DIana Krall’ın ses dokunuşu

DIana Krall’ın ses dokunuşu
11 Şubat 2015 Çarşamba 03:42

Aptülika

Sarı şaçları, belirli bir mesafe koysa da kimi zaman buğulu bakışları, dudakları ve bütünü oluşturan seksi fiziğiyle onu ilk kez 2001 tarihli “The Look of Love” albümünün kapağındaki resmiyle gördüğümde bir caz vokalistinden daha çok pop’un yeni şöhretlerinden biri sanmıştım. Albüm kapağında verdiği pozda ise pop müzisyenini de aşan moda dünyasının pahalı giysilerini taşıyan bir manken edası hakimdi. Bu kişinin sadece bir caz vokali değil, aynı zamanda usta bir piyanist de olduğunu öğrenince şaşkınlığım bir kez daha artmıştı.

Diana Krall ile tanışmam böyle olmuştu. Ardından albümü dinlediğimde ise şaşkınlık darbelerine bir yenisi daha eklenecekti. Zaman donmuş ve bir anda 1950’lerin hatta 40’ların ortamına dönmüş, o günlerden bir kaydı dinliyor gibiydim. O zamanların pop müziği olan caz’ı bugünlere aynı niteliğiyle taşıyordu ve diğer albümlerini de dinlediğimde buna daha çok şahit olacaktım.

Diana Krall, yeni çıkan “Walflower” albümünde de günümüzden çok önceki yıllara gezisini sürdürüyor, bu sefer ki yolculuk ise 60’lı ve 70’li yıllara taşınıyor. Krall son albümünde The Mamas and The Papas, Gilbert O’Sullivan, Bob Dylan, Leon Russell, Elton John ve The Carpenters’ın o döneme damgasını vuran yapıtlarını seslendirmiş.

SESİ KADAR PİYANİSTLİĞİ DE ÖNEMLİ

Piyanist bir baba ile korolarda vokalistlik yapan bir annenin çocuğu olarak doğan Kanadalı müzisyen, 4 yaşında piyano dersleri almaya başlayacaktı. Lise yıllarına doğru ilgisi caza yönelen Diana Krall, ilk büyük deneyimini 15 yaşındayken yemekli bir kulüpte düzenli çalmaya başlamasıyla yaşayacaktı. 17 yaşına geldiğinde ailesiyle geldiği ABD’de dikkatleri daha çok üzerine çekecekti. Bir caz festivalinde sahneye çıkması onu dünyanın en prestijli müzik okulu Berkeley’e taşıyacaktı. Tam burs kazandığı Berkeley’de eğitimini tamamlayarak, yetkinliğini daha da arttıracaktı.

1993 yılında Diana Krall’ı ilk albümü “Stepping Out” ile tüm dünya tanıyacaktı. Onun müzikal tavrını zamanı dondurup, gelenekten hareketle eskileri canlandırması üçüncü albümü “All For You”u Nat King Cole’e adayıp, onun eserlerini seslendirmesiyle de sürecekti. Onun Nat King Cole hayranlığı akla bir başka soruyu getiriyordu. Nat King Cole da Krall gibi bir piyanistti ama öne çıkışı “kadife” diye anılan sesiyleydi. Birçok müzik eleştirmenine göre Cole’ın piyanistliği caz müziği içindeki ekoller arasında yer alır ama vokal yapmasıyla popülerleşmesi bu yanını gölgelemesi açısından da üzücüydü. Aynı şeyi (Cole gibi ekol ve usta olmasa da) Krall için de söyleyebiliriz. Vokalinin etkileyiciliğine eşlik eden tuşeleri de çok yabana atılacak gibi değildir.

KRALL’IN YORUMUYLA 70’LERE YOLCULUK

“Wallflower”, Diana Krall’ın on ikinci stüdyo albümü. Sanatçı önceki albümünü  bundan üç yıl önce yapmıştı. “Glad Rag Doll” adını taşıyan bu çalışmada eskiye yolculuğunu 1920’lere kadar indirerek o dönemin küçük, izbe ve dumanlı salonlarında yapılan müziğin havasını taşırken, biraz da blues havası yakalamıştı. Mermer sütunlarla kaplı sosyetik salonlarından bir anda New Orleans’ın siyahi mekanlarına göç etmesi Krall’ın samimi ve sıcak bir hava oluşturmasını sağlamıştı. Dörtlü caz grubu ile oluşturulan “Glad Rag Doll”dan sonra çıkan “Wallflower”a baktığımızda sanatçının ağır orkestralı, kırmızı halılı salonlara tekrar döndüğünü görüyoruz. Ancak bu yeni yolculuk biraz daha tanıdık nostaljiler hissettiriyor. Yaşı 50’yi aşmış olanlara tanıdık gelen 60 - 70’li yılların melodileri Diana Krall’ın yorumuyla günümüze oturuyor.  Bu gezintide The Mamas and The Papas’ın “California Dreamin”i,  Gilbert O’Sullivan’ın  “Alone Again (Naturally)”i, Bob Dylan’ın “Wallflower”ı,  Elton John’un “Sorry Seems to Be the Hardest Word” ü ve bir döneme damga vurmuş pop, rock klasikleri Krall’ın yorumuyla geliyor.  

Diana Krall ses yeteneği ile Ella Fitzgerald gibi klasiklerin güçlü vokallerini hatırımıza getiren biri. Ancak ondaki bu özellik başarılı bir mankenin muhteşem kreasyonları üzerinde iyi taşıması gibi şekilleniyor. Oysa ki Fitzgerald’ları müzik tarihinin içinde önemli yerlere oturmasını sağlayan özellik kendi ses renkleri ve yetenekleriyle yetinmeyerek kimi zaman bir modacı gibi yeni tasarımlar çıkarması kimi zaman da damga vuran yeni yorumlar getirmeleriyle şekillenmişti. Diana Krall ise güçlü ve etkileyici bir sesiyle gelenekten bir koku yakalamamıza sebep oluyor ama ondan Nina Simone’un protestliğini, Ella Fitzgerald’ın yorumdaki devrimciliğini, Billie Holiday’in hüzünle birleşen isyanını beklemememize imkan yok.


Etiketler; #Aptülika

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.