü açıldı.

Filistin sorununu uluslararası zeminde önemli gündem maddesi yaptı ve Filistin halkının haklılığını dünyaya kabul ettirdi. 

Filistinliler, ilk defa İsrail-Filistin sorununda iki taraf olduğunu gösterdi. 

Halka ve FKÖ lideri Yaser Arafat ve taraftarlarına özgüven verdi. Birliği sağladı. Sağlanan ortamda sorunun diplomatik yöntemlerle çözümünün kapısını açtı. Kasım 1988’de Arafat, Filistin Milli Konseyi'nde tarihi İsrail’in meşruyetini tanıma kararıyla ilgili çoğunluğun oyunu aldı. 1947’den beri bütün Birleşmiş Milletler çözüm önergelerini tanıdı ve iki devlet çözümünü desteklediğini belirtti.

Ercan Dolapçı 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.