‘Ağacın dalı kesilmeyecek’ -(TAMAMI)

‘Köşkün yeri değişecek!’

‘Ağacın dalı kesilmeyecek’ -(TAMAMI)
06 Haziran 2013 Perşembe 18:18

Atatürk ne yaptıysa onu yıkmak, satmak, izini bile yok etmek bu iktidarın amansız hedefidir. Ne var ki iktidar, Bursa Nutku’nu ciddiye almamakla büyük hata yapmıştır ve düzenlenen oyunu bozan, Türk Gençliği olmuştur

O günlerde Yalova sıtma yatağı gibiydi. Tarih 21 Ağustos 1929. Gazi, Rumeli göçmenlerinin yerleştirildiği Yalova’ya, hemşerilerinin halini, durumunu görmek üzere gidiyordu. Ertuğrul Yatı’nın güvertesinden kıyıyı seyrederken, birden onu gördü: Muhteşem bir çınar ağacını. Çocukluk günlerini mi anımsadı bilinmez ama derhal karaya çıkılmasını emretti. Birazdan çınarın yanındaydı.

Beraberindekilerin şaşkın bakışları arasında bu ulu çınarı yakından inceledi. Kim bilir nelere tanık olmuş o koca gövdeyi adeta eliyle, gözüyle okşadı, tekrar gelişlerinde gölgesinde oturup bir kahve içmek için bu çınarın yakınına küçük bir kır evi yapılmasını emretti. İstediği bir kır eviydi ama Cumhuriyet Gazetesi 12 Eylül 1929 tarihinde bunu haber yaparken, “Atatürk Köşkü Açıldı” manşetini verince, bu isim kalıcı oldu. Yapımı 22 günde bitirilmişti.

Gazi daha sonra da Yalova’ya sık sık geldi. Türk tarımına katkıda bulunmak üzere, kendi parasıyla birçok yerde örnek çiftlikler kurmak, sonra da bu çiftlikleri millete bağışlamak istiyordu. Uygun yer arıyordu. Yalova’yı çok sevmişti. Özellikle Yalova’nın yeşilini. “Millet Çiftliği” ve “Baltacı Çiftliği” Yalova’da işte böylece kuruldu.

Aradan 9 ay kadar geçmişti. Gazi yeniden Yalova’daydı. Tarih: 17 Haziran 1930. Bu zaman zarfında o ulu çınar daha da serpilmiş, dallarından biri, hemen yakınındaki köşkün çatısı için tehlikeli olmaya başlamıştı. Gerçekten de rüzgârlı havalarda o dal neredeyse çatıyı çökertecek derecede tehlike yaratmıştı. O yapı sahici bir köşk değildi ki! Bahçıvan Gazi’ye yaklaştı ve durumu açıklayarak o dalın kesilmesi için izin istedi. Gazi’nin birden kaşları çatıldı:

‘Ev yapmak için ağaç kesilmez’

“Hayır! Ağacın dalı kesilmeyecek, köşkün yeri değişecek!...”

Köşk ahşaptı, önemli bir yapı değildi, iki üç hafta içinde bir diğeri 10 metre ileriye yeniden yapılabilirdi ama, hayır!.. Gazi, “Ev yapmak için ağaç kesilmez!...”mesajını veriyordu halkına. Ankara’daki çiftlikte bir iğde ağacı vardı. Kahvesini onun gölgesinde bağdaş kurup oturarak içmeyi çok severdi. Çiftliği hazineye devredince bakım aksamış, iğde kurumuş, o nedenle de kesilmişti. Bir gün çiftliğe gittiğinde iğde ağacını yerinde bulamayınca ağlamaklı olmuştu. Sinirden yeri göğü inletiyor, “Hayvanlar” diye bağırıyordu. “Hayvanlar, neden bana söylemediniz? Ben bir çözüm bulurdum!”

Oysa biz bugün kışla yapmak için ağaç kesiyoruz, villalara yer açmak için ağacı bırakın ormanları katlediyor, arsa üretmek için tümüyle yakıyoruz. Bunları görseydi ne derdi acaba?

Nasıl yeşil bir kentte yaşanır

Son günlerinde İstanbul’un imarıyla, özellikle Taksim Meydanı’nın yeniden düzenlenmesiyle çok yakından ilgileniyordu. Savarona’ya çıkalı henüz iki gün olmuştu. (2 Haziran) ama programı yüklüydü. Yatın orta salonunda önce Başbakan Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ı kabul etti; iç politika, dış politika, İstanbul’un imar projesi üzerinde bilgi aldı. Vali kentteki imar projeleri hakkında geniş bilgi sundu. Beraberinde getirdiği avam projeyi Atatürk dikkatle inceledi ve süratle bitirilmesi talimatını verdi. İçişleri Bakanı Ş. Kaya’ya da bu konuda gereken yardımın yapılması uyarısında bulundu. Taksim yeniden düzenleniyordu.

Vali Bey 29 Haziran’da yeniden Savarona’daydı. Geçen bir aya yakın süredeki gelişmeyi gene avam proje üzerinden hararetle anlatırken Atatürk’ün yüzü aydınlanıyordu. Bu nasıl bir yurt sevgisi, sorumluluk anlayışı idi ki, günlerinin sayılı olduğunu bile bile, İstanbul’da nasıl daha iyi nefes alınır, yeşil bir kentte yaşanır, bunu görmek istiyordu. İlk komadan çıkınca ilk işi valiyi çağırtmak olmuştu. “Taksim’e çıkacak falan caddenin nereden geçip, nerelerin istimlak edilmesi gerekeceği konusuyla bu saatten sonra ne işi olurdu ki!...17 Eylül’de bunu konuşuyordu. Kapıda doktorlar saç baş yolarken. Sonunda, 3 Ekim’de Taksim’in aldığı son şeklin fotoğraflarını izlerken, mutluydu. Bizler adına.

Atatürk ne yaptıysa onu yıkmak, satmak, izini bile yok etmek bu iktidarın amansız hedefidir.

Günlerdir yaşadığımız “Taksim Gezisi” meselesinin özü budur. Ne var ki iktidar, Bursa Nutku’nu ciddiye almamakla büyük hata yapmıştır ve düzenlenen oyunu bozan, Türk Gençliği olmuştur.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.