Vasat estetiği

‘Sanat, siyasete karıştırılamaz, çünkü zaten siyasetten asla ayırtedilemez.’ Bir yazarın edebi değeri, güncel siyasetteki aldığı tutumda değil, eserlerinin güncel siyaseti aşan bir düzlemde insanla kurduğu estetik ilişkide...

Vasat estetiği
28 Temmuz 2014 Pazartesi 08:02

16manset1

‘Sanat, siyasete karıştırılamaz, çünkü zaten siyasetten asla ayırtedilemez.’ Bir yazarın edebi değeri, güncel siyasetteki aldığı tutumda değil, eserlerinin güncel siyaseti aşan bir düzlemde insanla kurduğu estetik ilişkide saklıdır

Taylan Kara

Bir roman kahramanının, sizin sempati duyduğunuz siyasi görüşü temsil ediyor olması, o romanın güzel olması için yeterli midir? Diyelim ki sosyalistsiniz,okuduğunuz romandaki başkahraman işçi ise sizce o roman iyi midir? Ya da dindar bir müslüman, başkahramanı ateist olan bir romanı okumamalı mıdır? Emile Zola’nın “Germinal” romanı sadece işçileri ve bir grevi anlattığı için mi büyük bir romandır yoksa karakterlerin derinliğinden ve toplumsal çelişkiyi çarpıcı bir biçimde işlediğinden dolayı mı? Madam Bovary’nin başkahramanı kentli, kaprisli, şımarık bir kadın diye bize söyleyeceği hiçbir şey yok mudur?

İLERİCİ SANAT NEDİR?

İnsanı derinlikli işleyen, insanlık durumlarını ortaya koyan ve okuyucuda farkındalığı arttıran sanat ilerici sanattır. İlerici sanatın tanımı bu kadar basit bu kadar kısadır. Bu tanımın içinde Rus Çarlığı’nı ve Panslavizmi savunan “gerici” Dostoyevski’nin devrimci romanları da vardır, insanlığın düşmanı Naziliği savunan Celine ya da Hamsun’un romanları da vardır, bir tür Hristiyan mistisizmi ile anarşizm arasında gidip gelen Tolstoy’un büyük romanları da vardır. “Gerici” Dostoyevski, Ecinniler’de güncel siyasette karşısına çıksa bir kaşık suda boğacağı Rus anarşistlerini öylesine derinlikli anlatır ki, sanatı, savunduğu gerici siyasetin ötelerine geçer. Gündelik siyasetteki duruşu ile sanatsal duruşunun örtüşmediği hatta taban tabana zıt olduğu epeyce bir yazar sayılabilir. Özne aynı olsa dahi tutumlar birbirine zıttır. Birini dikkate alarak diğeri hakkında konuşulamaz. Eğer yazarların günlük siyasette savunduğu görüşlerini göz önüne alarak romanlarını seçecek olsaydık Balzac ve Dostoyevski’nin bütün yazdıklarını çöpe atmamız gerekirdi.

SANATLA SİYASETİ KARIŞTIRMAYALIM MI?

Bunu söylerken asla “sanata siyaseti karıştırmayalım” klişesi kastedilmemektedir. Söylenen, esasen bunun tam tersidir: “sanat, siyasete karıştırılamaz, çünkü zaten siyasetten asla ayırtedilemez”. “Karıştırmayın” dedikleri şey, zaten hiçbir zaman ayrışmamıştır ki karıştırılsın.

Ancak burda kastedilen siyaset, gündelik yaşamdaki siyasal tutum değil, sanatın, oluşurken insana bakışında aldığı siyasal tutumdur. Bir yazarın edebi değeri, güncel siyasetteki aldığı tutumda değil, eserlerinin güncel siyaseti aşan bir düzlemde insanla kurduğu estetik ilişkide saklıdır. Bu hata ne yazık ki on yıllardır yapılan ve halen de yapılmakta olan bir hatadır.

Sosyalist sol, siyasi yönelimleri nedeniyle birçok önemli yazarı görmezden gelmiştir, okumamıştır. Kemalist diye Yakup Kadri’yi küçümseyen, sağcı diye Refik Halit’i, faşist diye Peyami Safa’ya dudak büken solcular ne yazık ki vardır. Sağ cenahda ise durum çok daha kötüdür; Nazım Hikmet’ten Orhan Kemal’e, Yaşar Kemal’den Hasan İzzettin Dinamo’ya kadar hepsi “komünist” oldukları için “necis”tir. Bu anlayış, on yıllarca sağ görüşlü insanları ve muhafazakarları edebiyat-roman diye üçüncü sınıf yazarlara, sabun köpüğü romanlara mahkum etmiştir. Bir kuşak boyunca onbinlerce insanın bildiği en derin romanın, Emine Şenlikoğlu’nun “Bize nasıl kıydınız” kitabının olması, onbinlerce insanın bu estetik düzeye mahkum olması, çok büyük bir haksızlıktır.

Siyaseten “faşist” P. Safa’nın “Yalnızız” romanı, insan psikolojisinin derinlerine inebildiği için “devrimci”dir, bundan sanırım P. Safa’nın da haberi yoktur! Bir Fransız “gericisi” Balzac, romanları ile Karl Marx’a “komünist ilham”lar verdiğini bilmemektedir.

Mesele şu ki, siyasi duruşlarını nitelemek için kullanılan bu terimler, bu yazarların edebi duruşlarını dikkate alarak yeniden tanımlandığında bambaşka bir tablo karşımıza çıkmaktadır. Kralı savunan “gerici” Balzac, romanlarıyla K.Marx’a Fransız toplumunu anlattığı bir “devrimci” yazara dönüşür. Bir ateist, koyu ortodoks Dostoyevski’nin kitaplarındaki insanlık durumlarından kendine pay çıkarır.

Bu yazarlar, eserlerinde insanın derinliklerine indikleri ve insanlık durumlarını ortaya koydukları ölçüde bütün insanlara hitap etmektedirler. İşte devrimci sanat, ilerici edebiyat denildiğinde kast edilen tam olarak budur. Bir romanı ilerici yapan şey, işçilerden, ezilenlerden, fakirlerden söz etmesi değildir: bu bir “kötüye kullanım”dır. Edebiyat açısından başarısız bir romanı, siyasi mesajından dolayı ilerici zannetmek çok büyük bir yanılgıdır. Bir roman sizin siyasal görüşünüze uygun diye o romandaki klişeleri, sloganları, roman tekniğiyle asla uyuşmayacak kaba siyasal mesajları görmezden mi gelmeliyiz?

Yarın: ‘vasat estetiği 2’


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.