Mazlumların zulmü

Sanatı ekonominin oyuncağı, emperyalizmin dalkavuğu yaparsanız bir seçim yapmış olursunuz fakat bu asla adil olmaz. Sanat bize hep bir “ilk an - ilk düşünce” aramamızı salık verirken, kapitalizmin güdümündeki dekadan sanat bir “son...

Mazlumların zulmü
12 Ağustos 2014 Salı 13:01

17manset-auschwitz

20. yüzyıl iki büyük savaşa tanıklık etti. İnsanlık bu iki büyük yıkımdan ne yazık ki dersini alamadı. Auschwitz kampında Nazilerin yaşattığı acıların insanlığa öğretemediği ders, bugün bir başka şekliyle Gazze’de yaşanıyor

“Her zaman doğruyu söyle, ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.” Mark Twain’in bu kıymetli sözünü kendime dayanak yaparak, 20. yy. felsefeci ve müzisyenlerinden Adorno’nun ironisini sizlerle paylaşmak istiyorum: “Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır!”
Barbar sözcüğünü antik toplumlar kendileri gibi düşünüp, yaşamayanlar için kullandı. Ortaçağ’da bu kavram, Hıristiyan olmayanlar için kullanıldı.
Barbarlığın tanımı
Tarihsel süreç içinde insanoğlunun övüne övüne bitiremediği Rönesans’ı, Aydınlanma’yı ve Sanayi Devrimi’ni gölgeleyen ve aşamadığı asıl gerçek bu kavramının yerküreden henüz silinememesidir. Kavram günümüzde hiç bir tahrik edici neden olmaksızın zarar vermek adına güç kullanan birey, topluluk ya da uygarlıkları tanımlamak adına kullanılmaktadır.
20. yy.  insanlık tragedyalarının yaşandığı iki büyük savaşa tanıklık etti. İnsanlık bu iki büyük yıkımdan ne yazık ki dersini alamadı. Auschwitz kampında Nazilerin yaşattığı acıların insanlığa öğretemediği ders, bugün bir başka şekliyle Gazze’de yaşanıyor. Üstelik acıyı yaşamış bir toplumun siyasetçileri eliyle, yine siyasi gerekçe ve uydurma bahanelerle çocuk, yaşlı, hasta, özürlü, genç, sivil, masum, ağaç, çiçek, böcek ayırt etmeden her şey ve her değer insafsızca katlediliyor. Kan ve gözyaşı akıtılıyor. Dünya, kör şeytan misali, Hocalı, Srebrenitsa, Bağdat’ta ve diğerlerinde olduğu gibi tüm coğrafyalarda barbarca yaşananları bir kez daha sessizce izliyor.
Sanatlı insan
Sanat, insanoğluna sanatlı insanı var etmeyi öneriyordu. Aristoteles Pœtika adlı kitabında öykü aktaran şiir sanatı olarak gördüğü tragedyanın, acıma ve korku yoluyla insana erdemi öğreteceğini savunuyordu. Aristoteles, dram sanatının özü olarak gördüğü tragedyayı tıbbi ya da ruhi bir değişimin ötesinde ‘mimesis’ temsil yoluyla şifacı bir yöntem olarak önemsiyordu. Dram sanatının tarihi, insana tuttuğu ayna ile ‘kendini bil’ (gnothi seauton) diyordu. Bu Dionysos Şölenleri’nden evirilerek gelen pratiği  kıymetli bulan bir yöntemdi.
Her seçim adil olmuyor
Barbarlar, sınırlı aklın cehalet ve bağnazlığını kullanarak Tanrı’yı, toplumu ve sanatı kandırmayı seçerler. Barbarlıklarını yüzlerine vuran sanatın karşısında (dekadan sanat) sanat olmayan sanatı var ettiler. Erdem ve etik unutulduğunda suç ortaklığından ileri gidilemez. Özüne ve misyonuna ihanet eden dekadan sanat siyasetin oyuncağı, akan kanın rantiyesi oldu.
Sanatı ekonominin oyuncağı, emperyalizmin dalkavuğu yaparsanız bir seçim yapmış olursunuz fakat bu asla adil olmaz. Sanat bize hep bir “ilk an - ilk düşünce” aramamızı salık verirken, kapitalizmin güdümündeki dekadan sanat bir “son an” ya da “son imgesi” düşletmeyi hedefliyor. Günümüzün sanat olmayan sanat üreticileri ve pazarlamacıları siyasetin balo ve yemekli toplantılarında boy gösterip bu sıradanlaşmaya hizmet ederken, diz çöküp biat etmeyi kültürden sayıyorlar. Cumhuriyetin kazanımlarını silmeyi, ödenekli kurumlarını kontrol ve yok etmeyi savunan pozlar vererek, tarihe adlarını yazdırıyorlar. Adorno: “Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır!” sözünü onlar için söyledi.  

Okday Korunan


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.