‘Yaşama Sevincine Bin Selam’

‘Sanatın görevi, oyalama, eğlendirme, uyutma değil’ düşüncesini yazdıklarında da yaşama geçirdiğini apaçık gördüğümüz Kaftancıoğlu, Köy Enstitüleri aydınlığının edebiyatımıza armağanlarından biris

‘Yaşama Sevincine Bin Selam’
11 Nisan 2015 Cumartesi 08:09

Öner Yağcı
“Benim için sanat yalın kılıç açık söyleyiş, kesin söyleyiş, en yakın olaya, çağa, karanlığa ışık tutuştur... Yüzyıllardır Türkçeyi hor gören, aşağılayan, Türkçe düşmanlığı yapan kişiler var. Bunların çoğu içimizde. Türkçenin yaygın alanlardaki kullanılış güzelliğini, biçimini, rengini, söz ve deyişlerinin türlerini getirmek görevimizdir...” diyen Ümit Kaftancıoğlu; Köy Enstitüleri aydınlığının edebiyatımıza armağanlarından birisi. 
SANATSAL ÜRÜN-YAŞAM BAĞI
Köy Enstitülerinin zengin kitaplığında büyütmüş kendini. Yazma tutkusuyla dolmuş. Köy Enstitülerinden yetişen öncü edebiyatçıları, Fakir Baykurt’u, Mahmut Makal’ı, Talip Apaydın’ı örnek almış kendine; sonra da büyük Rus romancılarını. 1972’de yayımlanan “Dönemeç”in gördüğü yoğun ilgi, onun “Toplumsal yaşamla sanatsal ürün arasında bağ var” diye düşünerek ürettiği yeni çalışmalarını tamamlamasının ve sürdürmesinin de başlangıcı olmuş. İyi de başlamış. Ama o dönem faşist saldırganlığın amansız cinayetlerinin yoğunlaştığı bir dönemmiş. Ülkeyi 12 Eylül faşizmine sürüklemek isteyen tetikçilerin hedeflerinden biri de TRT’deki programlarıyla ve kitaplarıyla bir aydınlatıcı olan Kaftancıoğlu olmuş.
11 Nisan 1980’de İstanbul Mecidiyeköy’de faşist bir saldırı sonucu öldürüldüğünde Kaftancıoğlu’nun ardında “Dönemeç, Çarpana, İstanbul Allak Bullak” adlı öykü kitapları; Rauf Mutluay’ın “Kaftancıoğlu çok gerekli bir gerçekçilikle doğup yetiştiği coğrafyanın kaderini başarıyla romanlaştırır”; Behçet Necatigil’in, “Yer yer bir destan, bir Dede Korkut temposu ve anlatımıyla bezenmiş roman, Alevi törelerini, Cem ayinlerinin ayrıntılarını göstermesi, yerel renkleri, ağızları, âdetleri yansıtmasıyla da ilginç ve sürükleyicidir” dediği “Yelatan” ve Metin Turan’ın, “Türk edebiyatında feodal beyinlerin, Cumhuriyet dönemi içerisinde siyasal iktidarla ilişkilerini irdelemek, siyaset ve hükümet etme kurumlarının 1990 ve 2000’li yıllardaki yerel ve ulusal ölçekteki izdüşümünü görmek bakımından da önemlidir” dediği; toplumsal bir çıbana eğilmekteki ve ağalık düzeninin yapılanışını anlatmadaki cesareti ve başarısıyla dünden bugünü gösteren bir siyasal roman olan “Tüfekliler” adlı romanlar; “Tek Atlı Tekin Olmaz, Köroğlu Kolları, Köroğlu” gibi halk edebiyatı çalışmaları; “Hakullah” gibi (röportaj); “Altın Ekin, Kekeme Tavşan, Dört Boynuzlu Koç, Kan Kardeşim Dorutay, Hınzır Paşa, Çizmelerim Keçeden, Salih Bey, Çobangeçmez, Şülgür Deresi”gibi çocuk kitapları ve Evreşe Yolları Dar, Yüksek Tüksek Tepelere Ev Kurmasınlar, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz... gibi derlediği türküler kaldı kültürümüze. 
“Sanatın görevi, oyalama, eğlendirme, uyutma değil,” düşüncesinde olan ve yazdıklarında da bu düşüncenin yaşama geçirildiğini apaçık gördüğümüz; yaşadıklarını yazan Ümit Kaftancıoğlu için Öztürk Tatar’ın hazırladığı, “Yaşama Sevincine Bin Selam” adlı bir kitap yayımlandı ve ailesinin desteğiyle adına düzenlenen öykü yarışması 11. yaşında... 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nadir Şener Hatunoğlu - 5 yıl önce
ülkemiz, türk dünyası yetiştirdiği bu yüksek değerlerle övünmektedir. saygıyla.
* matematikçi-bilim uzmanı