Dire Straits gölgesinde bir yalnız kovboy

Dire Straits gölgesinde bir yalnız kovboy
28 Mart 2015 Cumartesi 14:03

Aptülika 

DİRE Straits efsaneleşmiş stadyum konserlerinin aranan grubu olmuşken günün birinde bir baktık ki, sade, iddiasız ve bir o kadar da hırsı alınmış biri olan Mark Knopfler elinde gitarı ile bir başına 50’lerin iddiasız bir rock’n roll’cusu gibi kendi serüveni içinde  

yeni yolculuklara yelken açmış. 

Yirmibeş yıl önce faaliyetini durdursa da hala devam ediyormuş gibi önemini koruyan bir grup: Dire Straits. Grubun gitaristi ve vokalisti Mark Knopfler, geçen uzun zaman diliminde solo olarak yoluna devam etse de onun sureti görüldüğünde akla ister istemez Dire Straits geliyor. Mark Knopfler geçtiğimiz hafta yeni bir albüme daha imza attı. Chet Atkins gibi eski zaman ustalarını tekrar hatırlattığı akademik albümler ve film müziklerini saymazsak bu sanatçının sekizinci stüdyo albümü oluyor. “Tracker” adını taşıyan bu çalışma, birçok insana göre “Dire Straits albümü”. Bu beklentiyi kırabilmek olası değil gibi ama “Tracker”ı dinlediğinizde Dire Straits’in artık çok eskilerde kaldığını anlıyorsunuz.  

Öğretmen bir anne ile Macar yahudisi bir babanın çocuğu olarak İskoçya’da doğduğunda İkinci Dünya Savaşı’nın yaraları yeni sarılıyordu. Babası bir Marksistti ve aile ortamında “sömürüsüz bir dünya” idealinin izleri içinde bir çocukluk geçirecekti. Knopfler ailesinde küçük kardeş David müziği daha ön plana almışken, Mark’ın merakı daha çok edebiyat üzerineydi. Müzikle ilgisi ikinci planda süren Mark Knopfler, üniversite eğitimini Leeds’de İngiliz Dili ve Edebiyat’ı üzerine yapacaktı. Okul bittiğinde de öğretmenliğe adım atarak ekmek teknesini yürütecekti.  

HEPTEN ZÜĞÜRT’ 

Bu sıralar küçük kardeş David Knopfler müzik hayatına film müzikleri yaparak adım atmıştı bile. Mark ise Londra’nın ufak bir banliyösü olan Deptford’da öğretmendi ve bunun yanı sıra üç arkadaşıyla birlikte kurduğu bir grupla keyfine müzik yapıyordu. Bazı zamanlarda öğretmenlik maaşına ek gelir olması hesabıyla ufak kulüplerde de gitar çalıyordu. Kurdukları grubun ismi de “parasal sıkıntı” ile “hepten züğürt” anlamına gelen bir argo sözcük olan “Dire Straits”di ve durumu da bir hayli iyi özetliyordu. Bu grupla yaptıkları bir demo kaydını da Londra’da bir radyo istasyonunda programcı olan Charless Gillett’e vereceklerdi. Gillett bu demoyu programında çalınca olan olacaktı ve Dire Straits bir anda herkesin ilgi odağı haline gelecekti. İlk olarak Phonoram plak şirketi onlarla bağlantıya geçecekti. İşte böylece Dire Strais grubu 1977 yılında gün yüzüne çıkacaktı. 

Ucuz romanların sıradan öykülerine benzeyen bu keşfediliş, grubun gitaristi ve vokalistine bakıldığında hiç de abartılı değildi. Saçları üstten hafif seyrekleşmiş, yaşı ufaktan yolun yarısına gelmiş bu öğretmen dönemin plak sanayisinin girdiği çıkmazı açabilecek bir anahtardı. 33 yaşındaki Mark Knopfler, 50’lerde kalmış bir figür gibiydi. Bob Dylan gibi genizden gelen yorgun, umursamaz bir sese eşlik eden J. J. Cale sadeliğinde bir gitar çalışı vardı. 80’lerin azgınlaşan synth, keyboard ve distorsionlu gitarlarının arasında akustik gitarın en sade tadını hissederken, Knopfler’ın müziğinde yeni bir bakış ortaya konuyordu. Herkesin ismi önünde böbürlendiği ve ikonlara dönüştüğü rock ortamında ise sade, iddiasız ve bir o kadar da hırsı alınmış biriydi Mark Knopfler.  

Müzik dünyasında aranan kan bulunmuştu ve Dire Straits 4 yıl içinde 15 milyonluk albüm satışıyla zirveye oturmuştu. Bu Mark Knopfler’da bir değişiklik yaratmamıştı, Dire Straits efsaneleşmiş, stadyum konserlerinin aranılan grubu olmuşken günün birinde bir baktık ki, Mark Knopfler elinde gitarı ile bir başına 50’lerin iddiasız bir rock’n roll’cusu gibi kendi serüveni içinde yeni yolculuklara yelken açmıştı.  

KENDİ YOLUNDA İZ SÜREN BİR ADAM 

Mark Knopfler bugünlerde müzik kariyerinin sekizinci solo albümü olan “Tracker’ı çıkarttı. 11 yeni şarkısının yer alacağı albüm için Knopfler, vokal ve gitar kombinasyonlarıyla bugüne kadar yaptığı en tatmin edici çalışması olduğunu belirtiyor. Bir önceki albümü “Privateering”e baktığımızda daha blues rock özellikleri ağır basarken gördüğümüz Knopfler, “Tracker”da beklentileri gene bozuyor ve İskoç folkunun yoğunluğuna giriyor. Gitar gene önemini koruyor olsa da keman ve akordiyonun ağırlığı Celtic folku yönünde kendini gösteriyor. 

Knopfler ve Guy Fletcher prodüktörlüğünde Londra’daki British Grove Stüdyoları’nda kaydedilen albümde Knopfler’a keyboardıyla Guy Fletcher eşlik etmiş. Albümde çalan diğer müzisyenler ise şöyle sıralanıyor: Kemanda John McCusker, flütte Mike McGoldrick, basta Glenn Worf ve davulda Ian Thomas. Albümde ayrıca vokaliyle Ruth Moody, saksofonuyla Nigel Hitchcock ve akordiyonuyla Phil Cunningham konuk eleman olarak bulunmuş. 

Tracker” albümü de gösteriyor ki, Mark Knopfler kendi yolunda bildiği adımlarla, tahmin edilmeyen rotasında yürüyor. Ama değişmeyen bir şey daha var, o da Knopfler’ın her durağında karşısına çıkan Dire Straits istekleri olacak. O ise peçetelere yazılan istekleri umursamadan bildiğini okuyacak. 


Etiketler; #Aptülika

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.