‘Türk operasında oynamak isterim’

Dünyaca ünlü Altın Plak ödüllü Fransız soprano Emma Shapplin,...

‘Türk operasında oynamak isterim’
24 Ağustos 2014 Pazar 10:35

20opera

Dünyaca ünlü Altın Plak ödüllü Fransız soprano Emma Shapplin, Aydınlık’a albümlerinde izlediği müzik tarzını anlattı. Shapplin, bir Türk operası sahnesinde seve seve rol alabileceğini söyledi

Klasik müzikle başladığı sanat hayatına opera ve rock müziğini harmanladığı tarzla devam eden Fransız soprano Emma Shapplin, dünya çapında 2 milyon albüm sattı. Altın plak ödüllü Shapplin’in, büyük bir titizlikle “Dust Of A Dandy” albümünün her aşamasında bizzat imzası bulunuyor. Sanatçı, şarkıları İngilizce yazdı ve besteledi. Ayrıca, albümünün fotoğraf çalışmalarını ve prodüktörlüğünü de üstlendi.

Geçen aylarda albümün habercisi niteliğindeki “The Lovers” isimli single çalışmasını ve videosunu sevenleriyle buluşturan Emma Shapplin, yeni albümünün ismini taşıyan “Dust of a Dandy” turnesi kapsamında Türkiye’ye de geldi. Emma Shapplin’in 10 yıldır menajerliğini yapan Vibe Productions İnternatiolnal Ltd., şu an Shapplin’le sürpriz bir proje üzerinde çalıştıkları müjdesini verdi. (www.vibeproductions.net) Shapplin, “Turkcell Yıldızlı Geceler” konserleri kapsamında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sanhesi’nde konser verdi. Ülkesi Fransa’ya dönen Shapplin’le turne sonrasında görüştük.

- Yeni albüm hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Benim albümlerim genellikle “Neo-klasik” odaklı. Bu albümümde biraz alternatif çalışmak istedim. Aslında bu yaptığım tarz, ilk iki albümümle kucaklaşıyor da diyebiliriz (Carmine Meo ve genel olarak eski bir İtalyan gibi eski dilde bir opera tekniğiyle söylenen dizeleri). “Etterna”yı kesinlikle “elektro-punk-rock” odaklı olarak yaptım diyebilirim. Eski albümüm “Macadam Flower”da İngilizce ve Fransızca olarak genellikle bir pop saund’uyla söylenen daha ağır elektro gitar tonlu oldu. Her albüm bir veya birkaç karakterin yaşam anlarını anlatıyor.

- Albümleriniz arasında hep mola veriyorsunuz.

Hâlâ turne programlarına devam ediyorum. Diğer projelerime de yer veriyorum. Albümlerimin arasında özellikle mola veriyorum. Ben bir işin acele etmeden, doğru yapılması taraftarıyım. Şu an turne yapıyorum ama diğer porjelerimle de ilgileniyorum.

- Çok genç yaşta soprano olarak dünyada ün kazandınız. Şöhret sizi genç yaşlarda zorladı mı?

Genç yaşta ünlü olmanın tabii ki zorlukları vardı. Ancak ben sadece iyi taraflarını kullandım.

- Kendinizi opera konusunda geliştiririrken hangi opera sanatçılarını örnek aldınız?

Joan Sutherland, Luciano Pavarotti, Maria Callas, Placido Domingo, Renée Fleming. Irina Bogachova harika bir kadın.

TÜRK TENOR BÜLENT BEZDÜZ ÇOK İYİ BİR SES’

- Türk opera sanatçılarını tanıyor musunuz?

Bir arkadaşım bana bir Türk tenor Bülent Bezdüz’den söz etti. Çok güzel bir ses. Arkadaşım onun seslendirdiği aryalar üzerinde çalışmıştı.

(Londra, Dublin, Amsterdam, Köln, Marsilya, Renne, Nansi ve Lozan şehirlerinde, Teatro Regio di Parma, Teatro Regio di Torino, Portland, Oregon, Teatro Colón de Buenos Aires, opera evlerinde söylemiştir. Bunun yanı sıra birçok kez İstanbul Devlet Operası’nda ve Uluslararası Aspendos Opera Festivali’nde yer aldı.

Bezdüz’ün de solist olarak görev aldığı LSO Live adı altında canlı olarak kayıt edilen Berlioz’un Truvalılar operası 2001 yılında 44. Grammy ödüllerinden ikisine ve yine Verdi’nin Falstaff Operası 2006 yılı 48. Grammy ödüllerinden En İyi Opera Kayıdı kategorisinde ödüle layık görülmüştür.

Bezdüz, 2010 yılında ilk defa verilen Andante Klasik Müzik Ödülleri’nde En İyi Opera Yorumcusu (erkek) kategorisinde ödüle değer görüldü.)

- Türk halkı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’yi yeniden ziyaret ettiğim için çok mutlu oldum. Çünkü burada gülümseyen Türk insanını görmek beni sevindiriyor. Türk insanı genellikle saygılı, nazik, sıcak. Mutlu insanları da görmek insanı pozitif yapıyor.

- Türkiye’de bir opera sahnesinde rol almayı ister misiniz?

EVET! TABİİ Kİ ÇOK İSTERİM!

- Müziğin başka alanlarına ilgi duyuyor musunuz? Hangi tarzlar?

Muse, Keane, Portishead, Pink Floyd, David Bowie, Steve Reich, Arvo Pärt ilk aklıma gelenler. Pek çok tarz dinlediğim oluyor. Özellikle büyük sanatçıları dinlemek insanı dinlendiriyor.

Sema Sezen


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.