Anadolu'nun vicdanı bir 'Garip Bülbül'

Kendilerine has ifadeleri içerisinde yarattıkları zengin kültür mirası ile dünyanın dört bir yanına dağılmış olarak yaşayan Abdal kavminin büyük kollarından biri olan Anadolu Abdalları, Anadolu Müzik Geleneği'nin en özgün...

Anadolu'nun vicdanı bir 'Garip Bülbül'
24 Eylül 2013 Salı 23:09

16neset

Kendilerine has ifadeleri içerisinde yarattıkları zengin kültür mirası ile dünyanın dört bir yanına dağılmış olarak yaşayan Abdal kavminin büyük kollarından biri olan Anadolu Abdalları, Anadolu Müzik Geleneği'nin en özgün topluluklarından biridir. 18. Yüzyıl ozanı "Dertli Kemter" bir şiirinde:

Abdallığın binasını sorarsan,

Evveli Muhammed, Ali Abdaldır.

Hakikat ilminde aslın' ararsan,

Cümle ululardan ulu Abdaldır...

dizeleriyle Abdallığın inanç içerisindeki yerini ve yücelik mertebesini ortaya koyarken, bir başka dörtlükle Firdevs-i âlâda öten bülbüllerin dilinin de Abdal dili olduğunu belirtmektedir:

Muhammed, Kırklar'da bir hayal gördü,

Ol hayal ne imiş, aslına erdi,

Firdevs-i âlâdan içeri girdi,

Öten bülbüllerin dili Abdaldır...

Abdal dervişler soyundan, ömrü gariplik ile bülbüllük arasında geçmiş, son nefesinde; "sazımın emaneti" diyerek yarattığı gönül mirasını teslim eden, ustalar ustası Muharreöm Ertaş'ın benzersiz ozan oğludur Neşet Ertaş. Bir şaman misali gizemli ve esrik, bir kalenderî misali engin ve coşkun ve bir bektaşî eri olarak yüreği yüce bir aşk ve sevgi ile dolu. Engin gönlü, yalınkat yüreğinden taşan hüzünlü ve yanık ifadesi ile havalandırdığı türküleri, Anadolu tarihi kadar derin, Anadolu toprağı kadar bereketli, Anadolu kültürü kadar zengin, Anadolu insanı kadar içten, sade ve cömerttir. O, Anadolu toprağının vicdanı ve yüz akıdır. Her biri diğerinden değerli türkülerinden birinde, tıpkı babası gibi bir Garip Bülbül olarak süren yaşamını özetler:

Başın' alır diyar diyar gidersin,

Ahiri kendini mecnun edersin,

Garip Bülbül gibi feryat edersin,

Anlayan bulunmaz dilinden, gönül...

Aşk-ı sadakat ile sürdüğü bu yolda, ustalar ustası mertebesine ulaşmış bir yol eri olarak Hak katındaki yeri elbette bilinmez, ancak, halk katında, sanatı, eserleri ve örnek kişiliği ile Anadolu insanının gönlüne ışık olmuş bir halk kahramanıdır. Bildiğini, aklının erdiğini, kırmadan, incitmeden, ileri gitmeden söylemeye çalışır. Belli ki, gerçekler meydanında tarttığı öz değerini iyi bilir ama "ayaklar turabı, gönüller hizmetçisiyim" diyebilecek kadar da engin gönüllüdür. Bu; gezgin, münzevi yaşayan, kulak verip dört köşeyi dinleyen, maddiyata değer vermeyen, mülkiyeti reddeden, perişana-düşküne el uzatan, yoksulu gözeten, cahili eğiten şiirle-türküyle nefes alıp veren dervişi anlamak için, halkı bilmek ve gönül gözü ile görmek gerekir. Çünkü o, tıpkı Anadolu insanı gibi bütün süsü edep olan, sadeliğin içindeki gizli cevherdir.

Bir çınar misali Anadolu toprağına kök salmış, güçlü soluğuyla toprağa hayat vermiş Neşet Ertaş, ömrü boyunca elinde sazı, dilinde sözü, yüreğinde aşkın közüyle, insanlığa hizmet yolunda ışık olmayı sürdürdü. Âdeta bir bal arısı gibi, binbir çiçekten nice emekler çekerek yaptığı eşsiz lezzetteki balları gönüllerimize sundu. Varılacak menzili insan olarak gördüğü nice zorluklarla dolu bu çileli yolda, ışığını bereketli Anadolu toprağının aydın kültüründen alarak yürürken, korun içine çekilen ateş misali, emeğini ozan bilgeliğinin ardına gizleyerek engince fark edilmeyi bekledi. Bir "garip bülbül" misali sürdüğü ömrü boyunca hep hayatı havalandırdı, yaşadığını söyledi-söylediğini yaşadı.

Özgün bir kültürel ve manevi evren içerisinde yetişmiş, büyüklüğü, şu yada bu değil kendin olmakta, kendini bilmekte gören dağ gönüllü Ertaş, yaşamını boydan boya kat ederken sayısını hatırlayamadığı kadar çok sayıda eser üretmiştir. Sevgi dolu yanık yüreği, içtenliği, engin gönlü ve eşine az rastlanır sanatsal dehası ile yarattığı bu eserler, onun muhteşem sanatının gönüllere düşen yansımalarıdır. Doğumdan ölüme ve ölüm sonrasına dair böylesi geniş bir ifade ve konu çeşitliliği içerisinde Hak'tan aldığını halka aktararak insanlığa bir şeyler vermeyi görev bilmiştir. İstemiştir ki, söyledikleri anlaşılsın, kaybolmadan yerine ulaşsın.

Büyük usta, bir Eylül sabahında bu dünyadaki görevini tamamlayarak bedenen aramızdan ayrıldı. Ne mutlu bizlere ki, bu toprağın özgün sesi Neşet Ertaş ile aynı yüzyılda yaşadık, aynı havayı soluduk, aynı duyguları paylaştık. Onun aşk ile çarpan yüreğinin sesinden kanma şansına eriştik. Umuyoruz ki insanlık, bu insan velisinin bıraktığı eserlerle aydınlanmayı sürdürecek, susuzluğunu Onun tertemiz, hayat dolu, binbir derde deva kaynağından kana kana içerek giderip, sevginin, kardeşliğin ve birliğin sırrına varacaktır.

*Erol Parlak'ın Demos Yayınlarından çıkan kitabı "Garip Bülbül Neşet Ertaş" adlı kitabının önsözünden...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.