Unutulan bir romancı İlhan Tarus

Kurtuluş Savaşı üçlemesinde İlhan Tarus işbirlikçilere, yobaz din adamlarına karşı savaşım veren halk kesimlerini keskin biçimde aktarır

Unutulan bir romancı İlhan Tarus
27 Ocak 2015 Salı 15:41

Öner Yağcı
1907 doğumlu İlhan Tarus, “Hükümet Meydanı” romanının giriş yazısında, kendisini şöyle anlatır: “Hukuk diplomasına dayanarak Batı, Doğu ve Orta Anadolu savcılıklarında, yargıçlıklarında doğru dürüst görev yapıp yoluna ilerleyeceği yerde dipten düzeltmelere, doğrultmalara halk ve hak uğrunda kalkışmış, birkaç yılda kendisini tüketip kadro dışına atılmıştır. Sonradan tekrar adalet memurluklarında, bankalarda ötede beride... 20 yıl kadar çalışmışsa da 1951 ortalarında insanların budalalıklarına artık dayanamayacağını anlayıp sokağa fırlamıştır. O gün bugün, sözüm yabana, gazetecilik yapmaktadır.” 
GERÇEK TC SAVCISI ÖRNEĞİ
1950’li yıllardan öldüğü 8 Ocak 1967’ye kadar “Doktor Monro’nun Mektubu, Tarus’un Hikâyeleri, Apartman, Karınca Yuvası, Ekin İti, Köle Hanı” adlı öykü kitaplarında Anadolu’nun çeşitli yörelerinden “küçük insan”ları anlatan Tarus’un; “Ceza Hâkimi, Bir Gemi, Suavi Efendi” adlı oyunları ve “Ahiler” adlı incelemesi vardır. “Saman Pazarı, Uzun Atlama: Bir Endüstrileşmenin Romanı, Kasabanın Ruhu, Duru Göl, 1980 Yılındayız” adlı romanları olan İlhan Tarus’un asıl yazarlığı “Yeşilkaya Savcısı” ve Kurtuluş Savaşı üçlemesi olan romanlarında (“Varolmak, Hükümet Meydanı, Vatan Tutkusu”) ortaya çıkar.
1928’de  Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirip 1929-1932 yılları arasında savcı ve yargıç olarak çalışan ve görevine son verilen İlhan Tarus, ilk romanı olan “Yeşilkaya Savcısı”nda sanki kendisini anlatır. Bir savcının çıkar çevreleriyle giriştiği savaşı, onun “yargıçlık onurunu zedelediği” gerekçesiyle görevden alınmasını da anlatır. “Unutulmayan Yazarlar Sempozyumu”nda Mustafa Şerif Onaran, “Halkın ezilmişliğine karşı mesleğinden gelen güçle, hakkı savunmak isteyen bir savcının giriştiği bir savaşım,” olarak yorumlar romanı. Evini basan po-lislerin, “Ulan senin adında bile hayır yok,” dediği Tarus hep öfkelidir. Onaran, “Halkın gücüne inanmak, sonucunu kestiremeyeceğimiz bir umuttur. Ama halk acısı siyasetçilerin o gücü kendi çıkarları için kullanması, umudu hep ertelemiştir... O, halk dediğimiz o belirsiz güçle, siyasetçilerin içtenliksiz davranışındaki o ikilem arasında biledi öfkesini” diye anlatır Tarus’u. 
KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLEMESİ
Kurtuluş Savaşı üçlemesinin ilki olan “Varolmak”ta, İstanbul’a yakın bir kasabadan gözlemlerle savaşın başladığı yıllardaki çıkar ilişkilerinin yıkıcı etkileriyle dağılma sürecini ve halkın çaresizliğini anlatır. “Hükümet Meydanı” savaş dönemindeki ayaklanmaları “İstanbul’daki halifeye bağlı uçaklar çeşitli bölgelere savrulup pır pır uçan fetvalar, fermanlar, buyrultular, barut fıçılarının üzerine düşmüş kıvılcımlar gibi Anadolu’yu birden yangına verdiler” cümleleriyle anlatır. Yunan saldırısına karşı bilinçlenen halkın Ege’deki direnişini ise “Vatan Tutkusu”nda destanlaştırır. Bu üçlemede işbirlikçilere, yobaz din adamlarına karşı savaşım veren halk kesimlerini anlatır. Bu romanlarda asker kaçakları, işbirlikçiler, hilafet yanlılarıyla ulusalcı güçlerin savaşımı keskin biçimde aktarılır.  
Onaran bu unutulmuş romancımızı şöyle selamlamıştı: “Cebeci gömütlüğünde, tasarımını Fikret Otyam’ın yaptığı o sonsuz dinlenme yerinde, başucunda uzun bir malta taşı vardır. Taşın üst ucu eğik kesilmiştir. Üstünde Yeşilkaya Savcısı İlhan Tarus yazıyor.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.