Çapulcu olmak bir ironi

‘Çapulcular’ ya da ‘işgal et’ hareketi öncelikli olarak, küresel çıkarları için finansı öne çıkaran rant peşinde koşan, gölgesini satamayacağı ağacı kesen bir anlayışa dur demenin peşindeydi

Çapulcu olmak bir ironi
30 Ocak 2015 Cuma 17:35

Okday Korunan
Yüzyılımızın önemli düşünürlerinden Noam Chomsky, halkın sınıf savaşı noktasında verdiği tepkiyi “Occupy / İşgal et” olarak tanımlıyor. “İşgal et” hareketi, toplumun farklı düşünen kesimlerinin kamusal alanlarda anayasal haklarını kullanarak, toplanmalarının adı. Bu harekete içinden ya da dışından destek verenlerin buluştukları ortak nokta ise ötekileştirilerek yok sayılmalarını bir türlü içlerine sindirememiş olmaları.
Chomsky’nin tarif ettiği “işgal et” hareketiyle bu seviyede tanışmamız, Taksim’in trafiğe kapanması ve yayalaştırılması kararı aşamasındaki hukuksuzluk sürecinde projeyle bağlantılı Taksim Gezi Parkı’nda bulunan ağaçların kesilerek yerine “Taksim Topçu Kışlası” ya da alışveriş merkezi yapılması kararının alınması noktasında ortaya çıktı. “İşgal et” hareketi sosyolojik edebiyatımıza “çapulcular” başlığı ile yansıdı. “İşgal et” hareketini gerçekleştiren “çapulcular”, (sivil itaatsizliğin temsilcisi - aktivistler) demokratik haklarını barışçı yöntemle kullanmayı denerken, siyasi erk tarafından şiddetle sınanmaları ilginç bir tepkiydi. Hareketi sosyolojik açıdan okumakta yetersiz kalanların konuyu terörize etme ve suçla buluşturma eğilimi, hareketi tahrik noktasında sınav vermeye davet etti. 
Hareket, tahriklere uymayarak ve şiddeti reddederek bu sınavdan başarı ile geçmeyi bildi. Oysa sorun hareketin bastırılması değil, anlaşılması, eşitsizliklerin ortadan kaldırılması olmalıydı. Demokratik ölçülerle konuya yaklaşmak, bu alanda gerilimi düşüreceği gibi toplumsal barışın sürekliliğine de hizmet edecekti. Bu yaklaşım kısa yoldan bir çözüm de sağlayabilirdi. Bu bir fırsattı ama nedense görülmedi ya da görülmek istenmedi.
GÖZÜ PARA BOYALI MEDYA
İfade olanaklarının daraltılması, ekonomik, sosyal baskılar, özel yaşama müdahale, desteklenmeyen siyasi tercihlerin yöntemli araçlarla ötekileştirilmesi, finansal yapıların bireyi yok sayan uygulamaları, itibarsızlaştırma programları, kısaca vicdan, yaşam hak ve özgürlük konularındaki yeni yapılanmalar toplumu ciddi bir gerilime taşıyordu. Konu, üç beş ağaç meselesi olarak asla görülmemeliydi. Belki kabaca kendinden başkasını umursamadan zenginleşme eğiliminin toplumsal barışı tehdit etmesi şeklinde özetlenebilirdi ama bu bile kapsamlı bir çözümleme değildi. Gözü para boyalı medya tüm olup biteni saptırsa da, sansür operasyonlarıyla konular “penguenlere!” bağlasa da yaşananları değiştiremiyordu. Siyaset zenginleşme aracı olmaktan çıkıp bir hizmet yarışına dönüşmediğinde bu gerilim daha da tırmanacaktı.
Hareketin ortak tercihinde değerlerin çoğaltılması ve yüreklendirilmesi vardı. Bin yıllar içinde uğruna emek, ter, can verilen evrensel demokratik kazanımların, gelecek kuşaklara ulaştırılması mücadelesini derinliklerinde barındırıyordu. Samuel Beckett’in “Godot’yu beklerken” adlı oyunundaki mesajı derinlikli okuyan bir yaklaşımla hareket, beklenilenin “kendi” olduğunu ve bir fark edişi paylaşıyordu.
Tarih boyunca tüm kazanımlar bir hakkın sunumundan çok, bir mücadelenin pazarlığından sonra elde kalabilenlerdir. Kaybedilenlerin toplamı kazanılanlardan hep daha fazla ve ölçülemez olmuştur. Tarih boyu görülen hayallerin ve elde kalan değerlerin mirasçıları olarak kendilerine görev biçen “çapulcular” bir hayalin peşinde olduklarını söyleyerek hareketi hafife almak isteyenlere eylemleriyle “hayallerimizin önündeki gölgenizi çekin bu bize yeter!” demekle yetindiler. Hareket, bir hayalin peşinde onurlu yaşam hakkının mücadelesi olarak ilham verici, mizah ağırlıklı, barışçı, insan odaklı buluşmanın simgesi oldu.
“Çapulcular” ya da “işgal et” hareketi öncelikli olarak, küresel çıkarları için finansı öne çıkaran, rant peşinde koşan, gölgesini satamayacağı ağacı kesip yerine ticaret merkezi yaparak para kazanmayı hedefleyen ve elde edilecek geliri cebine taşımayı planlayan anlayışlara dur diyen bir hayalin mücadelesi olarak görülmelidir. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.