‘Deli Dumrul’ oyunu Polonya’da oynanıyor

Hayati Asılyazıcı

‘Deli Dumrul’ oyunu Polonya’da oynanıyor
04 Kasım 2014 Salı 02:48

17-deli-dumrul
Ünlü tiyatro sanatçımız Yücel Erten, Polonya’da Güngör Dilmen’in ‘Deli Dumrul’ adlı oyununu sahneye koydu. Erten, Türkiye-Polonya ilişkilerini ve oyunun sahnelenme sürecini anlattı
Türkiye ve Polonya arasındaki diplomatik ve kültürel ilişkiler nedeniyle yönetmen, yazar, çevirmen
ünlü tiyatro insanımız Yücel Erten’in Polonya’nın ödenekli tiyatrolarından Rozrwki Tiyatrosu’nda Güngör Dilmen’in ‘Deli Dumrul’ oyununu sahneye koydu. Beğeni ve başarısını dünkü kültür sayfamızda yayımladık. Bugün de Yücel Erten ile yapmış olduğumuz konuşmayı sunuyoruz.
- Türkiye -Polonya arasındaki 600 yıllık diplomatik ilişkilerin Polonya tarafının kültür olarak Rozrywki Tiyatrosu’nun Güngör Dilmen’in ünlü oyunu “Deli Dumrul”u bu tiyatroda sahneye koymanız ve ayrıca dansların Salima Sökmen tarafından gerçekleştirilmesiyle ilgili görüş ve düşüncelerinizi anlatır mısınız?
Biliyorsunuz, bundan 600 yıl önce 1414 yılında Polonya Kralı Wladyslaw Jagiello, Osmanlı Padişahı I. Mehmet’e, diğer adıyla Çelebi Mehmet’e, Bursa’ya iki elçi göndermiş. Bu elçilerin Osmanlı Sultanı tarafından kabul edilişi, Türkiye ile Polonya arasındaki siyasi ilişkilerin başlangıcı sayılıyor.
Dolayısıyla 2014 yılı da iki ülke arasındaki diplomatik ilişkinin 600. yılı olarak kutlanıyor ve her iki ülkede karşılıklı etkinlikler planlanmış bulunuyor. Sözkonusu sahneleyiş de Polonya tarafının hayata geçirdiği etkinliklerden biri. Bu çerçevede, 2 yıl önce yitirdiğimiz değerli Türk oyun yazarı Güngör Dilmen’in “Deli Dumrul” oyununu sahneledim, 13 Eylül 2014 tarihinde Polonya’da Teatr Rozrywki’de premier yaptık. Bu etkinlikle ilk kez bir Türk oyun yazarının yapıtı, bir Türk yönetmen tarafından Polonya’da sahnelenmiş oldu.
BİR BAŞKA 600 YIL ÖYKÜSÜ
Hemen bir başka 600 yıl konusuna da değinelim isterseniz. Tesadüfe bakın ki, Türk dünyasının büyük destanı Dede Korkut Kitabının el yazması da 600 yıl önce Dresden kütüphanesine girmiş. İyi ki girmiş de sözlü destan geleneğinin yazıya dökülmüş bir örneği olan bu hazineye bugün sahip olabilmişiz. Hazine deyince, şunu da hatırlatalım: Onyıllardır bütün Türk dünyası Dede Korkut’un kendi ülkesine ait olduğunu kanıtlamak için çabalıyor. Azeriler, Türkmenler, Özbekler, yani Türk dili kökenli bütün ülkeler, kanıt bulma, kanıt yaratma çabasında. Ben de Güngör Dilmen’in oyununa bakıp şöyle diyorum: O kaynaktan en iyi sanatı kim doğurursa, Dede Korkut onundur.
Dede Korkut kitabı 12 öyküden oluşuyor ya, işte bunlardan ‘Deli Dumrul’ öyküsü üzerine Dilmen’in yazdığı oyun, tarihsel ve masalsı malzemeyi güçlü bir lirizm ve sağlam bir ironiyle sahne için yeniden yaratmıştır. Ben oyunu 1979’da okuduğumda hayran kalmıştım. İlkin 1990’da Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneledim. Daha sonra 2007’de Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda yeniden sahneledim. Bu sahneleyişlerin ikisi de birçok ülkeye davet edilip alkışlandı, çeşitli ödüllere değer görüldü. Şimdi Polonya’daki de bu kez bir başka ülkedeki 3. versiyon oldu. Ama her 3 sahneleyişte de müzikler değerli besteci Babür Tongur’un, dans düzeni de değerli koreograf Salima Sökmen’indir. Tabii bu defa yaratıcı ekibe Polonya’lı dostlarımız da katıldı. En başta bütün bu olayı sırtlanan tiyatronun direktörü Dariuş Mihovski’yi anmam gerekir. Çeviri artık hayatta olmayan ve Nâzım Hikmet’ten Haldun Taner’e pek çok yazarımızı Leh diline aktaran Türkolog Maugojata Vabeska Köcherova’ya ait. Müzik direktörlüğümüzü Ewa Zug, dekoru Jasek Zagajevski, kostümleri Magdalena Wilus, ışık tasarımını Marek Mroczkowski, oyunun afişini ise Andrzej Dudi Dudzinski gerçekleştirdi. Tabii ki destek, yardım ve teşvikleri için teşekkür edeceğimiz gizli kahramanlar da var: Olayın inisiyatörü Agnieszka Hensel, değerli sanatçı dostum Tuğrul ve eşi Bojana Çetiner ile süreç boyunca arı gibi çalışıp çevirmenliğimizi yapan kızı Yasemin Çetiner.
‘YETENEKLERİ ÇOK YÜKSEK’
- Ödenekli Rozrywki Tiyatrosu nasıl bir repertuvara sahip?
Teatr Rozrywki, repertuvarında Anatevka, Cabaret, Oliver, Jesus Christ Super Star gibi büyük müzikalleri de barındıran, sınırlı ödenekli bir tiyatro. 20-25 kişilik gruplar halinde olmak üzere, kadrolu oyuncuları, dansçıları, vokalistleri ve orkestrası var. Oyunculuk, müzik ve dans yetenekleri çok yüksek... Son derece disiplinli bir çalışma ortamı var. İltimasın yeri yok. Rol için mırın-kırın etmek yok. Hastalık ve çok özel durumlar dışında kimsenin filmi, dizisi, seslendirmesi çalışma sürecini hırpalamıyor... Takvim ve program saat gibi işliyor. Provaydı, dekordu, kostümdü, ışıktı, aksesuvardı, fotoğraf, afiş, broşürdü; önceden ne saptanmışsa, şaşmadan uygulanıyor... Polonya’da benim gördüğüm genel fotoğraf bu.
- Polonya’da sahnelenen “Deli Dumrul” oyununun Türkiye’deki festivallere davet edilmesi düşünülüyor mu?
Oyunun Türkiye’ye daveti için Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni, sanatçı dostum Birkan Görgün duyarlılık gösterdi. Mayıs’taki Trabzon Uluslararası Tiyatro Festivali’ne davet edilmesi için girişimlerde bulunuyor. Sanıyorum bu yıl İstanbul Tiyatro Festivali yapılmayacak. Ama en azından ekip Mayıs’ta Polonya’dan geldiğinde, Ankara veya İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda da bir temsil için misafir edilmesi doğru olur diye düşünüyorum.
İLGİYLE KARŞILANDI
- Polonya’da oyun izleyiciler tarafından nasıl karşılandı? Türkiye’deki yetkililerin katkısı oldu mu?
Prömiyeri izledim, ertesi gün yollara düştüm. Dolayısıyla nasıl değerlendirildiği üzerine pek öyle ferah faşur konuşma imkanım yok. Ama ilk gecenin sıcak ve yoğun bir alkış ve kutlamalarla karşılandığını söyleyebilirim.
Türkiye tarafının konuya katkıda bulunmak için en ufak bir girişimi olmadı. Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün Türkiye Milli Merkezi, Refik Erduran başkanlığında komada yattığı için, konudan haberdar bile değil. Kültür Bakanlığı, Dışişleri’nin Kültür Daire Başkanlığı hiç mi hiç oralı olmadılar. Premierde Varşova Büyükelçiliği 2. sekreteri nezaket gösterip bulundu, o kadar. Sanki “bizimle ilgisi yok, Polonya’nın bir etkinliği” der gibi bir hal vardı. Bu ilgisizlik benim açımdan sonucu etkileyecek bir eksiklik oluşturmaz, daha çok onlar açısından bir eksiklik sayılır. Tiyatro sanatının çok yüksek düzeyli bir yer tuttuğu Polonya’da her Allahın günü bir Türk yönetmen bir Türk oyununu yönetmiyor, öyle değil mi?...
Hayati Asılyazıcı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.