MESAM'da neler oluyor?

Söz yazarları ve bestecilerin telif ve hak aramalarını yürütmek üzere kurulmuş ve Türkiye'nin en köklü örgütlerinden biri olarak anılan MESAM (Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) son zamanlarda "karışmış" durumda... Olağanüstü...

MESAM'da neler oluyor?
16 Ocak 2014 Perşembe 09:55

16mesam

Söz yazarları ve bestecilerin telif ve hak aramalarını yürütmek üzere kurulmuş ve Türkiye'nin en köklü örgütlerinden biri olarak anılan MESAM (Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) son zamanlarda "karışmış" durumda...

Olağanüstü Genel Kurul'da MESAM'ın ikiye bölünmesi ve muhalif tarafın yönetimi azlettiği yönündeki açıklamalarıyla taraflar mahmekemeye gitti

27 Ocak'ta gerçekleşen olaylı kongrenin ardından MESAM adına Başkanı Arif Sağ açıklama yapmış ve "görevimizin başındayız" demişti. Sağ, çıkan arbedenin ardından Ahmet Koç ile birlikte muhalif duran üyelerin gerçekleştirdikleri işlemlerle oylatılan önergelerin hukuki geçerliliğinin olmadığını ifade ediyordu.

'Çıkar çevreleri var'

Peki olayların cereyan ettiği 8. Olağanüstü Genel Kurul'un gündemi ve anlaşmazlıkların çıkış noktası neydi? Öncelikle belirtmekte fayda var; kongre tek gündem maddesiyle toplanmıştı; "MESAM - MSG Lisanslama - Dokümantasyon ve Dağıtım Ortak Protokolü kapsamında hazırlanan yönergenin oylanması"

Aydınlık'ın sorularını yanıtlayan MESAM Yönetim Kurulu'ndan Ali Haydar Timisi yönerge için "eser sahiplerinin hak kaybına uğramasının önüne geçilmesi ve adil bir dağıtımın sağlanması hedeflenmişti" derken kongrede çıkan olaylar neticesinde gündem maddesinin de konuşulamamış olmasına dikkat çekti.

MESAM'da süregelen kutuplaşmanın sebebini sorduğumuz Timisi şöyle konuştu: "Hem Arif SAĞ başkanlığındaki yönetim kurulu hem de muhalif ekibin birbiri ile bir iletişim noksanlığı var, bu ayrışmayı körükleyen bazı çıkar çevreleri var. İki grubun da söylemlerine bakıyorsunuz, üyelerin ortak çıkarlarından söz ediyorlar, ancak bir araya geldiklerinde medeni bir biçimde konuşmayı bile başaramıyorlar. Her iki ekibin içindeki yapıcı fikirleri bir araya getirip, ortak bir deklarasyon yayınlanabilir ve bu anlaşmazlıkların önüne geçilebilir."

MESAM'ın 8. Olağanüstü Genel Kurul'una ilişkin diğer dikkat çeken iddialar da; Genel Kurul görüntülerini çeken 2 kameramanın darpedildiği ve daha önce üyelikten çıkartılmış bazı üyelerin tekrar üye yapıldığı yönünde. Timis, personele ve kameramanlara yönelik bir saldırı girişiminin olduğunu ancak olayın tatlıya bağlandığını söylüyor ve şöyle diyor: "Ancak bütün bunların "telif mücadelesi" uğruna yapıldığına inanmak son derece güç. Zira yıpratılan, Yönetim Kurulu değil, MESAM'ın kurumsal kimliğidir. Herkesin biraz sağduyulu olması gerekirken, bu ülkenin eser sahipleri olarak haklarımız için örgütlü bir mücadele yürütüp birlikte kazanacağımız bir sistemi konuşacağımız yerde, kişisel hesap ve nefret dilinin üretildiği bir sürece doğru itildik. Ben her şeyden önce eser sahibi olarak kimsenin kişisel hesapları uğruna bize bunu yaşatmaya hakkı olmadığını düşünüyorum."

Üyelikten çıkartılmış kişilerin tekrar üye yapılması konusunda da Genel Kurul'un hukuki çerçeve içerisinde üye alma veya üyelikten çıkartma gibi bir yetkisi olmadığını belirten Timis, Olağanüstü Genel Kurul'a gözlemci olarak katılan Bakanlık Yetkilisi Bilge Kılıç'ın Divan Heyetini bu konuda uyardığını ancak Ahmet Koç ve MESAM üyelerinin uyarıları dikkate almayıp, oylamaya devam ederek söz konusu kişilerin asil üyeliğe iadesini ve cezaların iptalini sağlayarak, "kanuna ve usule aykırı hareket ettiklerini" söylüyor.

'Yönerge üyelere temas etmiyor'

Peki her iki tarafta "telif haklarının" hakkaniyetli dağıtımından söz ediyorken anlaşmazlık nereden çıkıyor? Muhalif kanattan Ahmed Can Akyol'a sorduk. En başında kongrede tartışılması öngörülen yönergenin önlerine bile gelmediğini ifade eden Akyol, "Söz konusu protokol, her ne kadar "MESAM ve MSG'yi birleştirmek" gibi gösterilse de, üyeyi doğrudan olumlu olarak etkilemeyecek bir yönergeydi. 14 sayfadan oluşan bu yönergenin tek farkı, birkaç minik nüanstan ibaretti ki, bu durum üyelerimizi telif hakları konusunda doğrudan temas etmiyordu" diyor.

Akyol, Genel Kurul'da yönetimin salonu terk etme eylemini divan seçimini kaybettikten sonra gerçekleştirdiklerini ileri sürüyor ve şunları söylüyor: "Salon niye terkedilir? Hem kendileri giderken Mesam personelini götürmek de neyin nesi? Onlar Mesam'ın mı, yoksa o arkadaşların çalışanı mı? Ardından da hazirun cetvelleri ve kamera kayıtları kaçırıldı. Bunları kabul etmek mümkün değil. "

Şu anda durum yargıya intikal etmiş durumda, gewwnel kurul sırasında yaşanan olayların görüntüleri de mahkemeye teslim edilmiş. Her iki tarafında hukuka başvurduğu sürecin ardından 15 Şubat seçimleri belirleyici olacak. Eser sahiplerini rahatlatacak, tatmin edecek bir karara varılabilecek mi? Bunu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Ece Kırbaş


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.