Merhaba ‘Yabancı Sahne’

‘Yanlış Tanrı inancının bizi nerelere götürebileceğini son 5 bin yıldır dünyanın her tarafında yaşıyoruz. Son 10 yıldır da Türkiye’de çok yoğun bir şekilde yaşıyoruz’

Merhaba ‘Yabancı Sahne’
08 Nisan 2015 Çarşamba 11:48

Ercan Dalkılıç
2012’de kurulan Yabancı Sahne, eski metin-yeni dramaturji şiarıyla yola çıkmıştı. “Suç ve Ceza”yı bu dramaturji anlayışıyla sahneye koyan, tiyatronun kurucularından, aynı zamanda oyunda Porfiry’yi de canlandıran Deniz Hamzaoğlu’yla buluştuk ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...  
- Nasıl kuruldu Yabancı Sahne? Hikayenizi dinleyebilir miyiz?
Konservatuvardan mezun olduktan sonra çeşitli tiyatrolarda oyuncu ve yönetmen olarak çalıştım. Sonrasında hem Selçuk Üniversitesi’nde hem de Çukurova Üniversitesi’nde oyunculuk ve diksiyon dersleri verdim. Süreç içerisinde Gülay Say ile tanıştık ve beraber tiyatro yapma fikri gelişti. Ben çalıştığım kurumlardan ayrıldım ve İstanbul’a gelip Gülay’la “Yabancı Sahne”yi kurduk zamanla ekibimiz büyüdü. 
- “Suç ve Ceza” gibi hacimli bir eseri oldukça konsantre bir şekilde ele almışsınız... Nasıl başardınız bunu?
“Suç ve Ceza”nın içinden rastgele koparılacak her 30 sayfa bir tiyatro metni olur. İyi bir dramaturgun eline ver, bence orada çok dişil metinler yaratılabilir. Ben metni oluştururken en çok şuna dikkat ettim: Bugüne ne söylüyorum? Metnin klasik yapısı, her çağa, her ana sesleniyor muhakkak. Ama bugün yanlış Tanrı inancının bizi nerelere götürebileceğini son 5 bin yıldır dünyanın her tarafında yaşıyoruz. Yanlış inanç sistemi... Son 10 yıldır da Türkiye’de çok yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Bu sistem, benim “Suç ve Ceza”yı bu şekilde yorumlamama neden oldu. Çok güçlü bir cinayet hikayesi de var aynı zamanda metinde, bilindiği üzere. Hedeflediğiniz nokta net olduğunda bu kadar ciddi, hacimli bir eseri konsantre hale getirebiliyoruz.
- Sizin “Suç ve Ceza”nızda Raskolnikov intihar ediyor. Finali neden değiştirme gereksinimi duydunuz?
Dostoyevski’nin asal metninin finalini değiştirdim. İlk okuduğumda romanı, ki onlu yaşlardaydım, sonu bana hiç doğru gelmemişti. Raskolnikov’un Sonya’yla beraber her şeyi kabul edip Sibirya’ya gitmesi, hiç inandırıcı gelmemişti. Tabii yıllar sonra Dostoyevski’nin infazına üç beş dakika kala ölüm cezasından kurtulduğunu öğrendim.  Hayatı ikiye ayrılıyor doğal olarak,  bunu kimse sorgulayamaz. Sonra Tanrı’nın onu Hristiyanlığı yaymak için dünyada tuttuğunu düşünür. Böylesi varoluşçu bir romanı teolojik diyebileceğimiz bir sonla bitirmiş. Dolayısıyla bugün ben buna inanmıyorum. Raskolnikov kendini öldürür. Gelen Rus seyircilerle konuştuğumuzda şöyle dediler: “Öfkelenmek gerekiyor gerçekten, Dostoyevski’ye dokunmuşsun ama çok güzel olmuş.”
- Siz niye Raskolnikov’u canlandırmadınız oyunda, merak ettim...
Benim için tiyatroda, bütün görsel sanatlarda olduğu gibi “oynanılacak role fiziksel uygunluk”  çok önemli. Eski tiyatrocular, oyunculuklarına güvenip, birçoğu altlarından kalkmışlardır, saygım sonsuz elbette, ama elli ellibeş yaşındaki oyuncuların da Raskolnikov oynadığını gördük. Ama bu gerçek değil. O yüzden bizim oyunumuzda Raskolnikov’u Yiğit Uçar canlandırıyor.
- Oldukça minimal bir dekor kullanımı mevcut oyunda...
Bütün hikayeyi Raskolnikov’un kafasının içinde geçirmek istedim. Raskolnikov’un adalet duygusu, vicdanı bu oyunda seyirci. Sahneleme biçimi olarak da çok fazla olanak sağladı bu bize. Seyirci salona girdiğinde boş bir sahne gördü başta. Ama biz oynamaya başladığımızda Marmeladov’un öldüğü sokağı da gördü, Porfiry’nin sorgu odasını da gördü, Sonya’nın genelevini de gördü... 
- Gelecek projeleriniz neler? Dostoyevski’den devam edeceksiniz sanıyorum..
Evet, Dostoyevski’den vazgeçemiyoruz. Ekim ayında “Beyaz Geceler” yapacağız. Bir de şöyle bir sürprizimiz olacak; herhalde “Suç ve Ceza”da yer veremediğimiz Svidrigailov, bir göz kırpacak bu oyunda. Bu aralar onun dramaturjik çalışması içindeyiz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.