Bir taşın 7 bin kilometrelik hikâyesi

Everest kampından...

Bir taşın 7 bin kilometrelik hikâyesi
25 Ağustos 2014 Pazartesi 00:24

17manset-everest

Everest kampından aldığı bir taşı, Hindistan’ın en güney ucu olan Kanyakumari’ye, üç denizin birleştiği noktaya atmak için yola çıkan Gök, bir taşın 7 bin kilometrelik hikâyesini, Hindistan’da hâlâ iki bin yıl öncesinde yaşayan insan modellerini Aydınlık’a anlattı

İZMİRLİ fotoğraf sanatçısı Tarık Gök, çıktığı Hindistan yolculuğunu gezmek amaçlı çıkılmış bir seyahatten öte bir hayat sınavı olarak tanımlıyor.

TEK AMACIM, BÜTÜN DÜNYAYI DOLAŞIP FOTOĞRAFLAMAK’

9 yaşında Almanya’dan Türkiye’ye gelerek gezginliğine ilk adımını attığını ifade eden Gök, 23 yaşında Hollanda’ya sonra Bodrum’a, 29 yaşında ise İzmir’e taşındığını söyledi. Fotoğrafçılığa 2001 yılında Hollanda’da başlayan Gök, “Fotoğraf makinesi satın aldım ve çekmeye başladım. Çektikçe fotoğrafa karşı tutkum arttı. Benim için bir yaşam tarzı haline geldi. Şu anda tek amacım; bütün dünyayı dolaşıp fotoğraflamak ve insanlarla paylaşmak. İnsanlara, bizim dünyamızın dışında başka dünyaların olduğunu göstermek” dedi.

EVEREST’TEN ALDIĞI TAŞ

Seyahate Nepal’den başladığını belirten Gök, şunları belirtti: “İnternetten tanıştığım dört kişi ile birlikte Katmandu’dan Everest’e bir yürüyüşe başladık. Hepimizin hedefi Everest’in ana kampına ulaşmaktı. Bir kişi yarı yolda vazgeçip geri döndü ama biz ana kampa ulaşabildik. Üçüncü haftanın sonunda Himalayalar’ın en tehlikeli havaalanında mahsur kaldık ve yılbaşını orada geçirdik. Aslında benim olayım tam da orada başlıyor. Ben Himalayalar’dan aldığım bir taşı yedi bin kilometre yol yapıp Hindistan’ın en güney ucuna, üç denizin birleştiği noktaya atabilmek istedim. Bu sadece kendime koyduğum bir hedefti. Keşke her insanın dileği bir taş atabilmek olsaydı, her şey çok daha farklı belki de daha kolay olurdu. O taş ile benden bir şeyler de gitti, aynı zamanda bir şeyler de geldi.”

HİNDİSTAN, FOTOĞRAFÇILARIN CENNETİ’

Fotoğraf çekme sevdasının gezginliği, gezginliğin de fotoğraf çekmeyi tetiklediğini belirten Gök, şöyle konuştu: “Bir taşın 7000 kilometrelik hikayesi adlı sergimde tanıklık ettiğiniz Hindistan, fotoğrafçıların cenneti. Gitmeden önce başka bir Hindistan vardı kafamda, gittikten sonra da bambaşka bir Hindistan oldu. Hayatım boyunca hiç hissetmediğim duyguları Hindistan’da yaşadım. Neyle yüzleşmem gerektiğini görmek istedim. Bunun aslında bir ders olduğunu da düşünüyorum. Hindistan’a niye gittin? diye soranlara, yolum oradan geçiyormuş zaten benim diye cevap verdim. Hindistan’dan bir şeyleri almam gerekiyormuş. Aldığım şeyleri bu serginin açılışında 600 kişi ile paylaştım. Bu paylaşım, beni dinleyen 600 kişide de bir şeylerin değişmesini sağladı.”

RUHSAL VE BEDENSEL OLARAK DİBE VURDUM’

Hindistan’da çırılçıplak, üstleri başları kül, saç sakal birbirine karışmış insanları gördüğünü anlatan Gök, “İlk iki haftası çok kötü geçti. Ruhsal ve bedensel olarak dibe vurdum. Dokuz saatimi bir trende kalabalığın içinde sıkışmış vaziyette geçirdim. Oradan çıkmak istesem de çıkamadım. Bu kalabalık diyardan insanların balık istifi gibi olduğu bir trende zar zor yer buldum. Soyulmaktan ve belki de ölümden kılpayı kurtuldum. O gün hayatımdaki her şey değişti. Sabah kalktığında bambaşka bir Tarık vardı: “Ya yoluma devam edecektim, ya da ‘ben bunları çekemem’ deyip ilk uçakla geri dönecektim. İlk uçakla geri döndüğüm zaman kaybedecektim. Bir teslim olma, kabullenme yaşadım. Kendimi de kabul ettim. Teslim olunca kafamdaki bütün duvarlar yıkılmaya, algılar açılmaya başladı. Korku da kalmayınca korkuyu çekmemeye başladım. Ondan sonraki yolculuk kendime adım adım yaklaşarak ilerledi. Sanki karşımda bir ayna tutuyorlardı ve ben orada kendimi görmeye başladım. İçsel yolculuk da orada başladı. Allah’a bak denilen yerde, dünyanın en büyük insan buluşması vardı. 55 günden 110 milyon ziyaretçisi oldu. İnsanlar çöl gibi bir yerde, bir alanda toplanıyor. Ben 12 yılda bir olan bu din festivalini görmeye tesadüfen gittim. Hinduların geldiği bu festivalde milyonlarca Sadu toplandı” şeklinde konuştu.

SANAT BAŞKALDIRIDIR’

29 Ağustos’ta Nepal’e gideceğini söyleyen Gök, “Benim için eğer bu yaptığımın adı sanat ise, benim için sanat bir ayaklanmadır. Özgürlüktür. Bir başkaldırıdır. Özellikle belgesel fotoğrafları çekmeyi severim. O durumu, anı, hikâyeyi tek bir karede anlatabilmek, doğru yerde, doğru zamanda olabilmek çok zordur. Güneş ve dolunayı aynı zamanda görebildim. Bu da bana evrenin bir hediyesi” diyerek sözlerini tamamladı.

Tuğçe Yerdelen / İzmir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.