Çerçeveye sığmayan tablolar

Türk resminin gururu Ahmet Yeşil’in 35. sanat yılını kutlamak Mersin’e kısmet oldu. Sanayi ve Ticaret Odası’nda açılan sergiden önce bir de panel yapıldı.

Çerçeveye sığmayan tablolar
26 Nisan 2016 Salı 13:22

Yusuf Çelik / Mersin
Ahmet Yeşil Mersinli ve Mersin’de yaşıyor. Ama o yalnız Mersinlilerin değil, tüm ülkemizin gururu. Çünkü o, dünyanın birçok ülkesindeki koleksiyonlarda eserleri olan, ulusal ve uluslar arası yarışmalarda 26 ödül almış bir ressam. Ulusal Kanal’a ve Uğur Mumcu Vakfına da eser bağışlamış olan Yeşil’in sanat yaşamının 35. Yılı, bir hafta önce Mersin Sanayi ve Ticaret Odası salonunda yapılan bir panel ve açılan bir sergi ile kutlandı. Mersin’in tüm sanat çevreleri ve kitle örgütlerinin temsilcileri oradaydı.

‘AHMET YEŞİL’İN RESMİNE SORU SORULMAZ’
Serginin açılışından önce yapılan panelde edebiyatçı ve eleştirmen Celal Soycan Ahmet Yeşil’in yapıtlarını şöyle anlattı. “Ahmet Yeşil’in tablolarına bakmak için belli bir kesime ait olmak gerekmez. Her kültürden, her yaştan insan bu resimlere rahatlıkla bakabilir. Resme bakanla resim arasında perde yoktur. Aslında Ahmet Yeşil’in resminde konu da yoktur. ‘Bu resim neyi anlatıyor?’ diye sorarsanız, sorunuz boşluğa düşer. Ahmet Yeşil’ in tablolarına çerçeve de konulmaz. Çünkü çerçeve o resmi sınırlar, boğar. Ahmet Yeşil’in çerçevesiz resimleri ise tuvalden taşar ve nereye kadar taşması gerektiğine resme bakanlar karar verir”

‘HALAT’IN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI
Ahmet Yeşil’in yapıtlarında esas obje ip, kendi deyimiyle halattır. “Neden halat?” sorumuza “Işık ve renkleri kullanarak, halatın ritmini yaşamın dinamik ritmiyle birleştiriyorum” yanıtını verdi.
1974 yılından bu yana fotoğraf çekerim, ama şimdiye kadar bir resim üzerine yorum yapmayı hiç haddimde görmemiştim. Belki de Celal Soycan’ın sözlerinden aldığım cesaretle, Ahmet Yeşil’in tablolarına uzun uzun bakarak hayallere daldım.
Çok küçüktüm. Annem tarlada çift sürüyor, ben de bir ağacın altında onu izliyordum. Tablonun birindeki halat, pulluğun toprakta bıraktığı o ize ne kadar da benziyor! Bir keresinde de dut ağacımıza yuva yapan karganın yavrusu yere düşmüştü. Anne karga yavrusunu tekrar yuvaya taşıyabilmek için defalarca sorti yapmış, ama ne yazık ki başaramamıştı. Acaba şu tablodaki halat o zaman elimde olsa ona yardımcı olabilir miydim?
Müjdeler olsun! Artık ne onlar, ne ben, ne de tüm dünya utanacak. Çünkü Amerikan askerlerinin çırılçıplak soyduğu Vietnamlı kadınları, Ahmet Yeşil’in her renkten halatlarıyla sımsıkı sarıp sarmaladım. Kirlettiğimiz ırmaklar da artık utanmayacak renklerinden. Çünkü mavi renkli halatların tümünü onlara hediye ettim, en çok balıklar sevindi.
Sarıkamış’ta donan askerlerimizi halatlarla ısıttım, Aylan bebeği de halatla çekip kurtardım. Hepsi yaşıyor. Kapitalizm dünyanın damını delmiş, ozon tabakasındaki delik gittikçe büyüyormuş. Kim bilir, belki bu halatlarla onu bile onarabiliriz.
Halatlardan oluşmuş yemyeşil dalgaların üzerindeki köpükler o kadar sahici ki, sakın yanılıp da paçalarınızı sıvamaya kalkmayın.
Evet, Ahmet Yeşil’in tablolarında konu yok, ama bulmak istersen çok…

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.