Onat Kutlar, 'Bakur' filmi için ne derdi

34. İstanbul Film Festivali bugün sona eriyor. Büyük coşkuyla başlayan festival ‘sansür’ tartışmaları nedeniyle hayal kırıklığına dönüştü. Peki ‘sansür’ tartışmaları doğru zeminde mi yapılıyor?

Onat Kutlar, 'Bakur' filmi için ne derdi
19 Nisan 2015 Pazar 13:49

Murat Şimşek 

ONAT Kutlar’ı tanır mısınız? Türkiye’nin önde gelen kültür sanat insanlarından. Sinema dünyamıza katkıları tartışılmaz. Türk Sinematek Derneği ve İstanbul Uluslararası Film Festivali’nin kurucularından. Yeni Sinema dergisini çıkaran ekibin içinde. Cumhuriyet gazetesi yazarı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) Yönetim Kurulu Üyesi. Çok sayıda filmin yapımcılığını üstlenip, senaryosunu yazmış. Berlin Film Festivali’nde jüri üyeliği yapmışlığı bile var. Sadece sinema eleştirileri değil şiirler, öyküler de yazıyor. Bu insanı öldürdüler.  

Evlilik yıldönümünü kutlamak üzere gittiği pastaneye yapılan bombalı saldırıda omurgasına saplanan camlar nedeniyle ağır yaralandı, günler sonra can verdi. Aynı saldırıda Arkeolog Yasemin Cebenoyan da olay yerinde hayatını kaybetti.  

Saldırıyı PKK’nın gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Saldırganlar “Türk turiz-mini baltalamak için bomba koymayı kararlaştırdıklarını” itiraf ettiler. Bombayı koyan Deniz Demir, 9 buçuk yıl yatıp çıktı. Belki sinemaya gidip nostalji olsun diye PKK filmlerine bilet alı-yordur. Onat Kutlar ise öldü. “Hakkari’de Bir Mevsim”in senaristini bir kez daha öldürdünüz.  

Onun kurucularından olduğu İstanbul Film Festivali, bu sene PKK propaganda filmini listesine aldı. Filmin yasal prosedüre takılıp gösteriminin iptal olması üzerine bir “sansür” kıyameti koptu ki sormayın. 23 film festivalden çekildi. Festival komitesi basın açıklaması yaparak çekilen filmlere destek verdi, PKK filmine yönelik “sansür”ü kınadı. Yarışmalar ve kapanış töreni iptal edildi. “Sansüre öfke” İstanbul sınırlarını aştı Ankara Film Festivali’nin jürisi ve ulusal yarışmada yarışacak 11 filmin yedisi festivalden çekildi. Belgesel ve kısa film yarışmaları da iptal edildi.  

PKK filmi için görülmedik tepkiyi gösterenler, şu güne kadar özgürlükler ve demokrasiye ne suikastlar işlendi bilmiyorlar mı? Ergenekon’u, Balyoz’u gördü bu ülke. Kafka’nın “Dava”sını kıskandıracak kurgular sahnelendi yıllarca. İki satır yazmadınız ey edebi-yatçılar. 5 yıl önce “darbeciler yargılanıyor” hevesiyle karda kışta yürüdünüz Tünel’den Taksim Meydanı’na kadar. Cemaatçisi, liboşu, dincisi, LGBT’si “Darbelere karşı omuz omuza” verip, “Yaşasın halkların kardeşliği” dediniz. O davaların filmini çekmenizi beklemiyoruz bu yüzden. 12 Eylül’ün ekmeğini birkaç yıl daha yersiniz. 81’li çocuklar 80 darbesinin filmini çekiyor, gözlerinin önünde her gün yaşanan darbeleri göremiyorlar. Şimdi aynı sokaklarda “Sansüre karşı özgür sinema” yürüyüşü yapıyorlar. 

DREYFUS VAR, YAZAN YOK 

Dreyfus’u suçlu bulmuştu Fransız yargısı, çöpte bulunan imzasız bir mektup üzerine. O yüzbaşının başına gelenler bugün gencecik subaylarımızın başına geldi. Sahte belgelerle, iftiralarla, yandaş medyalarıyla linç ettiler. Özgürlükçü geçinenlerin çoğu susmuştu. “Aman tadımız kaçmasın” dediler. Susmayanlar da çıktı. O gün tatları kaçtı ama isimleri bugüne kadar yaşadı. Émile Zola “Zehirli ırmak yanlarından gittiği halde kıllarını kıpırdatmadılar” diyerek rezil etti o günün susanlarını. Yandaşlarsa Zola’yı lince başladı. Türkiye’de yüzlerce Dreyfus olayı yaşandı, dönüp iki satır yazmadınız. Şimdi sansüre karşı oldunuz, düşüncesi ne olursa olsun ifade özgürlüğünün savunuculuğuna soyundunuz öyle mi?  

AKP’NİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIYANLAR 

İktidarı hedef alarak savunduğunuz şeyin meşrulaşacağını mı düşünüyorsunuz. AKP sayesinde çekildi o film. “Çözüm süreci” adı altında yaratılan ortam olmasaydı, yeri yurdu belli olan teröristlerle aylarca dolaşabilir miydi o filmin ekibi? Sizden Zola olmanızı bekleyen yok ama savunduğunuz düşünceyi kıvırmadan savunun. 

Haziran’da tüm yurtta alanlara çıkan milyonlarca yurttaşın ellerine aldığı ay yıldızlı bayrakla ortaya çıkan “Gezi ruhu”, bir avuç PKK’lının gönlü olsun diye yok ediliyor.  

Muhalif postuna bürünmüşler ama her adımları iktidara yarıyor. Seçimlere doğru baş aşağı giden iktidara, yıllardır müzakere ettiği terörle mücadele edi-yor görüntüsü veriyorlar. Yandaş med-ya, PKK filminde Tunceli savcısını şehit edenlerin rol aldığını yazarken, “muhalif” medya “sansür” diyor, tepkiler yükseldikçe coşuyor. “İktidar karşıtlığı” veya “fikir özgürlüğü” üze-rinden sunulan gerekçelerle PKK savunuculuğunu da “Ermeni soykırımı” yalanını da meşru göstereceklerini umuyorlar. Savundukları fikirlere o kadar güvensizler ki, başka gerekçelerle kendilerini sağlama alma derdindeler. Liberalleri geçtik, kimi solcular da bu kervana katılıyor. Sovyetler Birliği’nde de, Küba’da da yasaklanan filmler olmuştur. Etnik kışkırtıcılık yapıp, halka düşmanlık ediyorsa yasaklanır! Bizdeki yasakları tenzih edelim ama devrimci duruş bunu gerektirir. Siz “çiçek çocukların” gönlü olsun diye her şeye yol vermezler. Bu arkadaşların gerçek derdinin “özgürlük” olduğu da şüpheli. “İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk getirir ve insanların çoğu da bundan korkar” der Freud. Bunlar da sorumluluk almaktan alabildiğince kaçınırlar. Akvaryumlarındaki özgürlük yeter onlara. “Gümüşsuyu’nda, Cihangir’de seçmenin yüzde 80’i sandığa gitmemiş. Sosyal medyada “tatava yapma” diyeceklerine sandığa gitseler, Beyoğlu’nu AKP kazanamayacaktı.  

Naçizane önerimiz PKK propagandası yapan ve belgesel olmaktan çok bu ve benzeri yapımlara kefil olmayın. Terör örgütüdür, eylemsizliğine güven olmaz... Yarın öbür gün yine pastanelere saldırırlar kimin hangi saldırıda hedef olacağı belli olmaz. 

Onat Kutlar’ın dediği gibi “Sinema bir şenliktir” kaygılanmayın. 



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.