Ortaçağ’ın ‘güzellik’ anlayışına karşı çıkış

Derviş Ergün

Ortaçağ’ın ‘güzellik’ anlayışına karşı çıkış
27 Ekim 2014 Pazartesi 09:28

16yeni-manset
Aydınlanmanın başlamasıyla sadece felsefe ve bilimde değil sanatta da büyük değişiklikler oldu. Rönesans’la gelişen, mantığı düşüncenin merkezine koyan anlayış, sanatı da geleneksel anlayış formundan kopardı
İngiliz general soruyor Alman generale, Enver’i kast ederek Osmanlı bu birlikten ne kazanacak? Alman general sırıtarak “hiç sadece ölüm”  diyor, ne biçim iş? Küçük Amerika olacağız, bir koyacağız üç alacağız, Kuveyt şeyhi herkese teşekkür edip savaş masrafının parasını verdi de sadece bizi unuttu aldık üçün birini. Türk milleti olarak hiçbir şeye muhtaç olmadığımız, hatta bu konuda epeyce şöhret sahibi olduğumuz halde niçin başkalarına el açarız, anlaşılır şey değildir.  
Batı, bunu yapmamayı Rönesans’ı yaşayarak elde etti. Rönesans’la Avrupa sadece insanı keşfetmedi, asıl insanı kendine bağımlı kılan skolastik düşünceye  dur dedi. Din vesayet kurumunun halk üzerindeki belirleyici inisiyatifi elinden alındı. Akılcılığın önü açıldı. Rene Descartes “düşünüyorum öyleyse varım” demekle, düşünme sanatının temel ilkelerini akılcılık zemininde tartışmaya açtı. Thomas hoppe, Galileo, Spinoza, John Locke, Berkeley, Gottfried Leibuiz gibi filozoflar ve bilim adamları Avrupa’nın bu günlere gelmesinde ilk harcı koyanlardır. On yedinci yüzyıla karşılık gelen zaman diliminde aydınlanma hareketini başlatan bu kişiler, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, İrlanda...gibi ülkelerde,  gericiliğe boyun eğmediler. Bu birikim ileride İngiltere’de sanayi devrimini, Fransa’da kültür devrimini başlatacak bir harekete dönüşecektir.
İLK ÜSLUP FARKLILIKLARI
Aydınlanmanın başlamasıyla sadece felsefe ve bilimde değil sanatta da büyük değişiklikler oldu. Sanat tarihinde önemi fazla öne çıkarılmayan “Maniyerizm” yani üslupçuluk hareketi başladı. Bu akım, Ortaçağ zihniyetini temsil eden ideal güzele karşı çıkıştır. Rönesans’la gelişen, mantığı düşüncenin merkezine koyan anlayış, sanatı da geleneksel anlayış formundan kopardı. Uhrevi bir ideali temsil eden güzelin deforme edilmesi ilk kişisel üslup farklılıklarıdır. Bu sanatsal çıkış mevcut egemen gücün tarif ettiği sanata karşı bir duruştur. El Groce’nin resimlerine bakılırsa bu etki rahatlıkla görülebilir, hatta erken modern sanat dahi sayılabilir. Üslupçuluk hareketi ne yazık ki fazla uzun sürmedi, Barok sanat son noktayı koydu. Kilise-Monarşi-Sömürgeyle yeni palazlanan burjuva, tekrar kendini temsil eden sanata kavuştu.
PETROL BAHANE
Sanat; avangard hareketlerle, kendini bu işbirliğin temsilcisi olmadığını haykırsa da, egemen sınıf Barok dönemden, Postmodern döneme kadar sanatsal tüm kazanımlara sahip olmayı başarmıştır. “Önümüzdeki yüz yıl Amerikan yüzyılı olacaktır” hırsını dillendirenlere karşı sanat, emperyalizme niçin hizmet etsin? Demek ki petrol ve silah sanayinin sahipleri, gelecek yüz yılı belirlemede ısrarcılar. Petrolü siyasi baskı aracı olarak kullanarak Orta Doğuyu işgal edip yönetmek istiyorlar, belki de petrole ihtiyaç yok. Yeni enerji keşifleri ihtiyacı karşılayabilir. Stratejik hedef; devletleri zayıflatmak ve bölmek, halkları bir birine düşürmek, mezhep ve etnik ayrıştırmayı planlamak, legal veya illegal kargaşayı çıkarmak ve kendine bağımlı kılmak, petrol bahane.
Neo-sağcılarımızın emperyalizmle kırıştırmaya pek hevesli olduğu bilinir, vatansız, liboş-solcularımızın onlardan daha hevesli olduğu hep gizlenir. Efendilerinin gönlünü almak için yaptıkları cilveler ne benzer neo-sağcılara. İmrenmeye dayalı saygı, onları “entel” yapsa da aslında onlar birer itaatkar histeridir. Arzuları hayranlıktan kaynaklanan tatmin duygusuna bağlıdır. Efendisinin gözüyle görürler, onun ağzıyla konuşurlar, onun duyduklarını duyarlar. Efendileri adım atmadan bir adım atamazlar, insanlık adına bir kelime edemezler ve tabii ki kendi başlarına inisiyatif geliştiremezler...
Derviş Ergün


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.