Sanatta öz ve biçim

İmge doğduğu yerde orjinaldir ve bu bitmiş çalışmalara taşınır. Kuşkunun baskısı altındaki yaratma eylemi risk taşır, tatmin duygusu gerilim içindedir. Bilinmeyeni çözmekle yol alınacak, değilse ilerleme olmayacaktır Yaratma...

Sanatta öz ve biçim
08 Ağustos 2014 Cuma 12:35

16manset

İmge doğduğu yerde orjinaldir ve bu bitmiş çalışmalara taşınır. Kuşkunun baskısı altındaki yaratma eylemi risk taşır, tatmin duygusu gerilim içindedir. Bilinmeyeni çözmekle yol alınacak, değilse ilerleme olmayacaktır

Yaratma eylemini tetikleyen iç istem, iç benlikte imge olarak dolaşır, yaratmanın henüz sebebi bilinmese de rotası belli olmayan yolculuğa her an hazırdır. İmgenin maddi, görünür bir hal alması, süreci başlatan ilk değintiye bağlıdır. B.Croce; “imge iç teknikle belirginleşir dış teknikle bir malzemeye aktarılır, şayet ilk değintide imge dağılıp kararsızlık yaşanıyorsa, bu imgenin henüz olgunlaşmadığı yada bilinç altında etkileşimden kaynaklanan ödünç imgeler olduğu anlaşılır” demektedir... Asıl imge doğduğu yerde orjinaldir ve bu özellik bitmiş çalışmalara taşınır. Kuşkunun sürekli baskısı altında devam eden yaratma eylemi her zaman bir risk taşır tatmin duygusu gerilim içindedir. Bilinmeyeni çözmekle yol kat edilecek, değilse ilerleme söz konusu olmayacaktır.

Yani “gideceği limanı bilmeyen kaptana rüzgar fayda etmez” misali. Aklın onayladığı, nedensellik etrafında belirginleşen ana yapıya gereksinim vardır. Sanat eylemine yolunu bulduracak bu itici güç özdür. Soyut imge, tanıdık bir öz sayesinde kendinden emin olarak sanat eylemine katılır. Biçim, şekil gibi yardımcı elemanlara ya da tersi bir özün varlığına kuvvetle ihtiyaç duyan biçime göre şekillenir. Sanat eyleminin maddi varlığına dair kavram ve teoriler bitmiş eserin arkasından gelir. Nerden baktığına göre değişen görme biçimi ve bu yönde şekillenecek kavram bütünlüğü sanat eleştirisi olarak değer bulacaktır. Özün içeriğe yansıması, öz ve biçim ilişkisi, özün var olma sorunu başka bir anlatım ifadesidir.

SANAT ESERİ NEDEN ESKİMEZ

Öz ve biçim ilişkisi, sanat eyleminin varmak istediği tamlık olgusuna kadar devam eder. Sanatın ortaya çıkma gerekçesini oluşturan öz, biçimin form karakterini de belirler. Biçimin yaşadığına dair izler özün hala canlı kaldığına işarettir ve bu alışveriş süreklidir.

Bu yüzden sanat eseri kolay kolay eskimez her bakışta ilk kez bakılıyor heyecanı yaşanması bu sebeptendir. Biçim, bir eserin maddi varlığını tanımlarken, eserin estetik varlığını da açıklar. Öz, sadece estetik biçim olarak ifade edilen seyirlik eserlerin yanında, özün kendisi biçim olarak aktarıldığı kavramsal sanat örneklerinde de görülecektir. Günümüzde diğer kavramlar gibi bu kavramların da geçerlik sorunu yaşadığı, sanatın var olmasında başat rolünün kalmadığı tartışmaları sürmektedir. Karıştırılan konu, kavramın sanatın biçimsel statüsünü belirlediği yanılgısıdır.

Hiçbir kavram ve teori bir sanatın üretilmesini biçimleyemez. Sanat, kendi iç dinamikleriyle kendini var eder ve evrimini oluşturur. Kavram ve teoriler sanatı maddi olarak anlatma ihtiyacını karşılar. Diğer görülen çelişki, öz ve biçim kavramlarının sanat eserinde bir üslup olarak tanımlaması. Üslubun öz ve biçim temelinde karakter kazanması bilinçli bir sanat eylemidir, ancak tasarım kuramıyla açıklanır. Sanat eylemi ise sadece teknik olarak tasarım ilkesini kullanır öz ve biçim kavramları psişiktir, soyut olarak eserde hissedilir. İster modern olsun ister klasik yada Post modern sanat da, eserin maddi bir biçimi ve bir de anlatmak istediği mesajı yada anlatmadığı bir özü vardır, bu olgu gerçektir. Eser bu maddi gerçek doğrultusunda doğar, yaşayıp yaşamayacağı başka bir konudur.

YAŞAM VARSA ÖZÜ DE VARDIR

Özün ortaya çıkartılmasında seçilen teknik ve yöntem çağdaş sanatın geldiği yolu anlatır. Postmodern sanatın aşırı tekniğe boğulması, hazır nesneden sanat devşirme hayranlığı, aşırı tüketim çılgınlığı gibi bir çok neden günümüz sanatını kendi maddi gerçeğini de inkar etme noktasına getirmiştir. Sanatın tözsel değerine duyulan kuşku ve güvensizlik, sanat üretiminin anlamsızlığı Postmodern sanatın öz kavramının manasızlığını besliyor. Günümüzde, üretilmeden eskiyen yada eski olduğu halde üretilen sanat eylemi, dölsüz çiftlik yumurtası gibi özden çok uzaktır. Çöp sanatın, yani Post modern sanatın üretilme gereksizliği, yeni iç sanatın başarısına bağlıdır. Post modern sanatın varlığı, sanatın tekrar kendini üretmesine engel olacaktır.

Ancak gerçek sanat bu sahteliğe niçin izin versin? Önceki yazılarda işlenen simülasyon kavramı ve bu kavramdan beklenen fayda Postmodern sanatı kurtarmaya yetmez. Çünkü yaşamın anlam ve manası başka bir zaman dilimine çoktan evrilmiştir. Değişen yada değişecek olan kavramların neyi tarif ettiği yada edemediği öz ve biçim kavramlarının kavranmasıyla alakalıdır. Yaşama sevincini besleyen öz niçin yok olsun? Yaşam varsa özü de vardır, görmek için bir çift göz yetmez....

Derviş Ergün


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.