Anti-milliyetçi bir komedi

Dünyanın neresinde, hangi rejimde olursa olsun, siyaset her alanda iplerin kendi elinde olmasını ister. Hükmetmek caziptir çünkü. Neden Shakespeare oyunları yüzyıllardır bugün yazılmış gibi oynanabiliyor dersiniz!

Anti-milliyetçi bir komedi
29 Ocak 2015 Perşembe 13:30

Turgay Oğuz
Kosovalı yazar Yeton Neziray’ın “Geçtim Ama Tiyatrodan” adlı oyununu Türkiye’de ilk kez İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda sahneye koyan yönetmen Atilla Şendil ve başarılı kadın başrol oyuncusu Gamze Şendil ile oyunun hazırlık sürecini, sansür tartışmalarını ve Balkan tiyatrosu üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
- Yönetmen olarak sahneye koyacağınız oyun metni seçiminde dikkat ettiğiniz ayrıntılar var mı?
Atilla Şendil: Yaklaşık 30 senedir oyunculuk yapıyorum ve dört senedir de oyunlar sahneliyorum. Öncelikli olarak “ben oynasaydım” açısından baktığımda seveceğim oyunlar olmalı. Zaten o keyif yoksa, oyunu ve rolü de anlatamazsınız oyuncuya. Ve çok önemli bir şey daha... İzleyici koltuğunda bir izleyici olarak “Ben ne görmek isterim?” sorusuna cevap bulabilmek.
- Yeton Neziray’ın bu oyununu nasıl değerlendirdiniz?
Yazarın, Aşk Zamanı Savaş ve Şehir Büyüyor adlı iki oyununu okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. “Kalpak” adlı oyunda yönetmen yardımcılığımı yapan Senem Cevher, yazarın “Geçtim Ama Tiyatrodan” oyununu dilimize çevirmişti. Okudum ve bir başka oyunu çevrilmeden birinden başlamam gerektiğini düşündüm. Çünkü her oyunu o kadar güzel ve o kadar bizden ki...
- “Geçtim Ama Tiyatrodan” politik bir tiyatro ve oldukça dikkat çekici. Siz ne dersiniz?
Öncelikli olarak yazarın doğduğu topraklara bir göz atmamız gerektiğini düşünüyorum. Biliyorsunuz Balkanlar yakın tarihte siyasi çalkantılardan katliamlara uzanan bir çeşit iç savaş atlattı. Bunun sonucunda o coğrafyada birçok devlet ortaya çıktı. 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova da bunlardan biri. En iyi bildiklerimizden biri Duşan Kovaçeviç. Ardından Yeton Neziray. Ve devamı da gelecek gibi görünüyor. Dünyanın neresinde, hangi yüzyılda ve hangi rejimde olursa olsun, siyaset her alanda iplerin kendi elinde olmasını ister. Hükmetmek caziptir çünkü. Neden Shakespeare oyunları yüzyıllardır bugün yazılmış gibi oynanabiliyor dersiniz!
- Dönem başında oyununuza yönetimden bir müdahalenin olduğu yazılıp çizildi basında... Sansür iddiası doğru mu?
Kosova’da 2012 yılında ilk sahnelenişinden önce bağımsızlık üzerine antimilliyetçi bir komedi olduğu için hükümetin, oyunu kaldırmak istediğini öğreniyoruz Yeton Neziray’dan. Sanatın, özellikle tiyatronun zaman zaman siyasi erkle karşı karsıya gelmesi kaçınılmazdır. Ancak şunu söylemeliyim. Ne prova aşamasında ne de oyun sahnelendikten sonra; hiçbir şekilde bize yansıyan bir müdahale olmadı. İşin ilginç yanı sanki başka bir oyundan söz ediliyormuş gibi biz de basından öğrendik her şeyi.
- Oyunu sahnelerken nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Bir oyunu çalışmaya başlarken en önemli ayaklardan biri de rolle doğru oyuncuyu birleştirebilmektir bence. Oyuncularla doğru bir noktada buluştuğumuza inanıyorum. Tam bu noktada bana yanılmadığımı kanıtlayan Şahin Çelik, Gamze Yapar Şendil, Cengiz Baykal, Selçuk Kıpçak ve Ozan Dağara’ya çok teşekkür ederim.
Bir oyun çalışılırken yaratım sürecindeki doğal olarak gelişen tedirginlikler dışında çok keyifli bir süreç yaşadık. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun dönem açılış oyunu ve Türkiye’deki ilk gösterimi olması da bizi ayrıca mutlu kıldı.
- Bu oyunu devlet tiyatrolarında sahneye koydunuz. Michelangelo’yu DT’de oynuyorsunuz. Ayrıca özel tiyatroda iki oyun sahneye koydunuz. Bu çalışkanlığınızın bir göstergesidir. Yeni bir  projeniz var mı?
Daha  önce Cyrano De Bergerac ve Kuş Kafesi oyunlarıyla bir araya geldiğimiz Ak’la Kara Tiyatrosu ile önümüzdeki dönem için yeni bir oyunun ön hazırlıklarına başladık. Bu yıl da hem İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda hemde Ak’la Kara’da çok yoğun bir dönem yaşayacağımızı ümit ediyorum.
'ROSIE'Yİ OYNAMAKTAN MUTLUYUM'
- Oyun bize hiç yabancı durmuyor. Oyun hakkındaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Gamze Yapar: Kosova bir Balkan ülkesi ve içinde bulundurduğu halklar itibariyle, bizimle çok ortak noktası olan bir ülke. Arnavut asıllı Kosovalı yazar Yeton Neziray, bu oyunda da bize çok yakın bir hikaye anlatıyor.. Oyunun örgüsü ustalıkla ve samimiyetle kurulmuş. 
- Büyük hayalleri ve tutkuları olan bir karakteri canlandırıyorsunuz. Oyun metni size ilk geldiğinizde neler hissettiniz?
’’As God is my witness, as God is my witness they’re not going to lick me!’’ Rüzgar Gibi Geçti filminden Scarlet O’Hara nın tiradı.
Bütün amacı Broadway’de oynamak olan ve bunun için her durumu lehine çevirmek isteyen bir oyuncu. Oysa ki Kosova ve Broadway birbirinden her açıdan uzak iki nokta. Hayaller ve tutkular ama yetmeyen olanaklar.
Oyunu ilk okuduğumda bu rolü hemen benimsedim. Rosie  zaman zaman sert çıkışları olan, aynı zamanda eğlenceli bir karakter. Rosie’yi oynamaktan mutluyum.
- Atilla Şendil ile daha önce ortak bir projede bulunmuş muydunuz?
Atilla Şendil’le birlikte oyuncu ve yönetmen olarak çalıştığım ilk proje. Aynı evde yaşayan ve aynı işi yapan iki insan olmak kolaylık sağladı elbette ki. Ancak uzun yıllardır bu meslekte olan iki profesyonel olarak da eve iş götürmedik. Yani yönetmenin eşi olma durumunun bir ayrıcalığı olmadı. Zaten bunu da istemedik. Her şey her oyunda olduğu gibi bütün ekiple tiyatroda çalışıldı. Ve son derece keyifli, huzurlu, güzel bir çalışma süreci geçirdik.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.