Kültür, sanat ve tarih işte Moskova!

Bir masal şehri kadar güzel ve temiz... Tiyatrolar kütüphaneler ve muhteşem müzelerle dolu bir kültür şehri. Kitapçıları da unutmamalı!

Kültür, sanat ve tarih işte Moskova!
24 Mart 2015 Salı 12:58

Tülin Uygur
MOSKOVA yeşil bir şehir. Şehir merkezinde dahi halkın nefes alabileceği, yürüyüş yapabileceği yeşil alanlar, gölgesinde oturabileceği kocaman ağaçlar var. Bol kültür ve temiz hava Moskovalıları da temiz ve saygılı yapmış! Moskovalılar en yoğun işe gidiş geliş saatlerinde bile önce tren kapılarının kenarında yolcuların inmesini bekliyor, sonra biniyor. Asla bir itiş kakışa rastlamadık. Aktarma yapılan istasyonlardaki upuzun koridorlarda ve merdivenlerde yaşlıların paketlerini taşımalarına yardım ediyorlar, trenlerde yer veriyorlar.   
1382’de Moskova henüz küçük bir beylikken Altın Ordu hükümdarı Toktamış Han tarafından işgal edilmiş, halkı kılıçtan geçirilmiş. Altın Ordu zamanla yok olmuş ama doğuya doğru yayılmak isteyen Moskova’ya bu defa da Kazan Hanlığı engel olmuş. Korkunç İvan doğu sorununu Kazan ve Astrahan Hanlığı’nı yok ederek çözmüş, doğunun kapılarını açmış. 1556’da bu zaferin anısına bugün renkli kubbeleriyle Kızıl Meydan’ı süsleyen Aziz Vasil Katedrali’ni yaptırmış. Katedralin kubbeleri gökyüzüne yükselen şenlik ateşinin alevleri gibi tasarlanmış. Napolyon 1812 yılında Moskova’yı işgal ettiğinde bu katedrali Paris’e taşımak istemiş! Ama olmayacağını anlayınca Moskova’dan çekilirken Kremlin gibi Aziz Vasil katedralinin de havaya uçurulmasını emretmiş. Şiddetli bir yağmur hem katedrali hem de Kremlin’i kurtarmış. 
NAZİ İŞGALİ
Fransız işgali gibi Nazi işgali de Rusları derinden etkilemiş, Moskova halkının bu işgallere karşı direnişi övünç kaynağı olmuş. Halk özellikle 1941’de tam 3 ay Nazilere geçit vermemiş. Stalin tam 1 milyon 280 bin asker ve sivilin hayatını kaybettiği Moskova savunmasında, şehrin son kişi kalana dek savunulmasını emretmiş, savaşı genelkurmay karargahı olarak kullandıkları Kirovskaya metro istasyonundan yönetmiş. Sovyetler Birliği’nin faşizme karşı direnişini görmek için Zafer Parkı ve Müzesi ziyaret edilmeli.      
Poklonnaya Gora olarak bilinen Zafer Parkı çok büyük ve bir orman alanı. Müze binası son derece ferah ve görkemli. Burada II. Dünya Savaşı ve vatan savunması anlatılıyor. Dev duvar resimlerinin önüne gerçekçi şekilde yerleştirilmiş savaş kalıntıları, maketler ziyaretçilere savaşı hissettiriyor. Yahudi ve Roman soykırımına ait fotoğraflar, eşyalar, Alman işgalcilerinden toplanan binlerce gamalı haç da müzede sergileniyor. 1990’dan sonra savaşta hayatını kaybedenler anısına park alanında altın kubbeli bir kilise, bir cami ve bir de sinagog yapılmış.  
PUŞKİN DEVLET GÜZEL SANATLAR MÜZESİ
1912’de açılan müzenin adı 1937 yılında Puşkin’in ölümünün 100.yılı anısına Puşkin Devlet Güzel Sanatlar Müzesi’ne çevrilmiş. Muhteşem bir müze, Van Gogh, Gauguin, Picasso, Cezanne gibi ünlü Batılı ressamların tabloları, heykeller bir binada, Orta Asya dahil eski uygarlıklara ait arkeolojik eserler, resim ve heykeller ana binada sergileniyor. Kızıl Ordu Berlin’den dönerken getirdiği arkeolog sıfatlı ünlü hırsız Heinrich Schliemann’ın çaldığı Truva altınları da burada. Müzede, her türlü gerçek eserin yanı sıra pek çok ünlü antik çağ, ortaçağ eserinin bire bir kopyaları da sergileniyor. Eskiz çalışması yapan genç bir kadın bunu, “Sanat ve sanat eğitimi bizim için çok önemli. Öğrencilerin ve halkın bu eserlerin bulunduğu her bir ülkeyi ziyaret edip eserleri yerinde incelemesi imkansız. Burada birebir kopyalarıyla hem o dönem, hem de eserler hakkında bilgi sahibi oluyoruz” diye açıkladı.
DEVLET TRETYAKOV GALERİSİ
Bu kültür şehrinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olan galeriyi Rus tüccar Pavel Tretyakov 1856’da Rus sanatçıların eserlerini toplayarak kurmuş, daha sonra Moskova Belediyesi’ne bağışlamış. 1918’de galeri kamulaştırılmış. II. Dünya Savaşı’nda, diğer müzelerdeki eserler gibi, buradaki 17 vagon dolusu sanat eseri de korunmak üzere Novosibirsk’e gönderilmiş. Ayvazovski’nin eserleri dahil 50 bin civarında muhteşem eser sergileniyor.
Moskova sokaklarında altın sarısı kubbeleri ve haçlarıyla göze çarpan o kadar çok kilise var ki şaşırıyoruz. Devrimden sonra terk edilen, mallarına el konulan, boşaltılan manastır ve kiliseler Yeltsin döneminde yeniden inşa edilmiş, onarılmış, altın sarısı kubbeleri iyice parlatılmış. Şehrin yüksek binalarında, Kremlin’de, metro istasyonlarında devrimden kalma motifler, kızıl yıldız, orak-çekiç hâlâ var. 
Moskova’nın kalbi Kremlin. Kremlin aslında bir kale, zaten şehrin içindeki kale anlamına geliyor. Moskova Nehri, Kızıl Meydan, Alexander bahçeleriyle çevrili 275 bin metrekarelik dev bir alanda kurulmuş. İçinde 5 saray, 20 gözlem kulesi, senato, silahhane, katedral meydanında toplanmış 4 önemli kilise, Büyük İvan’ın 329 basamakla çıkılan meşhur çan kulesini barındırıyor. Dünyanın en büyük çanı da, en büyük çaplı topu da burada. Çan bir yangında kuleden düşmüş ve kırılmış, kırıldığı yerde kalmış. Çan’ın içi öyle geniş ki şapel yerine kullanılmış, top ise bir kere dahi ateşlenmemiş!
LENİN, STALİN VE MEÇHUL ASKER
Kremlin’in Kızıl Meydan’a bakan duvarının önü anıt mezarlık. Lenin’in mozolesi, Stalin dahil Sovyetler Birliği için önemli kişilerin mezarları burada. Kremlin’in Alexander bahçeleri tarafında ise II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyasının işgaline karşı verilen savaşta hayatını kaybeden isimsiz kahramanlar anısına bir anıt yapılmış. 24 saat nöbet tutulan ve ateşi hiç sönmeyen anıta “kimliğin meçhul, eylemin ölümsüz” sözleri nakşedilmiş.  
YERALTI SARAYLARI 
İlk hattı 1935 yılında açılan Moskova metrosunun yapımında Stalin’in önderliği ve kararlılığı tayin edici olmuş. Şimdi tek biletle gezilebilecek tam 12 hat ve 196 istasyon var. Tüm metro girişlerinde küçük bir gazete/dergi büfesi, tiyatro biletlerinin satın alınabileceği otomatik makineler var. Bazı metro istasyonları dünya çapında ünlü ve ödüllü, örneğin Konsomolskaya istasyonu. Burası sanki iki katlı bir galeri, Rusya’nın yaptığı savaşlar ve anavatan savunması sanatsal bir biçimde mozaikler, mermerlerle anlatılıyor. Expo’58 dünya fuarında en büyük ödülü almış. Bu istasyon tüm Sovyetlerden gelen “Sovyet Gençlik Örgütü -Konsomol” üyelerinin eseri. 
BOLŞOY TİYATROSU
Rusların dünya çapında ünlü tiyatrosu Bolşoy (Rusça büyük demek) tiyatrosunun görkemli bir binası var. 1825 yılında Çar II. Alexander’ın taç giyme gününde açılmış. Çaykovski’nin ünlü Kuğu Gölü balesinin ilk sergilenişi ise 1877. Rus kültürünün taşıyıcısı, devletin sembolü olarak görülen tiyatronun biletlerinin yüzde 20’si, herkesin izleyebilmesi için halka indirimli satılırken üniversite öğrencileri de sadece 100 ruble (4 lira) ödeyerek en üst kattan izleyebiliyormuş. 
NAZIM HİKMET YALNIZ DEĞİL
Novodeviçi mezarlığının girişindeki görevliden büyük şairin yattığı yeri öğrendiğimizde hüzün çöktü içimize, ama başucunda İstanbul’dan getirilmiş toprağı, çiçekleri, sevenlerinin kaleme aldığı mektupları ve Karşıyaka taraftarlarının bıraktığı “Mustafa Kemal’in Askerleyiz” atkısını görünce hiç yalnız kalmadığını anladık. “Güzel yüzlü şair, mavi gözlü dev” yürüyor rüzgara karşı, düşünde “gülüşü deniz mavisi çocuklar”... 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.