‘Türk sinemasına dokunmayın’

2- Üst düzey yöneticiler ne kadar laçka ise en alttaki gençlerin ordusu o kadar dikkatli, çalışkan ve nazik. Festivali onlar taşıdı. Hepsini candan kutluyor, sevgilerimi sunuyorum.

‘Türk sinemasına dokunmayın’
24 Ekim 2014 Cuma 06:18

17ertemgorec
Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ödül gecesinde yaptığı konuşmayla yeni bir tartışma başlatan ünlü yönetmen Ertem Göreç Aydınlık’a konuştu
Tartışmalı geçen 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne bütün aksayan yönleri bir yana Ertem Göreç’in konuşması damga vurdu.
- 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali içinde yaşananları biraz açar mısınız?
Olay çok basitti 1914-1994 arasında 80 yılda, yaklaşık 6.500 film üretilen dönemin adı “Türk Sineması” dır. Burada tartışılacak bir şey yok. Bundan sonra üretilen filmlerin dönemine de arkadaşlar “Türkiye Sineması” diyorlar burada da tartışılacak bir şey yok. Asıl sorun, bu gençler ve entellerin ilk 80 yıllık döneme de “Türkiye Sineması” demelerinden çıkıyor. Biz diyoruz ki, Türk Sinemasına dokunmayın, ona tecavüz etmeyin. Sonraki döneme ne isim verirseniz verin. Bizi ilgilendirmiyor. Bunu ben ödül töreninde söyledim ama sizin gazeteniz, benim “94’ten sonra nedense Türkiye Sineması dendiğini ve bu tahrifatı yapmaya kimsenin hakkı olmadığını vurguladı” dediğimi yazmışlar.
Ayrıca HaberTürk, Özgür Gündem, Güneş, Vatan gazeteleri de 90’lardan sonra Türk sinemasına “Türkiye Sineması” denmesine itiraz etti diye yazıyorlar. Ben 94’ten sonrası için değil “1914-1994 arası için kimsenin tahrifata hakkı yok” dedim.
YENİ BİR BAŞLIK ARAYIŞI
Hürriyet gazetesi “Ertem Göreç’in  festival filmlerinde kullanılan küfürlerden yola çıkarak Türk Sineması yerine Türkiye Sineması denmesine küfürlü tepki göstermesi Türk-Kürt-Türkiye sineması tabirlerinin tartışılmasına neden oldu. Önümüzdeki günlerde sinema sektörünün gündeminin de bu olması bekleniyor” diyor.
En büyük sıkıntı; en iyi müzik, en iyi ilk film, en iyi erkek oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerinin ‘Annemin Şarkısı’ filmine verilmiş olmasıdır. Bu kararın sadece -bu jüri- kaynaklı olduğunu düşünmüyorum. Bu filme verilen ödüllerle amaçlanan şudur; “Türk Sineması” adı altında anılmak istemeyen “Kürt Sinemasının” kendine yeni bir başlık arayışıdır. Yönetmen Erol Mintaş’ın Annemin Şarkısı filmi ile sert ve didaktik Kürt sineması dilini yumuşatarak yeni bir başlık altına girmesinin arzulandığı aşikardır. Ancak son derece dayatıcı bir şekilde üretilerek sahnelerde ve kulislerde empoze edilen “Türkiye Sineması” başlığı zorla dilimize sokulmaya çalışıldığı için sorunludur ve tartışılması gerekmektedir.
Ayrıca Özgün Gündem, “törende ödül vermek için sahneye çıkan Ertem Göreç’in milliyetçi bir refleksle” diyerek, milliyetçiliği ve beni aşağılamak istiyor.
Ben tabii ki ülkemi, milletimi, bayrağımı severim. Türk milli basketbol takımında o bayrağı göğsümde senelerce taşıdım. Ama siz milliyetçi tabirini beğenmiyorsanız o sizin bileceğiniz iş. Ben milletimle ve milliyetçiliğimle iftihar ediyorum. O ırkçı bir söylem değildir.
- Festivalin diğer yönleri için neler diyeceksiniz?
Bu ekip böyle büyük bir organizasyona ilk defa soyunuyor. Hatalar yapması doğaldır. Hataları tespit edenler bir dahaki festivale daha az hata yaparlar. Ama temel bir hata vardır ki onu telafi etmek çok zordur. İşi ehline vermek gerekir. Bu organizasyonu başındakiler işleri ehillerine vermemişler. Festivalin direktörü çok iyi bir sunucu filmlerden önce sahneye çıkıp hem gösterilecek filmi hem filmin ekibini çok iyi takdim ediyor ama iyi bir idareci değil. İdareciliğin birinci şartı beraber çalışacağı elemanları doğru seçmektir. Maalesef bu konuda çok yanlışlar yapmış.
Direktörün danışmanları da (biri hariç) bu konularda deneyimsiz. Broşürleri, günlük haber dergilerini hazırlayanlar da güdümlü. Bir kişi Türk Sinemasına,Türkiye Sineması diyorsa, kişisel bir zaaftır. Fakat festivalin resmi yayın organlarında “Türkiye Sinemasında 1970’leri, Türkiye Sinemasında 40’lar” diye manşet atılıyorsa, festivalin antetli davetiyesine “100 illüstrasyonla Türkiye Sinemasının 100. Yılı “ diye yazıyorlarsa burada cahillik değil bir kasıt vardır.
Bir başka konu da “Türk Sineması’nın 100. yılında yüzden fazla film çekmiş olan yönetmenler” diye bir proje sunduk. Dünyada 100’den fazla film çekmiş kaç yönetmen olabilir? Ama Türk Sinemasında 12 tane yönetmen var, altısı rahmetli, altısı sağ. İnanmayacaksınız ama bu projeyi reddettiler, neymiş yer yokmuş.
‘ANTALYA’YA YAKIŞIRDI’
Yerli-yabancı yüzlerce kişiyi ağırlıyan festival komitesi, 6 kişiye yer bulamıyor ve böyle dünya çapında zenginliğimizi göz ardı ediyor. Bunların içinde 160 film Ülkü Erakalın, 138 filmle rahmetli Osman Seden, 115 filmle rahmetli Atıf Yılmaz ve diğerleri var. Tabii böyle saygın bir projeyi meslek kuruluşları ve belediyeler kapıştı,14 Kasım’da hayata geçecek, fakat bu onur Antalya Film Festivaline çok yakışır diye düşünmüştük, ama bu işi bilmeyen, sinemanın değerlerini kavrayamayan, bekli de bilhassa silmeye, unutturmaya çalışan bir organizasyonun elemanlarıdır bu işi yapanlar.
Neyse son olarak ödül alacaklara verilecek heykelciklerden bahsedelim. Filmlerin gösterildiği Atatürk Kültür Merkezi bahçesinde ve şehrin muhtelif yerlerinde elinde portakal bulunan dev kadın heykelleri var. Bunların ufak bir kısmına yıllardır verilen klasik kadın heykelinin üzerine çarşaf konmuş, bu ucubeler nedir dedik. Bazı arkadaşlar alıştırıyorlar, bir süre sonra ödül olarak bu heykelleri verecekler dedi.
Bir televizyon programında bütün yazdıklarımızı ve fazlasını belgeleriyle seyircilerimize sunacağız, fakat bütün olumsuzlukların arasında iki güzel noktayı belirtmek isterim.
1- Festivalin fikir babası Behlül Dal adına konulan ödül kaldırılmamış ve Behlül Dal Sinema Müzesi pırıl pırıl yerinde duruyor.
2- Üst düzey yöneticiler ne kadar laçka ise en alttaki gençlerin ordusu o kadar dikkatli, çalışkan ve nazik. Festivali onlar taşıdı. Hepsini candan kutluyor, sevgilerimi sunuyorum.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.