Kendi Kurtuluş Savaşı'nı veren müze

28 Mart 1919'da Antalya'yı işgal eden İtalyanlar, kentteki antik eserleri toplar. Süleyman Fikri Ereten, Bayraktar Baba türbesinde ilk depo müzeyi oluşturur ve hızla İtalyanlar'ın ellerindeki eserleri geri almaya başlar Bir...

Kendi Kurtuluş Savaşı'nı veren müze
24 Aralık 2013 Salı 10:21

17muze

28 Mart 1919'da Antalya'yı işgal eden İtalyanlar, kentteki antik eserleri toplar. Süleyman Fikri Ereten, Bayraktar Baba türbesinde ilk depo müzeyi oluşturur ve hızla İtalyanlar'ın ellerindeki eserleri geri almaya başlar

Bir zamanlar ''Bir Türk dünyaya bedeldir '' demişti Atatürk. Şimdi pekçoğunuzun bu ilk satırı okur okumaz Atatürk'ün bu sözlerinin Antalya Müzesi ile ne alâkası olduğunu düşüneceğinizi biliyorum. Ama yazıyı okumaya devam ettikçe, bırakın bir alâka olup olmamasını, Ulu Ata'mızın bu sözlerinin konumuzla bire bir örtüştüğünü görecek ve inanıyorum büyük gurur duyacaksınız.

1876 yılında Avusturya'nın Bosna Vilayeti, Tuzla Sancağı Briçka'ya bağlı Rahiç Kasabası'nda doğar Süleyman Fikri. Annesi Ayşe hanım ise Sipahi Mustafa Bey'in kızıdır. Daha çocukluğunda okumaya karşı aşırı bir tutkusu olduğu ortaya çıkar Süleyman Fikri'nin. Çevresinde gördüğü, İstanbul'da öğrenim görüp, Bosna'ya dönen öğrencilere hayranlık duyar hep. Zamanı gelince İstanbul'a giderek orada öğrenim görmek, o sıralar hayatının tek tutkusu haline gelmeye başlar. İstanbul'a gitmeden önce Sırpça, Hırvatça ve biraz da Almanca öğrenir. Ama onun en büyük isteği İstanbul'a gidip orada Arapça ve Türkçe öğrenmektir.Ve böylece 1894 yılında İstanbul'a Gazanfer Ağa Medresesi'ne okumaya gelir. Bu dönemde parasal açıdan çok büyük sıkıntılar çeker ama hiçbir olumsuzluk onu yıldırmaz. Daha sonra öğrenimine Darülmuallim'de (Öğretmen Okulu) devam eder ve oradan mezun olur olmaz ilk olarak Bolu İdadisi'nde Coğrafya, Resim, Geometri ve Ziraat öğretmenliği yapar. 1908 yılında Antalya İdadisi Türkçe ve Resim öğretmenliğine atanır. 1915'ten sonra Antalya Lisesi'nde Farisi ve Türkçe öğretmenliği yapar. Ve aynı zamanda okulun müdür vekilliğini, Rum Okulu'nun Türkçe öğretmenliği ve İmam Hatip Okulu'nun Ruhiyat ve Ahlâk öğretmenliğini de aynı anda yürütür.

28 Mart 1919'da İtalyan işgali

Günler böylece birbiri ardına aynı tempoda geçerken, Süleyman Fikri Hoca'yı, çok çalışmaya dayanan; yorucu ama olabildiğince huzurlu yaşamından bir anda sıyrılıp onun, kurtuluş destanımızın zafer dolu sayfaları arasındaki gurur duyduğumuz kahramanlarından biri olmasına sebep olacak olan büyük bir olay baş gösterir. Peki nedir bu olay? Tabii ki İtalyan işgali! 28 Mart 1919'da Antalya İtalyanlar tarafından işgal edilir. İşgal kuvvetleri ile gelen arkeologlar bölgeyi gezerek buldukları antik eserleri İtalyan Konsolosluğu'na taşımaya başlarlar. Arkeolojiyi çok seven ve Antalya tarihine büyük ilgi duyan Süleyman Fikri Ereten, İtalyanların antik eserleri medeniyet adına topladıkları masallarına zerre kadar inanmaz ve hemen bu yapılanlara karşı çıkar. Hiç gecikmeden harekete geçer ve 15 Ekim 1919'da Antalya Mutasarrıflığı'na müracaat ederek Fahri Asar- ı Atika (Eski eser) memurluğuna tayin olur. Ve ilk olarak Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terkedilmiş olan Bayraktar Baba türbesinde ilk depo müzeyi oluşturur ve büyük bir hızla İtalyanlar'ın ellerindeki eserleri geri almaya başlar. 1922'de Antalya Müzesi, mübadele sırasında rumladan kalan beş kiliseden biri olan Panaya Kilisesi'ne ( Alaaddin Camii ) taşınır. Böylece ziyarete açık ilk müze binası oluşur.

'Yılın müzesi' seçildi

Müze Alaaddin camiinde iken Süleyman Fikri Erten önce fahri memurluktan aslen müze memurluğuna , bir yıl sonra da (1924) müze müdürlüğüne atanır. 1930 yılında Atatürk'ün Antalya ziyareti sırasında kendisine Aspendos'u gezdirir, Atatük'kün önünde konuşma yapar ve onuruna verilen yemeğe katılır. 1937 yılında ikinci bina olan Yivli Minare Camii'ne taşınır müze. Dört yıl sonra 1941'de emekliliği gelir Süleyman Fikri Erten'in. 65 yaşındadır. Onurla sürdürdüğü hizmet yıllarında Antalya tarihini anlatan birçok belge ve kitap bırakır günümüze. Ve 1962'de 86 yaşında hayata veda eder.

1972'de müze günümüz binasına taşınır, fakat on yıl sonra büyük bir tadilat nedeniyle geçici olarak kapanır. Tekrar açılışı ancak üç yıl sonra gerçekleşecektir (1985). 1988'de ise en büyük ödülünü alır müzemiz. Avrupa Konseyi Özel Ödülüne lâyık görülerek ''Yılın Müzesi'' seçilir.

Asya Kafkasyalı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.