‘Sevgisizlik kuyusunda şiddet kulaçları...’

Emel Seçen

‘Sevgisizlik kuyusunda  şiddet kulaçları...’
06 Kasım 2014 Perşembe 09:19

17manset-gulseren2
Gazeteci, yazar ve rehber psikolog Gülseren Engström’ün ‘Aile İçi Şiddet - Çaresi Ne?’ adlı kitabından yola çıkarak şiddet kavramını ve cinsel eşitliği konuştuk
Behçet Necatigil’in en çok sevilen dizelerinde SEVGİ ne güzel ifade edilir.”Sevgileri yarınlara bıraktınız...” Sevgiye, nerede nokta koyarsak orada yaşanılabilir olmak, mümkün değildir.
Aydınlık Gazetesi, Kültür Sanat dünyasından bu günkü aynamız çok kıymetli gazeteci, yazar ve rehber psikolog Gülseren Engström’ün kaleminden ve ekibi ile üç yıl boyunca  proje olarak yürüttükleri  günümüzün mihenk taşını oluşturan “Aile içi ile namus adına yapılan şiddeti” önlemeye yönelik, ciddi emek ve teorik bilgi ve deneyimleri kapsayan yapıtı “Aile İçi Şiddet”.
ŞİDDET NEDİR?
- Gülseren Engström yoğun temponuzda zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Hoşgeldiniz. Şuradan başlamak istiyorum. Toplumun en küçük birimini temsil eden aileye değinmeden önce, kitap üzerinde belirtilmiş teknik ve deneyimleriniz çerçevesinde anlatmış olduğunuz “şiddet” kavramını  bize açar mısınız, şiddet nedir?
Başka bir kişiye acı veren, korkutan, aşağılayan, yaralayan ve o kişiye yapmak istemediği şeyleri yapmak ve yapmamak durumunda bırakan davranışlardır. Birleşmiş Milletler, “kadını, fiziksel, psişik ve cinsel açıdan yaralayacak veya acı çekmesine neden olabilecek her türlü baskı ve eylemi “şiddet” olarak tanımlıyor. (1993 kadınlara karşı şiddetin önlenmesine dair bildirge)
CİNSEL EŞİTLİK MÜCADELESİ
- “Sevgi”, tek kelime ile anlatıldığında dolu dolu bir çok olguyu beraberinde taşımakta. Şiddet kelimesini açtığımızda, uçurtma kuyruğunda gelenler nelerdir?
Genel olarak üç tür şiddet vardır. Bireysel, Toplumsal ve Devlet tarafından uygulanan. Ve bununla birlikte şiddetin de üç aktörü vardır. Mağdur, Uygulayan ve Tanık olan.
Uluslararası araştırmalar, aile içi şiddetin en çok eğitimden yoksun aileler ve onlar tarafından yetiştirilen çocuklarda görüldüğünü göstermektedir. Şiddet uygulayan kişilerin, genellikle özgeçmişlerinde yaşanmış şiddet olguları bulunmaktadır. Bunların çoğunlukla, şiddetin var olduğu ailelerde yetiştikleri gözlenmektedir. Şiddet uygulamasına ayrıca alkoliklerde, madde bağımlılığı ve tanınmış (narsist, psikopat, border line...) kişilik bozuklukları veya psikiyatrik hastalığı bulunan kişilerde de rastlanmaktadır.
- Kitabınızı okudukça tüm teorik, akademik ve gerçeklik süzgecinizden yansıttıklarınız, bizi kendimizi ve çevremizi ciddi şekilde düşünmeye elbet de sorgulamaya götürüyor. “Daha iyi bir dünya istiyor muyuz?”
Herkes için yaşanılır bir dünya için cinsel eşitlik mücadelesi önde gelmelidir. İnsanoğlunun kaderinin değişmesi için herşeyden önce; cinsel ayrımcılığa neden olabilecek yapısal engeller ortadan kaldırılmalıdır. Anlamlı ilişkiler ancak eşitler bazında kurulabilir. Bu noktada asıl iş politikacılara düşüyor. Politikacılar, cinsel eşitsizlik konusuna “tüm içtenlikleriyle” politik tercihlerini açıkca göstermelidir. Şiddet ve şiddetin neden ve sonuçları konusundaki bilgilendirme çalışmalarına aileden başlayarak, okul ve toplumdaki tüm kurum ve kuruluşlarda aralıksız devam etmeliyiz. Bu konudaki çalışmalar sadece, kuru enformasyon içeren bilgiden oluşmamalı. Bilgilendirme çalışmalarını bireyin davranışlarının motoru olan temel değer yargılarından başlayarak yürütmeliyiz. Bunun yolu da; ayrımcılık, eşitsizlik ve baskı içeren feodal değerlerden; özgürlük, eşitlik hak ve hukuk içeren demokratik değerlere geçişi hızlandırmaktadır.
- “Herkes için yaşanılır bir dünya için cinsel eşitlik mücadelesi önde gelmelidir” dediniz. Toplumsal ve ahlaki dogmalar, doğru ya da yanlış bilgiler karşısında tam olarak nedir cinsel eşitlik?
Cinsel eşitlik dediğimizde, bunu nedenleri ile de açıklamak gerekmektedir. Kadın ve erkeğin politik, ekonomik, sosyal yaşamda aynı olanaklara, haklara ve sorumluluğa sahip olmasıdır.
GELİŞME İÇİN GEREKLİ
Avrupa Birliğinin tanımı ise; Kalıplaşmış cinsel rollerin etkisinde kalmadan kendisini geliştirme ve karar verme özgürlüğüdür (1998) der. Avrupa Birliği görüldüğü üzere, kalıplaşmış feodal cinsel rollerin kıskacından kurtulmayı cinsel eşitlikte ön şart olarak görmüştür. Nedenlerine geldiğimizde ise;
Cinsel eşitlik, demokrasi, özgürlük ve insan hakları demektir. Bu nedenle, bu alandaki çalışmalar aralıksız sürdürülmelidir. Toplumsal ve ekonomik gelişme için gereklidir. Cinsel eşitlik kadın ve erkeğin kapasitesinden eşit oranda yararlanmak demektir. Yaşam kalitesini artırmak için gereklidir. İki cinsin barış içinde yaşaması demektir. Sistem değişikliği için gereklidir. Feodal değerlerden Modern toplum değerlerine geçiş için zorunludur. Kısaca ayrımcılık, baskı ve eşitsizlik anlamına gelen “feodal” değerlerden, bireyin özgürlüğü ve eşitliği anlamına gelen demokratik değerlere geçiştir. İsveç, cinsel eşitlik konusunda önemli adımların atıldığı ülkeler içinde baş sıralarda yer alıyor. (2010 yılı İstatistik Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre)
İsveç’te kadınların iktidardaki konumu; Mecliste: % 45(2010) % 47(2006), Devlet sektöründe genel müdür: % 33, Özel sektörde: % 20, 50 Büyük şirkette genel müdür: %  4, Kamu sektöründe yönetici: % 60, Anababalık izni kullanan erkekler: % 20.
Görüldüğü üzere, özellikle 1970’li yıllardan itibaren sürekli gündemde tutulan cinsel eşitlik politikası, kadınların politik, ekonomik ve sosyal konumlarını geliştirmelerini sağladı. Ancak günlük yaşamda aynı hızda gelişme gerçekleşemedi. İsveç hükümetinin cinsel eşitlik hedefi, kadın ve erkeğin kendi yaşamını ve toplumu yönlendirmede eşit hak ve iktidara sahip haksızlığa uğrayan cins için etkin önlemler. Strateji, yeniden örgütle ve cinsel eşitlik anlayışının her kademede hayata geçirilmesini denetler olmasını sağlamak. Ekonomik eşitlik (eğitim ve iş olanakları), Evdeki ücretsiz işin paylaşımı, Erkeğin kadına yönelik şiddetine son verilmesi. Hedefe ulaşma stratejisi, Yasa önünde eşitlik.
Emel Seçen


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.