İnsan yenilmek için yaratılmadı

"Peki; Soma’daki, Ermenek’teki, Mecidiyeköy’deki işçilerin ölümleri bizi daha mı az sarstı? Örnekleri çoğaltabiliriz, belki binlercesini yazabiliriz aldığımız darbelerin. Evet... Ölüyoruz; yüz yıllardır, bin yıllardır ölüyoruz!"

İnsan yenilmek için yaratılmadı
10 Eylül 2015 Perşembe 17:20

Kerem Yıldırım

Dünya basını günlerdir o fotoğrafı konuşuyor değil mi?
“Yer: Türkiye, Muğla, Bodrum”
Herkes birkaç günlüğüne çok üzüldü.
İnsan böyle zamanlarda, yaşadığı çağın hakim ideolojik/politik düzeninin-emperyalist kapitalizm- kendine biçtiği “değeri” çırılçıplak görme fırsatı buluyor.
Peki mesele yaşanan bu trajediye üzülmek mi?
Aslında malum “ölümler”, çağımız insanının muhtelif sebeplerle, yıllar boyunca her gün yaşadığı sıradan “ölümler”den biriydi.
Örneğin; ABD’nin Vietnam, Afganistan ve Irak işgallerinde gerçekleşen çocuk ölümleri daha mı az çarpıcıydı?
Ya da İkinci Dünya Savaşında, Alman Faşizmi’nin katlettiği milyonlarca insan, insanlığın yüreğini daha mı az yaktı?
Peki; Soma’daki, Ermenek’teki, Mecidiyeköy’deki işçilerin ölümleri bizi daha mı az sarstı? Örnekleri çoğaltabiliriz, belki binlercesini yazabiliriz aldığımız darbelerin.
Evet... Ölüyoruz; yüz yıllardır, bin yıllardır ölüyoruz!
***
Gelelim yazımızın başlığına: “İnsanlık yenilmek için yaratılmadı.”
Kıyıya vuran bebeleri görünce aklıma ilk gelen şey bu önerme oldu: “İnsanlık yenilmek için yaratılmadı.”
Tezin sahibi ünlü İngiliz yazar Ernest Hemingway. Tezi ortaya attığı eseri ise “The Old Man and the Sea”. Dilimize “İhtiyar Balıkçı” ya da “Yaşlı Adam ve Deniz” ismiyle yıllar önce çevrilmiş. Eser, yaşlı balıkçının “hala bende iş var” demesiyle giriştiği, “denizlerin gelmiş geçmiş en büyük balığını tutma” arzusu ile denizde günlerce süren yaşam mücadelesini konu ediyor. Yaşlı balıkçı, yaşadığı onca zorluğa rağmen aklı ve iradesiyle direniyor. Ve yenilmiyor...
Hemingway, basit bir kıyı kasabasında sıradan bir balıkçının hayata dair yaşadığı bireysel çelişkileri ve mücadelesi özelinde, aslınla insanın var oluş nedenlerini ve diğer canlılardan insanı ayırt eden özelliklerini bütünlüklü bir şekilde ele alarak, esaslı bir felsefe sunumu yapıyor.
***
Kıyıdaki bebeklerin görüntüsü zihnimize mıh gibi nakşedildi. Büyük insanlığın yaralarına, yediği darbelere ya da acılarına bir yenisi eklendi. Emperyalistler ve ona göbekten bağlı olan yağmacı uşakları; silah, uyuşturucu ve petrol baronları; ezcümle bebelerin kanıyla beslenen kara para babaları doysun diye öldü bir kez daha bebelerimiz ya da büyük insanlık...
Ama insanlık Yaşlı Balıkçı gibi değil mi?
Tarihin zikzaklı yollarında insanlık, dönem dönem geriye dönse de ve olmadık ölçüde bir barbarlığı bağrından çıkarsa da, insan; ne yapıyor, ediyor ama yenilmiyor! Yanlış mı düşünüyoruz?
İnsanın önünde her çağda, o çağa özgü güncel sorunlar duruyor. İnsanlık ne yazık ki bu sorunları bir çırpıda çözemiyor. Bazen bu sorunların çözümü asırlar alıyor. Hatta bazen geçmişte çözdüğü sorunlar yeniden zuhur ediyor. İnsanlık ya da insan, tarih önünde bazı dönemlerde geri adımlar atıyor ama hiçbir zaman “tamam, teslim oluyorum, pes” diyerek mutlak bir yenilgiyi kabul etmiyor. Unutulmaz acılar yaşasa da, tarihin karanlık kuyularından büyük aydınlıklarla çıkmasını biliyor. Büyük insanlık, emperyalist-kapitalizmin peydahladığı vahşete karşı ne denli tertipli ve örgütlü bir mücadele yükseltirse, o vakit denizlerimizde ölü çocuklar değil, özgür ve gülümseyen çocuklar olacaktır.
Yüreğimizi karartmıyoruz.
İnsanlık barbarlığa boyun eğmeyecektir, biliyoruz.
Yaşlı adam ne kadar acı çekse de en nihayetinde kazanacaktır!

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.