Kadriye Kenter: Sanata engel olunamaz

Ünlü tiyatro sanatçısı Kadriye Kenter, tiyatro yaşamı, son dönemdeki çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve TÜSAK yasa tasarısı hakkında sorularımızı yanıtladı Kenter Tiyatrosu’nun ve Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun...

Kadriye Kenter: Sanata engel olunamaz
08 Ağustos 2014 Cuma 12:28

17manset-kenter

Ünlü tiyatro sanatçısı Kadriye Kenter, tiyatro yaşamı, son dönemdeki çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve TÜSAK yasa tasarısı hakkında sorularımızı yanıtladı

Kenter Tiyatrosu’nun ve Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni Kadriye Kenter, tiyatro sorunlarından başlayıp TÜSAK’a ve Cumhurbaşkanlığı seçimine uzanan konularda düşüncelerini açıkladı.

- Tiyatroya nasıl başladınız? Kısaca anlatır mısınız?

Lise sonda, estetik psikoloji hocam beni tiyatro için seçmelere götürdü. Ondan sonra “seni tiyatro grubuna seçtik” dediler ve Rutkay’ın (Aziz) yönettiği, Atilla Alpöge’nin “Çürük Elma” oyunu için provalara başladık. Oyunculuğa, tiyatroya ilgim böyle başladı. O yıl ilk kez, tiyatro uğruna bir dersten sınıfta kaldım. Son sınıfta kalınca da okula devam edilmiyordu. Peki ne oldu? Tiyatro yaptım. İstanbul Belediye Konservatuvarı’na başvurdum. Ama sınavlarını kaçırdığım için beni misafir olarak aldılar. Sonraki yıl da okula girdim. O boş geçen senede arkadaşlarımızla Bakırköy’de toplanıp, Ali Baba Tiyatrosu’nu kurduk. Oradaki ilk oyunum, ilk başrolümü oynadığım, Lorca’nın “Eskicinin Tazesi”ydi ve bize o oyunu Can Yücel çevirmişti. Ardından “403 Kilometre”yi oynadık. Değerli bir amatör tiyatroydu ama dağıldı. Ertesi yıl konservatuvara girdim. Sahne hocamız Yıldız Kenter, diksiyon hocamız Melih Cevdet Anday, estetik hocamız Sabahattin Kudret Aksal’dı. Gerçekten büyük ve işinde usta isimlerden eğitim aldık.

- Peki profesyonel oyunculuğa ne zaman başladınız?

1972’de Kocamustafapaşa’da Halk Sahnesi Oyuncuları’nı kurduk. Orada Ali Uyandıran’la birlikteydik. 22 kişinin içinde tek kız bendim. Dekoru, kostümü, sahne ve seyirci tuvaletlerinin temizliğine varana kadar her şeyi yapıyordum. “Carrar Ana’nın Silahları”yla başladık, Nâzım’ın “İstasyon’uyla devam ettik. Üçüncü oyunun dekorları hazırlanırken bir sabah Ali geldi, kapıyı çaldı “Kadriye, tiyatro yandı” dedi. Bütün paradan ben sorumluydum. Senetleri ben imzalamışım, hepsini ödememiz gerekiyor. Binanın sahibi Hasan Zengin’in bürosuna gittik, bütün senetleri yırttı “Bana hiçbir borcun yok” dedi. Hala aklımdadır. Hasan Bey, soyadı gibi yüreği de zengin bir insandı. Bu arada Yıldız Kenter de tiyatroya girmemi çok istiyordu, bana her sene oyun teklif ediyordu. “TRT bizden film olarak Çöl Faresi’ni istiyor, oynar mısın” dedi. Kabul ettim ve böylece Kenter Tiyatrosu’na da girmiş oldum.

- Halen de Kenter Tiyatrosu’nda ve Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda görevinize devam ediyorsunuz...

Evet, iki yıldır Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda da genel sanat yönetmenliği yapıyorum. Kenter Tiyatrosu’nda Ann-Marie MacDonald’ın “İyi Geceler Desdemona, Günaydın Juliet”ini oynadık. Kadının gücüne dayalı, çok güzel bir oyundu.

- 10 Ağustos’ta ülkemizde ilk kez Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yine “iki dindar kişiden hangisini seçersiniz” gibi bir soru soruluyor. Bu çok kritik bir soru. Herkesin vicdanını çok iyi dinlemesi gerekiyor ama gerçekten de insanları zor durumda bırakacak bir seçim bu. İnançlarımızla sorgulanmamalıyız. Herkesin inancı var. Ama bana göre inanç, her şeyden önce çalışmak, topluma bir şeyler vermek, demokrasi adına iyi dersler alıp vermektir. Artık insanların inançları serbest bırakmalı, sorgulanmamalıdır. Bütün halklar kardeş olmalı ve bu dünyada kardeşçe yaşamalıdır. Bu ülkeye demokrasinin gelmesi daha zaman alacak ve bu bana ne yazık ki acı veriyor.

- TÜSAK yasa tasarısı hakkında ne söylemek istersiniz?

TÜSAK yasası, baştan sona bir felaket. Türkiye’de sanatı engellemek için yapılmış bir yasa. Kararlar torba yasanın içinde çıkartılıveriyor. Ama insanlar şunu bilmeli insan var oldukça, sanat var olacak. Sanata engel olunamaz. İnsanla sanat birbirinden ayrılamaz. Her doğan insan aslında oyuncudur ve her şeyi oyunculukla öğrenir. Bu, insanın doğasında olan bir dürtüdür. TÜSAK yasasına aklıbaşında bütün politikacıların da “hayır” demesi gerekir. Bana yardım etmeyerek, benim tiyatromu kapatarak, oynamama engel olamazlar. Başka bir yerde, başka bir şekilde gene oyunculuğumu yaparım. Buna kimse müdahale edemez. Hele 21. yüzyılda yapmak istediği bir şeyi, kimseye yasaklayamazsın.

Ufuk Ebru Döleneken


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.