Gülmeye ihtiyacımız var

DANSÇILARIN sahne üzerinde yaşadıklarının o kadar çok hikayesi vardır ki. Belki o anda ağlanacaktır halimiz ama bir araya gelince birbirimize anlatıp gözlerimizden yaşlar gelene kadar güleriz. Gülmek de üzüntü veya öfke gibi...

Gülmeye ihtiyacımız var
13 Ağustos 2014 Çarşamba 10:07

16yazi2-2

DANSÇILARIN sahne üzerinde yaşadıklarının o kadar çok hikayesi vardır ki. Belki o anda ağlanacaktır halimiz ama bir araya gelince birbirimize anlatıp gözlerimizden yaşlar gelene kadar güleriz. Gülmek de üzüntü veya öfke gibi bir boşalma yoludur. Şüphesiz hepimiz güldükten sonra kendimizi daha iyi hissederiz. Gülerken bedendeki gerginlik, kaslardaki denetimin azaldığından birçok olayda kendimizi tutamayız, sahnede olduğu gibi. Bunları yazıya dökmek zor da olsa bir gün kitap olsun isterim.

Fi tarihinde Kuğu Gölü temsilindeyiz. Prens Sıegfried’in aşık olduğu Odette, Büyücü Rothbartça kuğuya dönüştürülmüştür. İkinci perde sahnenin gerisinde, yükselen bir rampa vardı göl manzarasının önünde. Kuğu Odette ile Prens Sıegfried dans ederlerken, siyah kostüm üzerinde siyah pelerin, kostüme uygun fantezi bir başlık, yüzünde kötülüğü simgeleyen makyaj... Büyücü Rotbart, rampadan koşarak içeri girmeli ve en yüksek noktasında durmalıydı. Koreografide el-kol hareketleriyle, pelerinini sallayarak onları korkutmalı, danslarına mani olmalı, Odette’yi prensin kollarından almalıydı. Şimdi aramızda olmayan Engin Akaoğlu, “Rothbart” rolündeydi. Rampa üzerinde koşarak sahneye girdi. Ancak o kadar hızlı koşmuştu ki duramayıp rampadan aşağıya uçtu. Yerde, başına pelerini geçmiş halde el-kol hareketlerine devam etti. Kuğuyu ve Prens’i kim oynuyordu hatırlamıyorum, sessiz kahkahalarını seyirciye belli etmemek için sahneden çıkana kadar arkaları dönük dans etmişlerdi...

Başka bir Kuğu Gölü temsilinde Meriç Sümen “kuğu”, genç yaşta kaybettiğimiz Oytun Turfan da “prens” rolündeler. Dördüncü perde, prens koşarak sahneye girecek, kuğulara Odette’nin nerede olduğunu soracaktı. İki küçük dairede içlerinde benim de bulunduğum kuğular sahnenin ön-yanlarında, diğer kuğular sahnenin orta-gerisindeydiler. Prens her bir gruba gelerek soracak, kuğular da olarak ona bakıp arkalarını döneceklerdi. Benim olduğum küçük grup yanlış yerleşmişiz; tam Prensin sahneye gireceğe kulisin önüne... Oytun hızlı ve arkası dönük bir şekilde sahneye girdi veeee bizim guruptan bir dansçının ayağına takıldı. Sendeledi, garip hareketlerle düşmemek için çabaladı, kollarını yel değirmeni gibi döndürerek dengeyi bulmaya çalıştı, tam sahnenin ön-ortasında yere sırt üstü düştü. ( Tehlikeli olmayan her ortamda düşme, insanları güldürür ama sahne üstü başkadır.) Top yere vurunca zıplaması gibi Oytun da hemen ayağa kalkıp rolüne devam etti. Her bir gruba geldiğinde o’nun yüzüne bakmak ne mümkün, sessiz kahkahalarla katılmıştık. En dramatik sahne sessiz bir komediye dönüşmüştü...

En zoru KOMEDİ BALE yaratmaktır. Bu nedenle çok az eser vardır bu dalda. Çağdaş koreograf Jiri Kylian’ın “Birth-Day”, “Six Dances” gibi eserleri ise Kylian’ın bu dalda başarılı olduğunun birer kanıtıdır. Önceleri Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nde ağırladığımız Les Ballets Trockadero gurubunun çalışmaları da buna örnektir. Erkeklerden oluşan grup, klasik bale eserlerine ironi ile yaklaşır. Az sayıdaki örneklerden bir kaçıdır bunlar...

EVET “ GÜLMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

“Gülmek için mesut olmayı beklemeyiniz. Yoksa gülümsemeye bile vakit bulamadan ölür gidersiniz” Victor Hugo

Deniz Yamanus


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.