Derviş Ergün / Yeşil ışıklı tavvşan

Yeniyi inşa etme kaygısı ile geçmişi dolaylı bir şekilde reddetmek, sanatı sadece nesne fetişizmine bağlamak, Postmodernizm için kurnazca planlanmış enformal bir politika. Alan açma ve taraf kazanma meselesi... Duchamp'ta...

Derviş Ergün / Yeşil ışıklı tavvşan
09 Mayıs 2014 Cuma 11:07

16tavsan

Yeniyi inşa etme kaygısı ile geçmişi dolaylı bir şekilde reddetmek, sanatı sadece nesne fetişizmine bağlamak, Postmodernizm için kurnazca planlanmış enformal bir politika. Alan açma ve taraf kazanma meselesi...

Duchamp'ta estetiği ortadan kaldıran sanat eylemine imza atmıştı. Estetik; estetik yargı temelinde oyun kuruculuğu bitmiş olsa da estetik kaygı ve haz temelinde sanat yoluna devam etti. Sanatı kompartımanlara bölerek tanımlamak ve bu tanımdan sonuç çıkartarak sanatı yeniden okumak, aslında tarihselleştirmenin başka bir şeklidir. Nedensellik içinde devam eden sanat çelişkisi, sürecin devamında bir bütündür. Bütünden bir parça alarak sadece onda tüm olguları toplamak ve onu cisimleştirmek batı kültürünün hep yaptığı şeydir. Yani, var olandan, cisimleştirilen, öne çıkartılan şeyden, sanata bakmak. Kompartıman da yer almayan çoğu sanat eylemi, oysa varlar, ancak piyasanın dışında değer görür. Sonradan geriye dönük okumalarda, asıl çelişki keşfedildiğinde itibar lütfedilen çok eser vardır sanat tarihinde.

'En büyük terbiyesizlik açlıktır'

İmgeye dayalı tekil sanat formuna, aşırı hazımsızlık veya agresif tavır göstermek, Postmodern için neden bu kadar hassas bir konu? Özgün olana duyulan aşırı hınç yada tepeden bakmak, vb. eleştiriler neden sorunlu? Kant'ın "En büyük terbiyesizlik açlıktır" sözünde olduğu gibi; bu katı tutum, tokluktan değil açlıktan olsa gerek. Bu kompleksli tavır çoğu zaman bizim ülkemiz gibi çevre ülkelerde daha çok görülüyor. Ancak nedeni basit, sanat üretiminde ABD hakimiyeti o kadar kanıksandı ki sanatın neo liberalizm modeli doğrultusunda yürürlüğe sokulması yeterli sayıldığı için. Ve hazır nesneye duyulan aşırı güven ve yeni iletişim araçlarında aranan yüksek sanat beklentisi... Bu durum, sanat için yeni bir çıkış yolu olarak görülmesi anlaşılır bir konudur, ancak gösterilen aşırı kompleks başka bir şeydir.

Birinci mevkide sanat 'yapmak'

Formun Modernizm'le tarihi bağları, Postmodern sanat için sorun olmaması gerekir. Formların tarihi yoktur aslında, formlar hiçbir zaman yok edilemez, geçmişe bakıp geleceği tarif edemezsiniz. Yeniyi inşa etme kaygısı ile geçmişi dolaylı bir şekilde reddetmek, sanatı sadece nesne fetişizmine bağlamak, Postmodernizm için kurnazca planlanmış enformal bir politikadır. Alan açma ve taraf kazanma meselesidir. Birinci mevki de sanat yapma ayrıcalığına nail olma hayali iyi pazarlanmıştır. Eduard Kac, yeşil ışıklı tavşan çalışmasında "Sanatsal amaç için genetik manipülasyon kullanma hakkının olduğunu" söylüyor.

Sanatı estetiksizleştirme ve değer olgusundan arındırma düşüncesinde gelişen bayağılık, nesne fetişizmine teslim olmakla en kritik eşik de aşılmış oldu. Sadece nesneyi sanata dönüştürmekle görevi sınırlanmış, bir önemi kalmayan özne, hazır nesneyle baş başadır. Artık herkes ya sanatçıdır yada değildir, hazır- nesnenin küreselleştiği büyük çöplükte. Nesne hazzına boğulan yarı baygın özne sarhoşluğu bütün dünyayı sarmıştır. Bu durum Güzel Sanatlar Fakülteleri için de geçerlidir. Eğitim programlarında yeterli ders müfredatı olmasına karşın, sanatın sorunları, daha derin kavram ve teorileri içerdiği halde, nesne içinde sanat arama kolaycılığı virüsü ne yazık ki kana karışmış, sistem çökmüştür. Ancak üretilenden bir türlü emin olamama hali yaşanmasına rağmen nesnenin hazzında ısrar devam etmektedir.. J. Baudrillard, "Modernite sona ulaştı. Bu dehşetli ve sapmış bir son, bütün imkanların tüketildiği veya tüketilmekte olduğu, çoğu kişinin pek bir şey bilmediği sanal gerçeklik ortamında her şeyin sona erdiği bir son" olarak meseleye son noktayı koyuyor.

İnsanlık Godot'yu bekliyor

Şimdi, sanat öznesini arıyor, büyük insanlık "Godot'yu" bekliyor! Büyük insanlık kuşatılmış; ona, dokunma çarpılırsın! Burası yasak! O, kutsal istersen oraya girme! Öbürü, nazik bir konu! Diğeri, herkesin özeli! Sadece iki özgürlük alanı bırakılmış, birisi etnik milliyetçilik, diğeri İhvan tarikat yolu. Bu iki alanda atış serbest, küresel sermaye hastalıktan kurtulana kadar. Sanal gerçeklik iksirine tutulmuş bir toplum, şimdiyi kaybetmiş, geleceği kaybetme arifesinde hangi kurtarıcıyı bekliyor? Amasya'da, Saraydüzü Kışlasında, 21 Haziran 1919 tarihinde Atatürk 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' dediğinde şartlar günümüzden çok daha mı iyiydi?


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.