Tek kişilik oyunlar ve Sumru Yavrucuk

Sorun şu ki; mutsuz olmak zafiyetini mutluluğa, her yaşta mutluluğa kim, nasıl çevirecek? Yazar da bilmiyor. Tiyatronun öncelikli işi, mutsuzluğun fotoğrafını göstererek seyirciyi güldürmek mi?

Tek kişilik oyunlar ve Sumru Yavrucuk
06 Aralık 2015 Pazar 14:54

Tanju Cılızoğlu
[email protected]

Tiyatromuzun usta oyuncusu Sumru Yavrucuk, son yıllarda tek kişilik oyunlarda ustalığını doruğa taşıdı. İyi bir oyuncu için tek kişilik oyunlar hem ekonomik hem de başarıya daha bir yakın durmak... Kadrosu kalabalık oyunlarda tüm oyuncular ansamble olamıyorlarsa bireysel yeteneğinizle oyunun içinde öne çıkmak, var olmak zordan da öte, olanaksız.
Tiyatromuzda usta oyuncularımızın birçoğu tek kişilik oyunları denediler de uzun süre sürdüremediler. Sumru Yavrucuk, tek kişilik oyunlarına şimdilik seyirci buluyor, üstelik seyircisi memnun. Ama bilinsin ki seyirci çabuk sıkılır. Eskitir. Tüketir.

SHIRLEY VALENTINE
W. Russel İngiliz oyun yazarı. Shirley Valentine, dünyamızın 40 yaşını aşmış, evliliğin monotonluğunda köhne bir yaşamı sürükleyen kadınlarından. Dünyanın her yerinde sayıları çokça...
Çağımızın ünlü düşünürü Halil Cibran’ın “Mutluluğu kimseden bekleme, onu sen yarat, özgün olsun” sözüyle buluşmamış ya da böyle bir buluşmayı aramamış kadınların dramını komikliklerle anlatmak.
Ne yazık ki W. Russel, Cibran’ın bu sözünü oyununu yazarken duymamış ya da önemsememiş.
Shirley Valentine, bir monotonluğu yırtmak için arkadaşı ile Türkiye’ye, Bodrum’a seyahate çıkıyor. Bu kaçış çok bilinen, ucuz, seks buluşmasıyla sürüyor.
Yazar kahramanının kendini eskiten, eskittikçe yalnızlaşan serüvenine ucuz tatil kaçamakları sahneleri ekleyerek seyirciyi oyalama konusunda bir oyun yazarının kurnazlığının bütün labirentlerine dalıp çıkıyor.
Evliliğini monotonlaştırmış her birey sahne üstünde yaşanan yenilginin karelerinde kendini görüyor.
Peki seyirci oyundan çıkarken “Eee şimdi ne olacak?” sorusuna yanıt buluyor mu bulamıyor mu ya da yazarın böyle bir sorumluluğu var mı? Halil Cibran’ın öğüdünden haberi yok ki monoton bir yaşama ömrünü törpületen insanlara ufuk açsın.
Diyalektik umudu yakalamamış Russel, mutsuzluğu kemikleştirerek anlık etkilenmelerin alkışı ile seyirciyi evine yolluyor.

OYNAMAK VE YÖNETMEK
Sumru Yavrucuk hem oynuyor hem de oyunu yönetmiş. Bir oyuncunun kendi kendisini yöneterek sahnede var olacağına inanması, aşılması zor teknik bir hata.
Bir oyunun oyun olabilmesi için önce metin olacak. Oyuncu olacak ve mutlaka dış gözle oyunu oyuncuya açacak yönetmen olacak. Oyuncu oynadığı oyunu kendi yönetiyorsa nasıl kendisine dışarıdan bakacak, müdahale edecek. Nitekim Yavrucuk’un oyunda kullandığı gitarıyla şarkı söyleyen sanatçısıyla yaptığı sahne paylaşımı oyuna tam bir yamaydı. Ve Valentine’in Bodrum kaçamağı için aldığı iç çamaşırları seksi olması için alınmıştı da son derece normal kadın iç giyisileriydi.
Eşinle olmuyor, Bodrum’da kafe işleten Adem’le olmuyor. Peki ne olacak? Nasıl olacak?
Sorun şu ki; mutsuz olmak zafiyetini mutluluğa, her yaşta mutluluğa kim, nasıl çevirecek?
Yazar da bilmiyor.
Tiyatronun öncelikli işi mutsuzluğun fotoğrafını göstererek seyirciyi güldürmek mi?
Tiyatro diyalektik umudu düşündürdüğü için var ve o yüzden vazgeçilmez.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.