ANAYASA MAHKEMESİ LAİKLİĞİ KALDIRDI -(TAMAMI)

Anayasa Mahkemesi, dinin toplum yaşamına müdahalesinin önünü açıyor

ANAYASA MAHKEMESİ LAİKLİĞİ KALDIRDI -(TAMAMI)
18 Nisan 2013 Perşembe 18:03

LAİKLİĞE DARBE

Anayasa Mahkemesi, 4+4+4 düzenlemesinin iptalinin ret gerekçesinde laikliği fiilen ortadan kaldırdı. Karar, hukuk çevrelerinde “Laikliğe darbe” olarak yorumlandı

 

Anayasa Mahkemesi’nin, kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptal isteminin reddine ilişkin gerekçeli kararı Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı. Yayınlanan gerekçede yasanın iptali için gösterilen gerekçelerin uygun bulunmadığı ifade edilirken yasanın anayasaya uygun olduğu belirtildi.

Katı ve esnek laiklik

Gerekçeli kararda “laiklik” konusunda ilginç açıklamalar yer aldı. Laikliğin 1937 yılından itibaren anayasada yer alan temel ilkelerden biri olduğu vurgulanan gerekçede laiklikle ilgili “katı” ve esnek-özgürlükçü” tanımlara yer verildi. Gerekçede bu konuda şöyle denildi:

“Laiklik, bireyin ya da toplumun değil, devletin bir niteliğidir. Laikliğin tarihsel gelişimi incelendiğinde, din olgusuna yönelik yaklaşım farklılıklarına bağlı olarak, kavramın iki farklı yorumu ve uygulamasının bulunduğu görülmektedir. Bunlardan, katı laiklik anlayışına göre din, bireyin sadece vicdanında yer bulan, bunun dışına çıkarak toplumsal ve kamusal alana kesinlikle yansımaması gereken bir olgudur. Laikliğin daha esnek ya da özgürlükçü yorumu ise dinin bireysel boyutunun yanında aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğu tespitinden yola çıkmaktadır. Bu laiklik anlayışı, dini sadece bireyin iç dünyasına hapsetmemekte, onu bireysel ve kolektif kimliğin önemli bir unsuru olarak görmekte, toplumsal görünürlüğüne imkân tanımaktadır... Dinler ve inançlar, mensuplarının yaşam biçimlerini, kimliklerini ve diğer insanlarla ilişkilerini etkiler.”

‘Laik devlet kayıtsız değildir’

Türkiye’de, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile başlayan süreçte din eğitimi veren okulların devlet tarafından kurulmasının öngörüldüğü kaydedilen gerekçede şu ifadelere yer verildi: “Laik devlet, dinler karşısında tarafsız olmakla birlikte, toplumun dini ihtiyaçlarının karşılanması konusunda kayıtsız değildir. Laiklik ilkesi, doğup geliştiği Batı’da, dinin toplumsal alandan dışlanması sonucunu doğurmamış, dini ihtiyaçların karşılanmasına yönelik devlet politikalarını beraberinde getirmiştir. Devlet okullarında öğrencilere din eğitimi verilmesi bunun başında gelmektedir.”

Özden: Katı veya esnek laiklik diye bir şey olmaz

Yekta Güngör Özden, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını eleştirerek, laikliğin katı veya esnek olarak iki farklı şekilde ifade edilemeyeceğini belirtti. Özden, “Laikliğin ne olduğu Anayasa Mahkemesi’nin 1989, 2008 ve 2010 kararlarında belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararında yer alan ifade  günün siyasi ortamına ve geçilmekte olan tünele uygun bir ifadedir. Hukuki ve bilimsel değildir. Dinsel amaçlıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı AİHM 7 kişilik yargıçlar kurulunca ve 17 kişilik Büyük Dairesince de uygun bulunmuştur. Buna rağmen böyle ifadeler kullanılması anlamsızdır” dedi.

Anayasa görev yüklüyor

Gerekçede Türkiye’de baştan beri laiklik ilkesinin anayasal düzeyde ve uygulamada Devlet ile İslam dini arasındaki kurumsal ilişkiyi mutlak surette dışladığının söylenemeyeceği ifade edilerek özetle şu görüşlere yer verildi: “Anayasa’da, resmi bir dine yer vermemekle birlikte, çoğunluk dininin mensuplarının inanç, ibadet ve eğitim gibi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik resmi mekanizmalar öngörülmektedir. Anayasa’da ifadesini bulan laiklik ilkesi, bir yandan dinin devletin esaslarını belirlemesini engellemekte, diğer yandan da din eğitim ve öğretimi dâhil dini hizmetlerin devlet eliyle verilmesine imkân tanımaktadır. ... Nitekim hemen her ülkenin din eğitim ve öğretimi, hâkim dine belli bir ağırlık vermekte, diğer dinler karşısında çoğunluk dininin mensuplarına bazı öncelikler tanımaktadır. AİHM de objektif ve gerekli olduğu takdirde bu farklı muamelenin sözleşme’ye aykırılık teşkil etmeyeceğini belirtmiştir.”

Toplum yaşamına müdahale

Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını değerlendiren uzmanlar kararın dinin toplum yaşamına müdahalesinin önünü açtığını bildirdiler. Laikliğin dinin toplum yaşamına müdahalesini engellediğini, ancak Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı ile laikliğin özünü yok ederek laikliğe darbe vurulduğunu, bu anlayıştan Müslüman vatandaşların da zarar göreceğini vurguladılar.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.