Filmekimi başlıyor!

Yönetmenliğini, senaryosunu, kurgusunu ve hatta kostüm tasarımını Dolan’ın üstlendiği film, bazen şiddete meyilli bazense fazla sevecen sorunlu ergen oğlu Steve’i tek başına büyütmeye çalışan dul anne Diane’ın hikayesini anlatıyor....

Filmekimi başlıyor!
10 Ekim 2014 Cuma 04:15

16manset-logo

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 13. kez düzenlenen Filmekimi'nin İstanbul ayağı 11-17 Ekim tarihleri arasında gerçekleşiyor. Yarın başlayan festival Ekim ayı boyunca Ankara, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Trabzon’u da ziyaret edecek

IKSV tarafından Vodafone FreeZone sponsorluğunda gerçekleştirilecek 13. Filmekimi, her yıl olduğu gibi merakla beklenen filmleri izleyiciyle buluşturacak. Yeni sinema sezonunun habercisi Filmekimi’nin 13'üncüsünde, prömiyerini Sundance, Berlin, Cannes, Venedik, Toronto gibi saygın festivallerde yapan; Godard, Cronenberg, Leigh, Loach ve Sissako gibi ustaların son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 43 film sinemaseverlerin beğenisine sunulacak. 11-17 Ekim tarihlerinde, 7 gün boyunca İstanbul’da olacak 13. Filmekimi, Ekim ayı boyunca da Ankara, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Trabzon’u ziyaret edecek.
Sinemaseverlerin heyecanla beklediği, her biri özenle seçilmiş bu 43 film arasında öne çıkan filmlerse şöyle:

'BAY TURNER' (MR. TURNER)

İngiliz orta sınıfının gündelik yaşamından benzersiz filmler çıkaran yönetmen Mike Leigh, bu kez empresyonizm akımının öncülerinden J.M.W. Turner’ın hayatından bir kesiti anlatıyor. Birçok sinemacıya esin veren 19. yüzyıl İngiliz ressamı Turner’ın hayatının son 25 yılını işleyen film, sanatçının dönemin Londra sanat dünyası, yaşlı babası, cinsel gereksinimlerini de karşılayan hizmetçisi, metresi ve iki yetişkin kızıyla olan ilişkilerini ele alırken seyahatlerini, sanatını, cinsel tutkularını, fırtınayı resmedebilmek için kendini bir geminin direğine bağlaması gibi aşırılıklarını da anlatıyor.

'ÇOCUKLUK' (BOYHOOD)

Çığır açan bir büyüme öyküsü, film çekimi alanında bir deney, bir tür video-günlük ve bir aile albümü… Çocukluk, 2002’den 2014’e, 12 yıllık bir sürede geçen, aynı oyuncuları bu 12 yıl boyunca izleyen, oyuncuları da film boyunca yaşlanan, senaryosu çekim süresi sırasında hem de oyuncuların müdahalesiyle yazılan, yönetmen Richard Linklater’ın tabiriyle “bir oğlanı birinci sınıftan 12. sınıfa kadar izleyen ve üniversiteye gidişiyle biten, anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin öyküsü”, Ethan Hawke’a göre ise “kapsamıyla Tolstoyvari bir film”

'LEVIATHAN'

Andrey Zvyagintsev’in “Kremlin’le polemiğe giren, yozlaşmaya karşı cesur bir başyapıt” olarak tanımlanan filmi Leviathan, Eyüp Peygamber’in öyküsünden esinleniyor. Rusya’nın kuzeyinde, küçük bir kasabada yaşayan Kolya, bir otomobil tamircisidir. Kasabanın belediye başkanı Vadim, Kolya’nın dükkanını, evi ve arazisiyle birlikte satın almayı teklif eder. Ancak doğduğu yerden kopmayı istemeyen Kolya teklifi reddedince, hukuku kendine yontan dev mekanizmasıyla devlet canavarına karşı mücadele etmek zorunda kalacaktır.

MOMMY
Yönetmenliğini, senaryosunu, kurgusunu ve hatta kostüm tasarımını Dolan’ın üstlendiği film, bazen şiddete meyilli bazense fazla sevecen sorunlu ergen oğlu Steve’i tek başına büyütmeye çalışan dul anne Diane’ın hikayesini anlatıyor. Müzik, renk ve kurgu seçimleriyle Xavier Dolan’ın bu son filmi, birçok eleştirmen tarafından en iyi ve en olgun yapıtı olarak görüldü.

'ÖZGÜRLÜK DANSI' (JIMMY’S HALL)

Efsane yönetmen Ken Loach Cannes Film Festivali’nde yarışan son yapıtında her zamanki gibi adaletsizliğe karşı öfkesiyle siyasal heyecanını bir araya getiriyor. 1921’de iç savaşın eşiğindeyken toplu dansların, boks derslerinin, şiir toplantılarının yapıldığı bir “halk salonu” açan İrlandalı komünist ve aktivist Jimmy Gralton, bu mekanın tehlikeli ve yıkıcı olduğunu iddia eden Katolik Kilisesi ve “ileri gelenler” yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kalır. 1932’de geri döndüğünde salonu yeniden açmaya niyetlenir. Özgürlük Dansı, bu salona gelerek bir şeyler öğrenen, hayaller kuran, ama her şeyden öte, dans edip eğlenen o hür fikirli gençlerin duygusal bir portresini çiziyor.

'BEYAZ TANRI' (WHITE GOD / FEHER ISTEN)

Kornel Mundruczo’nun Macar yönetmen Miklos Jancso’ya ithaf ettiği altıncı uzun metrajı, alışılmadık bir insan-köpek macerası olmakla beraber aynı zamanda ebedi bir dostluğu da anlatıyor. Filmin anti-kahramanı Hagen. Sahipleri onu sokağa attıktan sonra, 13 yaşındaki Lili dışında karşılaştığı tüm insanlarsa Hagen’ın ya düşmanı ya da ona zorluk çıkarıyorlar.

'İNSANLARI SEYREDEN GÜVERCİN' (EN DUVA SATT PA EN GREN OCH FUNDERADE PA TILLVARON)

Adı çoğu zaman Ingmar Bergman ile anılan, İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar’ın (2007) ardından “yaşayanlar” üçlemesini tamamlıyor. Film, iki gezgin satıcıyı izliyor. Çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanco Panza’sı gibi, bu iki bezgin adam, günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor. Aynı anda absürt, gerçeküstü, öfke dolu, rahatsız edici, karanlık ve komik bu film, bir dalın uzerinden bizleri gözleyen bir güvercin gibi, bize yaşamın ihtişamını, insanoğlunun kırılganlığını ve yaklaşan kıyametini hatırlatıyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.