Beyazperdede tanıdık sahneler

Hep daha fazlasını isteyen, doymayan iktidarların tepe taklak oluşları, yasaklar, baskılar, susturulan gazeteciler beyazperdeye konu olmaya devam ediyor Para, güç, iktidar... Tarih sahnesi bunların getirdiği zulmü, hırsı...

Beyazperdede tanıdık sahneler
17 Ocak 2014 Cuma 12:31

17sinema

Hep daha fazlasını isteyen, doymayan iktidarların tepe taklak oluşları, yasaklar, baskılar, susturulan gazeteciler beyazperdeye konu olmaya devam ediyor

Para, güç, iktidar... Tarih sahnesi bunların getirdiği zulmü, hırsı ve ihaneti defalarca gördü. Ve bu dünyayı sarsan olaylar, her daim sinemacılara ilham vermeye devam etti... Yolunu kaybetmiş filmlere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hırslar, Ego ve Sınırsız Güç

'Kral'ın Tüm Adamları' (All The King's Men )

Robert Penn Warren'ın Pulitzer ödüllü romanından uyarlanan film buradaki rolüyle oskar kazanan Broderick Crawford'un canlandırığı William Stark'ın Amerika'nın bir köyünden gazeteci Jack'in yardımıyla siyasette yükselişini anlatıyor. Güncel yolsuzluk soruşturmasından sonra idda edilen "Cemaat - Hükümet kapışmasımda" bazı kişiler hükümeti geldikleri yere sırt çevirmekle suçlamıştı. Ülkemizde örnekleri bolca olan William Stark, bir süre sonra egosunu doyuramaz olmuştur güçlendikçe fazlasını istiyordur. Zamanla konum olarak kontrol edilemez bir hale gelir, kendi ekibinde onla en ufak fikir ayrılığına düşenleri kovar , buraya gelirken ona destek olanlar yarattıkları canavarı gördüklerinde çok geçtir çünkü halk onu çok seviyordur. "Gelin beni sandıkta yenin" demektedir. Polis teşkilatını kendi korumaları gibi kullanmaya başlar, düşmanlarının başına "kazalar" gelir. Bir adamın hırsı yüzünden onlarca insan zarar görmüştür... Toprağımıza uzak olmayan hayatları anlatan filmin 1949 yılında çekilen ilk versiyonunu tavsiye ederim.

'Bakan' (L'exercice de l'État - The Minister)

Yönetmen Pierre Scholler'e Cannes da ödül getiren film insanlara yardım etmek için politikaya giren idealist Saint-Jean'ın yıllar sonra ahlakı ile arzuları arasında düştüğü ikilemi gösteriyor. Şimdi Ulaştırma bakanı olan Jean, tren yollarının özelleştirmesi teklifi ile karşı karşıyadır. Anlaşmanın toplumun zararına olacağına emin olsada kendi cebine girecek paranın cazibesine karşı koymakta zorlanıyordur. Üstüne üstük ailesini çok boşlamıştır ve onları kaybediyordur. Film bakanı politik bir figürden alıp insanlaştırıyor. Onu izlerken yapması gerekeni siz görüyorsun ama film sorduruyor; "acaba ben onun yerinde olsam doğru seçimi yapmakta zorlanır mıydım?" Zor sorular soran özgün bir senaryo ama filmin dili çok güncel ve içten.

Yasadışı Dinleme, Basın Özgürlüğü ve Kahraman Gazeteciler

'Başkan'ın Adamları' (All The Presidents Men)

Yıllar önce bu filmi izlediğimde gazeteciliğe imrenmiştim. Tabi takip eden yıllarda basına karşı olan baskıdan dolayı imrenilecek bir durum kalmadı ama Watergate skandalını anlatan bu film de iki sıradan gazetecinin sonuna kadar inanıp, araştırıp , ölüme meydan okuyarak koskoca Amerikan Başkanı'nı koltuktan etmelerini izlemek çok heyecan vericiydi. Günümüz ile bağlantı kurmak size kalmış ama skandal patladıktan sonra olaylar şöyle gelişiyor; Nixon en yakın iki yol arkadaşından kamuoyunu sakinleştirmek için partiden istifa etmelerini söylüyor. Bunu takiben cürret edip ona karşı soruşturma başlatan savcının görevden alınmasını emrediyor. Buraya kadar aşina olduğumuz durumlar fakat Nixon'ın kendi atadığı başsavcı Başkan'ın bu isteğini yasalara uygun bulmadığı için geri çeviriyor ve bir iktidarın sonu geliyor. Robert Redford, Dustin Hoffman ve dört oskar. İzlemediyseniz hemen göz atın...

Bir de 'Z'

Bir çok kişiye göre şu ana kadar yapılmış en iyi politik film. Bu sefer hikaye komşu da geçiyor, mesele aynı; sağ - sol kavgası. Solcuların lideri bilim adamı Zei öldürülünce yine gazeteciler gerçeğin peşinden koşuyor. Dönemin sertliğini, politikanın acımasızlığını ve son epilog da seyircide bıraktığı duygu ile tarih yazmış bir film. Bu sağ - sol çatışmasının sonucunda başa gelen askeri rejim Yunanistan'da; uzun saçı, mini eteği hatta Beatles dinlemeyi bile yasaklamış. Zaten komşudan bir kaç yıl sonra aynı sürece biz gireriz ama 69 da çekilen filmin anlattıkları zamansızdır; hangi taraf kazanırsa kazansın kaybeden hep halk olacaktır.

İyi seyirler. Bakalım bir gün içinde bulunduğumuz süreci birileri film yapmaya karar verecek mi... "Başkan'ın Adamları"nı aratmayacak senaryolar çıkartmak mümkün. Malzeme bol malum...

Doğan Can Anafarta


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.