İşçi edebiyatı nasıl olmalı?

Kimin, hangi tarafın okurunun daha istekli, daha kararlı ve sayısal üstünlüğe sahip olması gerekir dersiniz? Celal İlhan

İşçi edebiyatı nasıl olmalı?
17 Eylül 2014 Çarşamba 11:37

17yazi2

İşçilerin geçmişte yarattığı patlamalarla insanlığa büyük çığırlar açtığını unutsak bile; o sanıldığının aksine emeğinin değerini görmeye, onsuz hiçbir şeyin olamayacağını düşünmeye başlamıştır.
Bir bölüm yazar; işçi sınıfının, daha özelleştirerek söylemek gerekirse işçinin, emekçinin yaşadıklarına eğilmeyen, onları dert edinmeyen bir yazınsalın, evrensel anlamda değerinin sınırlı olacağından söz ederken, karşıtları, “İşçi yazını da ne demek? Yazın yazındır, bunun işçisi, patronu olmaz” diyebilmektedir. Bu kümede yer alanların sıkça dile getirdiği, “Kim yapacak o işi, işçiler mi? İşçiyi ekranda ya da gazete sayfalarında görüp,  sanatçı duyarlılığı ile etkilenen,  ilgilenmeyi, yazarlıksorumluluğu sayanlar mı?”
Bence tüm yazarlar yapabilir bu işi. Ancak, “Her yazar kendini yazar”sa, işçiyi en doğru anlatacak yazarın da işçiler arasından çıkması doğaldır.
Zıtlaşanlar, “İşçinin yazılacak neyi var; önüne konulanı, öğretilen yöntemle işleyen sıradan biridir o. Ürettiği şeyi başkalarının hizmetine sunduktan sonra, emeğine yabancılaşarak uzaktan bakmayı yeğler hep. Uğradığı yıkıma Allah’ın emri, alın yazısı, diye şükreden, kabuğuna çekilmiş, örgütlülüğü öcü sayan insanların neyini yazacağız?”, diyebilmektedir.
Yazarın, kalem oynatacağı alanı seçme hakkı vardır kuşkusuz.
Öte yandan, işçiyi dünyadan habersiz, kabuğuna çekilip katlanmayı erdem sayan, özgüvenden yoksun bir kalabalık gibi görmek doğru olmasa gerek. İşçilerin geçmişte yarattığı patlamalarla insanlığa büyük çığırlar açtığını unutsak bile; o sanıldığının aksine emeğinin değerini görmeye, onsuz hiçbir şeyin olamayacağını düşünmeye başlamıştır. Son yıllarda işçiler uyanmaları, ayağa kalkmaları için öyle vahşi dayatmalarla karşılaşmaktadır ki o duruma kimsenin duyarsız kalması olası değildir. Yaşadıklarının ya da yaşamak zorunda bırakıldıklarının bilincine eren insanın, süreç içinde yazması, yazdıklarını çevresiyle paylaşmaya yönelmesi kaçınılmazdır.

KİM DAHA KARARLI OLMALI?

İşçi yazınının temelinde yatan güç de fırsat bulur bulmaz boy veren, çiçeğe duran ağacı besleyen kaynak da budur bence.
Tüm bunlar bilinirken, işçi yazınının varlığını tartışmanın ne denli tutarsız, iyi niyetten yoksun bir tutum olduğunu yüksek sesle söylememiz gerekiyor.
Yazmak, dahası bir yolunu bulup yayımlamak, kabuğunu kırmak güzel de okura ulaşmak, ona sesini duyurmak inanılmaz güçlükleri aşmanızı gerektiriyor.
Yaptığınız işin niteliğiyle TV’lerin, gazetelerin, dergilerin büyük çoğunluğunu baştan karşınıza almış oluyorsunuz.
Onlar güncel, düşsel, anlaşılmaz, karmaşık çalışmalar istiyor. Siz, yaşadığınızı yansıtan ağır, iç karartıcı toplumsal sorunlar ekseninde yazıyor, kafa yoruyorsunuz.
Onlar, önlerine gelen metinlerde söz oyunları, tümce cambazlıkları, müthiş buluşlar(!) arıyor. Siz yalınlığı, açıklığı ve gerçekliği yazıyor söylüyorsunuz.
Onlar, Okyanus ötesi esintilerle dolduruyor yelkenlerini. Siz daha çok, ülkenizin kuzeyinden, güneyinden, ortalarından kopup gelen yakıcı esintilerle yol almaya çalışıyorsunuz.
Kimin, hangi tarafın okurunun daha istekli, daha kararlı ve sayısal üstünlüğe sahip olması gerekir dersiniz?

Celal İlhan


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.