Yeşilçam'ın en iyi kötü adamı 'Sütçü'

Sinemamızın 'kötü adam'ı Süheyl Eğriboz'u Cuma günü 87 yaşında kaybettik. Nam-ı diğer 'Sütçü'' lakaplı Eğriboz, Kasım ayında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı Süheyl Eğriboz 1971 yılında çekilen...

Yeşilçam'ın en iyi kötü adamı 'Sütçü'
13 Ocak 2014 Pazartesi 11:54

16kotu

Sinemamızın 'kötü adam'ı Süheyl Eğriboz'u Cuma günü 87 yaşında kaybettik. Nam-ı diğer 'Sütçü'' lakaplı Eğriboz, Kasım ayında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı

Süheyl Eğriboz 1971 yılında çekilen "Hz. Ömer'in Adaleti" filminde oynuyor. Oradaki rolü ise Hz. Ömer'i namaz kılarken öldüren kişi. Bu film sinemalarda gösterime girmiş. Eğriboz da o sıra Ramazan Bayramı'nın ikinci gününde bayram ziyareti için Düzce'ye gitmiş. Aynı filmde oynadığı bir arkadaşıyla Konuralp nahiyesinde arabadan inmişler. Tam yürürlerken onlara koşarak dört kişi geliyor. Bunların imza almak için gelen hayran kitlesi olmadığı '"Lan! Hazreti Ömer'i öldürürsün ha" diyerek üzerlerine çullanmalarıyla anlaşılıyor. Sadece yumruk, tekme değil bu saldırıda odunlarda eşlik ediyor. İşte o odunlardan biri Eğriboz'un kafasında patlıyor. Sanatçı, İzmit 305 numaralı askeri hastanede kendine geliyor. Kafasına 18 dikiş atılıyor ve dört gün de hastanede yatıyor.

Bununla kalsa iyi Eğriboz'un filmlerinde yayılan ünü evlendiğinde de peşini bırakmıyor. Diyelim eşiyle yolda yürüyorlar, sokakta onları görenlerin dilinden "Bak şu rezile, düşürmüş bir kadını götürüyor" sözleri dökülecekti.

Bütün bunlar sinamamızın "kötü adam" diye nitelenen karakter oyuncularının başına gelenlerden bir kaçıydı. Erol Taş ile özdeşleşen bu "kötü adam" tanımı rollerinin kadın oyuncularda yansıması ise Suzan Avcı oluverirdi. Özel hayatında çok iyi bir insan olan bu oyuncu belki de sarışın olması sebebiyle kötü karektere uygun görülmüştü. "Yeşilçam" sinamamızın "Star" sisteminde esmer kadınlar genelde hem başrol hem de iyi karakter olurken azınlıkta olan sarışınlara biçilen buydu. Kimbilir belki de bugün yaşadığımız "benim yüzde ellim" nidalı çogunlukçuluğun da ilk yansıması gibiydi. Aynı yaklaşımı sinemamızın "kötü adam"ı ama yakışıklısı Önder Somer için de söyleyebiliriz. O da bu sistem içinde nasibini hain adam olarak alacaktı.

Bu tip daha bir dizi örnek sayabiliriz sinemamızda ama bizim "kötü adam" dediğimiz oyuncular bir başka tanımlama ile de "karekter oyuncusu" diye de tanımlanır. Aslına bakılırsa onların önemi başrol oyuncusundan da fazladır. Zira o hayranlık duyulan starların üzerine olan ilgi "karekter oyuncuları"nın rol başarısından da kaynaklanmaktaydı.

Sütçü

Bine yakın film ve yıllara meydan okuyan karekter oyuncusu imgesi. Dünya sinemasında böyle bir örnek olsa insanlar hayrete düşer bizde ise alışılageldik bir durum. Süheyl Eğriboz yani alameti farikası olan "Sütçü" lakabıyla sinemamızın en bilindik kahramanı. Onu simgeleyen bu lakap da hayatı boyunca oynadığı tek başrol olan "Sütçünün Rüyası" filminden kaynaklanıyor. 1978'de çekilen bu film ilgi görünce de "Sütçü Kıbrıs'ta", "Sütçü ve Eşeği" ile "Sütçünün Çocukları" diye seri bir filme dönüşecekti.

Tiyatro tozuyla başlayan oyunculuk

1927 yılında doğan Süheyl Eğriboz'un çocukluğu İstanbul'un Mercan semtinde geçmiş. Küçük yaşlarda içine düşen oyunculuk aşkı Pertevniyal Lisesi'nde okurken iyice nüksedecek ve okulu bırakmasına neden olacaktı. 16 yaşında kendini "Muammer Karaca Tiyatrosun"da buluyor. Burada alaylı olarak sahne tozu yutarak başlayan serüveni, 1943 yılında sahneye çıkmasıyla başlıyor. Ardından onu dönemin bir başka önemli tiyatrosu olan "Ses Tiyatrosu"nda görüyoruz. 5 yılı aşan bu tiyatro döneminden sonra "Akasya Palas" filmiyle sinemaya adımını atacaktı. İşte bu adımla da bizim hatıralarımızda yer eden jönlerin yumruklarını yiyen, o yumruklarla pencerelerden dışarı fırlayan "kötü adam" yani "Sütçü" yıllara meydan okuyan kalıcılıktaki yerine oturacaktı. Peki biz o ve onun gibi "kötü adam" ama iyi oyunculara vefamızı gösterebildik mi?

Emeğe saygı olmayınca sanata da olmuyor

Aslında vefa sadece bize düşen de değil hani. Onların sosyal güvenceleri hiç bir zaman olmadı. Sadece stara dayalı sistemimiz içinde alaturka ve de kapitalist sistem onları yok saydı yıllar yılı. Sonraki gelen dönemde yani bugün de onları görmezden geldik. Süheyl Eğriboz diğer karekter oyuncuları gibi perişan olmadı.

Mütevazi bir şekilde evinin bahçesinde oyalanarak yaşlılık günlerini geçirebildi. Ancak yıllar içinde o da sosyal güvencesiz olarak yaşadı. Bunları yazarken aklıma 70'lerin sonundaki sinema emekçilerinin sendikal mücadelesi geldi. Onları sadece beyaz perdenin içinde ki yan rolleriyle görmüyorduk. Emek hareketinin ön saflarında da görüyorduk. 80 öncesinin 1 Mayıs'larında açılan Sine Sen pankartında onları görüyorduk. Sonra 12 Eylül bütünüyle bizi ezdiği gibi onların bu mücadelesini de yok etti. Şimdi Yeşilçam dümdüz edilmişken yerine oturan Türk Sineması ve dizileri yeni sömürü oyunlarıyla devam ediyor.

Aptülika


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.