Şairaneyi yıkan devrim: Garip

Son söz: Şiir, Nâzım’la başlayan, İkinci Yeni’yle süren modernleşme atılımına kitlesel onayı onlarla aldı. Seyyit Nezir

Şairaneyi yıkan devrim: Garip
01 Eylül 2014 Pazartesi 08:37

17garip

Garip şiiri, şairaneliği yıkmak üzere, şiir oltasını en saf, en dipteki duygulara atar, şiire çocuksu bir eda getirmek üzere yepyeni ve yalın bir anlatıma yönelir

Orhan Veli, Varlık Dergisi’ndeki yazı ve şiirleriyle, şiiri geleneksel çerçevesinden taşırıp çok farklı bir evreye, modern şiirde anlam ve biçimin kalıplardan kurtarıldığı aşamaya götürme niyetlerini belli ettiğinde, gelen tepkiler, son derece şaşırtıcı, “garip” bir işe giriştiği yönündedir. Oysa amaçları zaten oydu: Okuru şaşırtmak ve geleneksel tarzın ötesinde yeni bir şiir anlayışıyla buluşturmak... Bu nedenle, başardıkları işin adını “Garip” koymakta hiçbir sakınca görmez.
Tersten anlatmak
Orhan Veli, yazılarını bütünleştirip tek bir metin olarak yayımladığı  “Garip” adlı yapıta kendi ilk şiirlerinin yanı sıra Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’ın da ilk örneklerini alır. Melih Cevdet’ten şu şiir önemli bir örnektir (Varlık, S: 104): “Bir kere ben / Çok uzun bir tren yolculuğunda / Evimdeki yatağımı düşünüp / Uyuyamamıştım. / Bu gece neden uyuyamıyorum, / Evimdeki yatağımda?”
Oktay Rifat’ın “Karacaahmet” şiiri ölümü sıradan bir yolculuk görür (Varlık, S: 103): “Akşamları parka çıkmaktı / En büyük eğlencesi. / Şair Orhan Veli’yi, / Melih Cevdet’i severdi hayatında. / Ağaçlardan kavağı severdi. / Yıldızları da severdi. / Ve en rahat, anasının serdiği / yatakta uyurdu / Şimdi burada yatıyor.”
“Garip: Şiir Hakkında Düşünceler ve Melih Cevdet, Oktay Rifat, Orhan Veli’den Seçilmiş Şiirler” kitabında, yöneldikleri yeni üstüne başlıca ilkeleri vurgular (YKY’de yeni basımı: Temmuz 2014; I. basım: Resimli Ay Mtb., 1941).
Orhan Veli okurun dikkatini şu noktalara çekiyordu: “Şiir; vezin ve kafiyenin baskısından kurtulmalıdır (s. 11-12); söz sanatlarının egemenliğinden çıkmalıdır (s. 13). Kalıplaşmış hayal ve söyleyişleri (mazmun) terk etmelidir. Sanatların birbirini içermesine uzak durmalı; “şiiri şiir, resmi resim, müziği müzik olarak kabul etmelidir” (s. 15). Şiir; dinin, feodal zümrenin ve günümüzde burjuvazinin, yani müreffeh sınıfların malı olmaktan çıkarılıp halkın zevkini işleyen bir sanata dönüştürülmelidir (s. 13-14).”
Deyim yerindeyse Garip Manifestosu’nun vurgusu, en sonda, şairanelikte toplanır ve şöyle biter: Şiirde şairanelikten kaçınmalıdır; “eskiye ait olan her şeyin, her şeyden evvel de şairanenin aleyhinde bulunmak lazımdır” (s. 22-23).
Nâzım’ın tutumu
Gerçek’te Nâzım, serbest nazım devrimiyle, şiirinde kafiyeyi çöpe atmadan bu yönelimleri somutlaştırmıştı. Garip; şairaneliği yıkmak üzere, şiir oltasını en saf, en dipteki duygulara atar, çocuksu bir edayla yepyeni ve yalın bir anlatıma yönelir. Orhan Veli’nin aşırılıklarına önceleri karşı çıkan Nâzım, yıllar sonra Oktay Rifat’a yurtdışından yazdığı bir mektupta, “onun şiirlerini hep bavulunda taşıdığını” belirtir (Broy, Haziran 1986, S:8).
Kavgamız ve Garip
Kimileri, Garip’in doğrudan siyasal temalara yönelmediği savına dayalı yetmiş yıllık eleştiriyi her fırsatta geveliyor. Oysa Tereyağı şiirinde Orhan Veli’nin şiire yansıttığı çocuksu saflıkla gerçekleştirdiği fiske, Avrupa’yı baştan aşağı kana bulayan Hitler’in propagandalarını altüst edecek güçtedir: “Hitler amca! / Bir gün bize de buyur. / Kâkülünle bıyıklarını / Anneme göstereyim. / Karşılık olarak ben de sana / Mutfaktaki dolaptan aşırıp / Tereyağı veririm. / Askerlerine yedirirsin.”
Hele “Karanfil” şiirindeki ironik sadme, başta Ahmet Haşim ve çömezleri olmak üzere, anlamı hiçe sayanlara yönelik etkili bir polemik oluşturmakla kalmıyor, savaş karşıtlığını da apaçık sergiliyor: “Hakkınız var güzel değildir ihtimal / Mübalağa sanatı kadar / Varşova’da ölmesi on bin kişinin / Ve benzememesi / Bir motörlü kıtanın bir karanfile / ‘Yârin dudağından getirilmiş’ “
Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Hitler’in insanlığa açtığı savaş 50 milyon insana mal oldu. Savaşların Ortadoğu’yu kasıp kavurduğu şu günlerde Orhan Veli’nin şiirini her gördüğümüzle paylaşalım: “ Harbe giden sarı saçlı çocuk! / Gene böyle güzel dön; / Dudaklarında deniz kokusu, / Kirpiklerinde tuz; / Harbe giden sarı saçlı çocuk!”
Son söz: Şiir, Nâzım’la başlayan, İkinci Yeni’yle süren modernleşme atılımına kitlesel onayı onlarla aldı.

Seyyit Nezir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.