‘Ancak özgür düşünce bilime hizmet eder’ -(TAMAMI)

Celal Şengör Aydınlık’a konuştu

‘Ancak özgür düşünce bilime hizmet eder’ -(TAMAMI)
19 Ağustos 2013 Pazartesi 18:44

Ortaçağ’da İslam toplumlarında da bilim var ama kaynağı Yunanlılardır ve bunu bütün büyük İslam bilimcileri üstelik iftiharla dile getirirler

Ünlü bilim adamı Celal Şengör ve zarif eşi Oya Şengör ile buluştuk. Bugün ve yarın Aydınlık’ta yayımlayacağımız söyleşimizde, Nobel ödülleri ve Müslümanlığın bilime bakışını konuştuk

- İngiliz evrim biyoloğu ve yazar Richard Dawkins’in sosyal medyada paylaştığı “Dünyadaki tüm Müslümanların aldığı Nobel Ödülü sayısı, Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Trinity Koleji mensuplarının aldığından azdır. Gerçi Müslümanlar da Ortaçağ’da harika şeyler yaptılar” ne düşünüyorsunuz?

Dawkins sadece bir tespit yapıyor; bu tespitle didişmeye kalkmak akıllıca değil.

‘Maliye Bakanı Şimşek’in cevabı akılsızcadır’

- Maliye Bakanı Şimşek, Dawkins’e cevaben “2. Nobel ödülleri Müslüman olmayan bir ülke tarafından veriliyor ve siyasi taraflılık ve Avrupa merkezlilik konusunda bazı meşru kaygılar söz konusu” demişti.

Maliye bakanının verdiği cevap akılsızcadır. Bilim dünyasında hiç kimse ırkçılık yapmaz. Salt bilim üzerine düşünülür. Ayrıca zaten Edebiyat ve Barış ödülleri; Bilim ödülleri kategorisinde değildir ki ben bunları ödülden bile saymıyorum, taraf gözetilerek verilen politik amaçları olan ödüllerdir. Fakat, Fizik, Kimya, Fizyoloji dalında verilen ödüllerin bilimsel değerler tartışmasızdır; kimse bunları asla tartışmaz. Irkçı yahut taraflı bilim ödülü verildiği savı saçmadır. En güzel örneği Madam Curie’dir. Hem Polonyalıdır, hem kadındır ve ödülü 2 kez almıştır: Fizikten ve Kimyadan. Çünkü bilim taraf tutmaz.

Fen bilimlerinin ödüllerinde ırkçılık vardı vb.; yok böyle bir şey yok. Nobel Fizik’te yanılmıyorsam en az iki Müslüman var; biri Pakistanlı, diğeri Mısır’dan.

Her iki ülkede Batılı ülkelerin yerleştirdiği sistemler var; her ne kadar tahrip edilse de oradan adam gibi eğitim aldılar. Her ne kadar sömürge ülkeleri dense de oralara ben öyle görümüyorum; müstemlekeydiler, yani istimlak edilmiş yerler demek daha uygun.

- Yani, müstemleke ülkelerdeki Müslümanların Nobel Ödülü almasının anlamı var.

Elbette, müstemlekeci yani sömürgeci adı altında, aslında o ülkeleri adam etmeye çalıştılar. Düşünüş sistemlerini, eğitim sistemlerini getirdiler. Yerleşmesi için uğraştılar. İşte o eğitim sisteminden geçen insanlar özgür düşünce içinde olabildikleri için bilime gerçekten hizmet edebildiler ve Müslüman olmalarından alakasız Nobel ödüllerini aldılar. Ben merhum Abdüsselam’ı tanıdım. İçten bir Müslümandı ama iyi de bir fizikçiydi. Ama dönün bakın, Batı uygarlığının dokunmadığı ülkelerden, Müslüman veya değil fark etmez, oralardan büyük bilim adamları kolay kolay çıkmıyor.

İmam Gazali İslam’ın başını derde sokmuştur.

- Neden böyle peki?

Bilim, Batı uygarlığının temelindedir; çünkü icat eden de Yunanlılardır. Bakıyoruz, Ortaçağ’da İslam toplumlarında da bilim var ama kaynağı Yunanlılardır ve bunu bütün büyük İslam bilimcileri üstelik iftiharla dile getirirler. O zamanlar Müslümanlar, kendilerini uygar dünyadan farklı görmüyorlar; Aristo’ya büyük öğretmen diyorlar, Sokrat öncesi, filozofları, yani doğa bilimlerini yaratmış olan insanları çok iyi biliyorlar. Mesela, Aetius Arapçaya tercüme edilmiştir. Yani, Sokrat öncesi doğa bilimcilerin en önemli kaynağı Arapça okunmuştur, düşünün. Müslümanlar o zamanlar bilim bir tane diyorlar, putperest vb. ayırmıyorlar ve bilim bir tanedir deyip alıp katkı yapıyorlar. İşte o yüzden, eskiden büyük Müslüman bilim adamları var! Eskiden! Müslümanların bilime bakış açısını çok net açıklayan bir örnek vermek istiyorum.

Abbasi Halifesi al Ma’mun diyor ki Batlamyus’un haritasını alalım, çevirelim bilgilerini. Etrafındaki bilim adamları diyor ki “ama onlar eskidi artık, teknoloji gelişti.” Halife ne yapmak gerektiğini soruyor. Hemen, diyorlar, biz yenisini yapalım, biz harekete geçelim, katkıda bulunalım, yeni ölçümler yapalım. Musul’da, Şam’da ve Cebel-i Akra’da üç kere bir meridyen yayının uzunluğu ölçülüyor, dünyanın çevresinin uzunluğu baştan hesaplanıyor ve muazzam bir harita yapıyorlar böylelikle. İşte ünlü Ma’mun coğrafyası ortaya çıkıyor.

Bizim Fuat Sezgin Hocamız bu haritayı El-Umari’nin meşhur ansiklopedisi içinde Topkapı Sarayı kütüphanesinde keşfetti.Fuat Hocamız, 147’liklere dahil edilip Türkiye’den kovulmuştur. İyi ki gitmiş ve bir daha dönmemiş. Burada kalsa yaptığı bilimi yapamazdı. Almanya’da İslam bilim tarihine büyük katkılar yaptı; şu anda 88 yaşında hâlâ çalışıyor.

Demek ki doğa bilimlerinin Müslümanı vb. olmaz; bilim bilimdir ve kendine has bir yöntemi vardır.

- Nedir kendine has yöntemler?

İlk defa çevrende gördüğün tabiat ile temasa geçeceksin. Hepsi ile aynı anda temasa geçemezsin, seni ilgilendiren bölümlerini gözlemlemeye başlarsın. Gözlemlersin, elindeki bilgilere uyuyor mu bakarsın. Nedensellik bağlantısını kurarsın. Ah işte İmam Gazali’nin hatalı nedensellik çıkarımı, aslında bütün İslam’ın başını derde sokmuştur.

- İmam Gazali Müslümanların neden, nasıl başını derde sokmuştur?

İmam Gazali, aynı zamanda iyi bir ilahiyatçı olmakla beraber, temelde felsefecidir. Filozoflara karşı kitap yazmış olmasına rağmen felsefecidir. Ve müthiş zeki bir adamdır. İslam’ın Platon’u, yani Eflatun’u denebilir. Nedensellik prensibini inceliyor. İmam Gazali bu işi çözememiş ve insanı çözümsüzlüğe götürmüştür.

- Nedensellik ne demek, önce onu açıklamanızı rica edeceğim.

Kibriti yaktın örneğin; kibriti pamuğa yaklaştırınca pamuk da yanmaya başlar. Kibritin pamuğu yaktığını nereden bileceğiz; çünkü gördüğümüz tek şey bir zaman sıralamasıdır. Bunu şöyle açıklayayım: Mesela, sabah sokağa bak, arabalar hareket ediyor, hangi araba hareket ediyor, biri diğerine mi sebep oluyor? Önce giden, sonra gelenin nedeni mi? İlki harekete geçmese diğeri geçmeyecek miydi?

Leibniz, “Monad” teorisinde de aynı soruna el atmış ve o da çözememiştir: “Bütün kainat penceresiz, yani birbirinden habersiz monadlardan oluşmuştur” demiş ve bizim nedensellik zannettiğimiz şeyin Tanrının kainatı yaratırken oluşturduğu zaman sıralamasından ibarettir fikrini ileri sürmüştür. Kendisi, neden olunan olay, aslında vakti gelendir demiştir. Bu, Gazali’nin işaret ettiği çıkmaz ile aynıdır.

İşte Gazali, nedenselliği açıklayamamıştır ve çare bulamayınca “doğru ve emin olduğumuz tek şey vahiylerdir” demiştir. İşte tam o noktada özgür düşünce kilitlenmiştir. Bir ilahiyatçı olarak, vahiylerin doğru olduğunu nereden biliyoruz sorusunun sorulmasına izin vermemiştir.

Yani vahiy doğru mu sorusunun sorulmasına yasak koyarak, bir yerde düşünceyi zincirliyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.