Sahtenin gerçekle yer değiştirmesi

Akıl hastanesinde deliler bahçede bulunan büyükçe bir taşın etrafından hiç ayrılmıyorlar. Ne zaman bahçeye çıkma izni verilse hemen sıraya geçip, taştaki deliğe bakmaya başlıyorlar. Bu durum baş hekimin dikkatini çekiyor, merak etmeye...

Sahtenin gerçekle yer değiştirmesi
01 Ağustos 2014 Cuma 09:09

16simulasyon

Gerçek, bariz bir şekilde ortada, işlem gerçekleşmiyor ancak sahte ile açıklanıyorsa bu işte bir hinlik var demektir. Gerçeğin yerine geçen sahtenin, görme kabiliyetine takılmadan, aklın onay merkezine gelmesi ve olur alması normalde insan aklının çalışma prensiplerine aykırıdır. O zaman nasıl oluyor da sahte, gerçek olarak algılanıyor?   

Bazı okuyucuların “Simülasyon” kavramını biraz daha açmamızı istemeleri üzerine konuya  devam ediyoruz. Simülasyon kavramı; sahte gerçekçilik, gerçeğin sahte olanı, orijinal olanın taklidi, sokak diliyle “çakma” olan diye tarif edebiliriz. Sahtenin gerçekle olan alakası, siyah ve beyaz renklerin aralarında oluşturduğu zıtlık gibidir. Yeri gelmişken siyah ve beyaz renk renk değildir, sadece boyadır, konumuz bu olmadığından üzerinde durmuyoruz. Asıl görülmesi gereken, iki zıt kavramın iç içe geçme hali yani sahtenin, gerçeğin yerine kullanılıyor olması. Gerçek, bariz bir şekilde ortada, işlem gerçekleşmiyor ancak sahte ile açıklanıyorsa bu işte bir hinlik var demektir. Gerçeğin yerine geçen sahtenin, görme kabiliyetine takılmadan, aklın onay merkezine gelmesi ve olur alması normalde insan aklının çalışma prensiplerine aykırıdır. O zaman nasıl oluyor da sahte, gerçek olarak algılanıyor? Eğer orijinal yerine sahte tercih ediliyorsa aklın onay merkezinde bir hasar var demektir. Karşıda bir at duruyor, bir figür yada bir form göz onu at olarak görür ve onaylar, böylece optik görme işlemi tamamlanır. Bu eylemin bir de akıl tarafından onaylanması gerekir, sonra “at olduğu” doğrulanacaktır. Ancak akıldan gelen onay “bu bir eşektir”. Geriye beslenmede arıyoruz gerçeği, acaba göz atı seçemedi mi? Yoksa o eşek miydi? Yapılacak tek bir işlem vardır akıla danışmak ya göz eşeği at olarak görmüştür yada at  akıl tarafından eşek olarak tanımlanmaktadır. Aklın, aklına uyarsak atı bundan sonra eşek bileceğiz. Göz, ben gördüğüme inanırım noktasında ısrarcı olursa akıl gözü devre dışı bırakıp bütün algılamaları iptal edecek demektir.
Simülasyon merkezi
Kavramlar akılda depo edilirken bir öncelik sırası takip eder, baskın olandan çekinik olana doğru. Örnek: Bayrak sevgisi Türk milletinin en belirgin özelliğidir, aklın ön sırasında yer alır. Gönderde dalgalanması herkesin gururunu okşar çünkü o milleti temsil eder. Bu bayrağın oradan sökülmesi Türk milletinin akıl sağlığını bozar. Ancak bu hareketin nadiren yapılması, sonra ara sıra yapılması, daha sonra olağan yapılması aklın yavaş yavaş simülasyon ortamında eritilme manası taşır. Gözün görme mesafesinde gerçekle sahtenin yer değiştirme provasıdır “aman dert ettiğin şeye bak, alt tarafı bir bez parçası!” demek, gelinen noktayı, gerçeğin yok olma halini anlatacaktır. Kavramların simülasyon merkezinde piştikten sonra aklın önüne koyulması basit bir işlem, idrak bu sahteliği çoktan onaylamış olacaktır. Simülasyon merkezinde, akil adamlar diye adlandırılan zatlar, sözde bilim adamları, sanatçı atfedilen tayfa, tetikçi gazeteci, yazar, çizer takımı, kimliksizler, vatansızlar, komisyoncu politikacılar, fırsatçı iş adamları, kurnaz köylü, saf seçmen, molla takımı ve müritleri,  ayrılıkçı etnik kimlikçiler, teknik personel olarak görev yapmaktadır. Avrupa’nın kulağı sağır, gözü kör, dili tutuldu. Demek ki gelişmeler kendilerine göre doğru yolda ilerliyor, simülasyon merkezi çalışıyor. Avrupa’nın kendi çıkarına dokundun mu kedileri bile miyavlar. Cellatları iş peşinde, Ortadoğu, Afrika, Güney Asya alev alev yanıyormuş sırası mı insan haklarından bahsetmenin. İnsan hakları sadece insan olan batı için mi geçerli!? Türkmen, Arap, Kürt, Afgan kardeşlerimiz insan artığı mı!?
Bakalım belki bir şey görürüz!
Akıl hastanesinde deliler bahçede bulunan büyükçe bir taşın etrafından hiç ayrılmıyorlar. Ne zaman bahçeye çıkma izni verilse hemen sıraya geçip, taştaki deliğe bakmaya başlıyorlar. Bu durum baş hekimin dikkatini çekiyor, merak etmeye başlıyor, acaba ne görüyorlar.  Daha fazla dayanamıyor doktor giriyor sıraya o da bakacak... Uzun bekleyişten sonra sıra baş hekime nihayet geliyor. Bakmaya başlıyor delikten, ancak doktor bir türlü ayrılmıyor deliğin başından zamanı dolmasına rağmen. Sırada bekleyenler rahatsız olmaya başlıyorlar. Doktor  hala bakmakta ısrar ediyor. Arkadaki deli çekip alıyor baş hekimi delikten. Doktorun merakı geçmemiş “hiçbir şey görmedim daha” dediğinde. Deli “ben bu deliğe on yıldır bakıyorum bir şey göremedim siz on dakikada mı göreceksiniz” diye baş hekimi azarlıyor. Ancak biz ülke olarak bakmaya devam edelim belki bir şey görürüz!

Derviş Ergün


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.