Gençlik edebiyatına aydın bakış Hidayet Karakuş

‘Sivas katliamı tarihsel sürecin bir parçasıdır. Aydınlanma olanağı bulamayan, bilimle bağ kuramayan, okullarda yeterince bilimsel bilgiyle tanışmayan, demokrasinin temellerini öğrenmeyen insanların en kolay kapılacakları kurum dindir.’

Gençlik edebiyatına aydın bakış Hidayet Karakuş
19 Ocak 2015 Pazartesi 06:16

Özlem Haktanırlar / İzmir

YAZAR ve aydın kişiliği ile bir duruşa sahip olan Hidayet Karakuş ile, Sivas Katliamı, Osmanlıca gündemi ve birçok konu üzerine konuştuk.

Hidayet Karakuş, 6 Eylül 1946 Yalvaç doğumlu. 1966’da Selçuk Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirir. Adana’da, Manisa’da, İzmir’de Türkçe öğretmenliği yapar. İlk şiirleri okul ve Isparta gazetelerinde yayılanır. Daha sonra Çağrı, Şölen, Forum, Ilgaz, Varlık, Dönemeç, Yarın, Gösteri, Somut, Adam Sanat, Düşlem gibi edebiyat dergilerinde yazar. 1997’de Ankara Üniversitesi T.Ö. Merkezi’nce “Başarılı On Çocuk Kitabı Yazarı”ndan biri seçilerek Altın Kalem Ödülü alır.  Şiirleriyle, romanlarıyla, radyo oyunlarıyla da ödüller kazanan Karakuş’un son kitabı ‘Mor Odanın Gizi’ Eylül 2014’te Bilgi Yayınevi’nden çıktı.

“AYDINLIK GENÇLERDEN GELECEK”

‘Mor Odanın Gizi’ aile değerlerini anlatan, herkesin okuması gereken bir gençlik romanı. Romanın ana karakterleri Umut ve Nafile Hanım. Umut, bilgisayar mühendisliği bitirmiş zeki ancak işsiz bir genç. Nafile Hanım da torununa zor zamanında yardım etmeye çalışan tonton babaanne. Karakuş’a böyle bir kitap yazmak nereden aklınıza geldi diye soruyorum: “Gençlere yönelik çok fazla kitap yok ne yazık ki. Özellikle ortaokul, lise öğrencilerinin okuyacakları kitap konusunda sıkıntı var. Okullarda çalışırken de bunu fark etmiştim, katkıda bulunmak ulusal değerlerle aile ilişkileriyle ailenin değerini anlatacak bir roman yazmayı düşünmüştüm. Esin kaynağım kayınvalidemdir. Çok zeki, akıllı, atasözleriyle, deyimlerle konuşan bir kadındı. 86 yaşında iken kalçası kırılmıştı. Kalçası kırıldığı zaman doktorların ona uyguladığı sağaltım yöntemlerini yakından izledim. Daha farklı bir şey olmalı diye düşündüm. Ben de özellikle son yıllarda konuşulan tanrı parçacığı ile ilgili bir düş kurdum. Kitapta da kayınvalide tanrı parçacığı ile 50 yaş gençleşerek 35 yaşına düştü. Bilgisayar mühendisliği mezunu Umut’a gelince; Türkiye’de milyonlarca üniversite mezunu işsiz çocuğumuz var. Ben bir yazar olarak, okuyan yazan insanların az olduğu toplumda ister istemez gençlerin okuyup yazmasını çok istiyorum. Çünkü aydınlık gençlerden gelecek. Yurt sevgisi, insan sevgisi onlardan gelecek”

‘SİVAS KATLİAMI KUBİLAY’A YAPILANLARIN DEVAMIDIR’

Karakuş ile sohbetimiz esnasında konu Sivas katliamına geliyor. Sivas katliamının sadece aydınların yakılmasından ibaret olmadığını belirten Karakuş, Sivas katliamının demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne bir başkaldırı olduğunu söylüyor.

“Ben Sivas katliamına yüzyılların birikimi, yüzyılların insanlık serüveni içinde bir halka olarak bakıyorum. Bilimden öç almaya çalışan, bilimsel bilgiyi reddeden, gerçeği düşünmeyen, aramayan, merak etmeyen, görmeyen insanlarca örgütlü biçimde yapıldığına inanıyorum. Sivas katliamı tarihsel sürecin bir parçasıdır. Aydınlanma olanağı bulamayan, bilimle bağ kuramayan, okullarda yeterince bilimsel bilgiyle tanışmayan, demokrasinin temellerini öğrenmeyen insanların en kolay kapılacakları kurum dindir. Çünkü din duygularla yaşanır, tartışılmaz. Geçmişte İskenderiye’de Hypatia’yı yakmışlar; sonra Bruno var.  ‘Enel hak’ dediği için derisi yüzülerek öldürülen Hallac-ı Mansur var. Sivas katliamı geçmişte Hypatia’ya, Bruno’ya, Galile’ye, Kubilay’a yapılanların devamıdır.”

Sivas katliamını 2009’da yayımlanan, 2010’da hem Orhan Kemal Armağanı’nı, hem Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Roman Ödülü’nü alan kitabı Şeytanminareleri’nde anlattı Karakuş. Şeytanminareleri, toplumun görmediği ama toplumda derin izler bırakan, büyük acılara yol açan, aileleri dağıtan, toplu bir cinayetin romanıdır.

‘OSMANLICA ONLARIN EN MASUM ARACI’

 Son günlerdeki Osmanlıca eğitim konusuna da değinen Karakuş, “Bugün görüyoruz ki Osmanlı’yı öne çıkarıyorlar. Osmanlı 1727’de matbaayı kabul etmiş ancak matbaayı azınlıklar kullanmış. Bakıyoruz, 1923’e kadar 200 yılda toplam 417 kitap basılmış. 19. Yüzyılda Paris’te bir günde basılan kitap, Osmanlı’da bir yılda basılıyor. Yazı devrimi Cumhuriyet’in en önemli basamağıdır. Bazı kesimler diyor ki yeni yazı ile Türkiye bir günde cahil oldu. Gerçeği bilen insan güler buna. Osmanlı toplumunda halk 600 yıldır zaten cahildi. Cumhuriyet kurulduğu zaman Türkiye’de hem okuyup hem yazabilen nüfus %1, bazıları okuyabiliyor ancak yazamıyor. Okuyan ama yazamayanlarla birlikte bu oran %5’e çıkıyor. Geri kalan %95 bırakın yazmayı, okuyamıyor. Zaten Osmanlıca denilen yapay dili ancak saray çevreleri, saraya kapılanmış ya da kapılanmak isteyen ulema takımı kullanıyor. Halkın Osmanlıcadan hem haberi yok, hem Anadolu kendi dilini, Türkçesini yaşatıyor. Halk masallarıyla, deyimlerle, atasözleriyle, türkülerle, halk ozanlarının şiirleriyle yaşatıyor. Türk ulusunun yarattığı Türkçe, halkımızın inceliklerle ördüğü büyük bir dil. Mustafa Kemal Atatürk’ün yazı devrimiyle birlikte Türkçeyi bilim dili, sanat dili yapmak için Dil Devrimi’ni yapması Cumhuriyet düşmanı çevreleri hâlâ rahatsız ediyor. Osmanlıcaya dönmek istemeleri gerçekte Atatürk’e düşmanlıklarından; laik, demokratik, bilimsel eğitime düşmanlıklarındandır. Osmanlıca’yı önerenler aslında eski yazıyı getirmek istiyorlar. Osmanlıca, onların en masum aracı. Mezar taşlarını değil, Osmanlıdan kalan bütün yapıtları okuyacak yüzlerce, belki de binlerce uzman yetişti Cumhuriyet döneminde. Dil Tarih ve Coğrafya fakültelerinde, Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde zaten Arap yazısı okutuluyor, öğretiliyor. Hoş onların çoğu da kolay okuyamıyor bu yazıyı. Okuyamazlar çünkü Arap yazısının Türkçenin sesleriyle ilgisi yoktur. Zorlamayla Türkçeye uyarlamak çıkmaz yoldur.  Gerçekçi değildir. Gerçekçi olsaydı altı-yedi yüzyılda Osmanlıca sular seller gibi okunurdu toplumca. Bunu yapmaya çalışanların,  uyarlayanların bile içinden çıkamadığı bir yazıdır Arap yazısı. Her ulusun yazısı güzeldir ama Türkçenin seslerini barındırmayan her yazı bize yabancıdır.”

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.