Çöpteki kitaplarla başlayan bir öykü

Özge Yeşildağlı

Çöpteki kitaplarla başlayan bir öykü
27 Ekim 2014 Pazartesi 09:26

17manset
Adana’da kağıt toplayıcılığı yapan, İstanbul’a geldiğinde kitap toplayıcılığı yapmakla işe başlayan Oktay Çetinkaya, sokaklarda yaşadığı zorlukları ve sahaf olma öyküsünü anlattı
Adana’da dar geçimli bir ailenin oğlu olan Oktay Çetinkaya, önceleri kitap toplayıcılığı yapıyordu. 1994 yılında İstanbul’a gelerek bir süre kitap depolarında uyuyarak yaşadı. Geçirdiği zorlu süreçlerden sonra  çöpte bulduğu kitaplardan şimdi bir sahaf olan Çetinkaya, hikayesini şöyle anlatıyor:
- Adana’dan İstanbul’a sahaf olma öykünüz nasıl başladı?
1994 yılında Adana’dan İstanbul’a geldim. Sosyal bir çabam, özellikle uğraştığım bir şey yoktu. 1992 yılında Adana’da çöp grevi olmuştu. Türkiye’deki tüm zamanların en büyük greviydi. Çöpçüler öyle bir grev yaptı ki 1,5 - 2 ay sürdü. Adana’nın her yeri çöp olmuştu, çöpçüler çalışmıyordu. İnsanlar her çöpü çevreye atıyorlardı.  Bu arada ben Adana’da kağıt toplayıcılığı yapıyordum.
‘SOKAK ÇOCUĞU ANARŞİSTTİR’
İstanbul’a gelince çalışmaya başladım ve biraz para kazandım. Yavaş yavaş çevremi genişlettim.  Tophane’de bir kağıt deposunda uyuyordum. Evimiz yoktu, depoda yaşıyorduk. Beyoğlu’na dolaşmaya çıkıyordum.  Bu arada sokak çocuklarıyla da bağlantım oldu. Madde bağımlısı sokak çocuklarını tanıdım! Akşamları onlarla vakit geçirmeye başladım. Sokak çocuğu anarşisttir. Ama bu teorik anlamda anarşizm değil. Benim için sokakta olmak anarşizmdir.
96 yılıydı. Bir akşam yine otururken Pınar Selek geldi. Çocuklarla konuşmaya başladı. Her akşam gelip gitmeye başladı. Çocukları çok seviyordu. Onun sayesinde de birçok üniversiteli gençle tanıştım. Ve sosyal çevremi genişlettim.
‘ÇÖP BİDONLARINDA BULDUĞUM KLASİKLER’
Her zaman sokakta mutlu oldum. İnançlı olmasam daha zor günler geçirirdim. Sokak çok acımasız.  Daha sonra sosyal çevrem genişlemeye başladı.  Bana bir kitap armağan edildi. Yaşar Kemal’in ‘Teneke’ kitabı. Şu önemli bir şey, karşındakinin neye ihtiyacı olduğunu bilmek. Ben hayatta kimseye simgeli bir nesne hediye etmem. Dini motif gibi bir şey hediye etmem mesela. Çünkü bu belki karşımdakinin ihtiyacı değildir. Çevreyi genişlettikten sonra  etrafımda okuyan insan sayısı çoğaldı. Ben de önceleri elime geçen kitapları para kazanmak için geri dönüşüme veriyordum. Kağıt deposunda biriktirdiğim kitapları satıyordum bir yandan. Bu arada çöp bidonunda bulduğum klasikleri okumaya başladım.
‘DOSTOYEVSKİ’Yİ ANALİZLERİ İÇİN BENİMSEDİM’
Türkiye’de büyük bir çoğunluk Rus Edebiyatı’nı seviyor. Ben Dostoyesvski’yi çok sevdim özellikle. Sözgelimi Tolstoy yerine Dostoyevski’yi benimsedim. Karakterleri çok iyi analiz edip anlatıyor çünkü. Tolstoy’u ilk kez ‘Kazaklar’ adlı kitabını okuyarak tanıdım.
Kitapları satmaya başlayınca Kadıköy’deki sahaf arkadaşlara gittim. Kağıt deposunda kitap biriktirmiştim. 1000 tane kitap oldu. Akmar Pasajı’nda diğer arkadaşların yanına tezgah açtım.  Millet kapıştı resmen. Sonra kitap piyasasını inceledim. Beyoğlu’nda bir depo tuttuk. Kitapları oraya koyduk. Sahaflık maceram ise Aslıhan Pasajı’nda başladı. Beyoğlu’nda en son buraya geldim ve Çukurlu Çeşme Sokak’taki Lamelif Sahaf’ı açtım.
Özge Yeşildağlı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.