Belleğin ve kentin minimalist anlatıcısı: Patrıck Modıano (1)

Bir ruh kazıcısıdır Modiano. Eğer Peride Celal ile evindeki o konuşmamız olmasaydı Patrick Modiano’yu ancak şimdi tanıyacaktım. Nobel’i aldığı için merak edip okuyacaktım elbette. Peride hanım, Deli Aşk’ı...

Belleğin ve kentin minimalist anlatıcısı: Patrıck Modıano (1)
12 Ekim 2014 Pazar 12:55

17-patrick

Bir ruh kazıcısıdır Modiano.

Eğer Peride Celal ile evindeki o konuşmamız olmasaydı Patrick Modiano’yu ancak şimdi tanıyacaktım. Nobel’i aldığı için merak edip okuyacaktım elbette.

Peride hanım, Deli Aşk’ı yeni yazmıştı. Diyordu ki, “bu romanı yazarken, Modiano’nun romanları elimden düşmedi...” Ardından söyledikleri daha da ilgimi çekmiş, döner dönmez de Modiano’nun yapıtlarına yönelmiştim. Can Yayınları; Yıkıntı Çiçekleri, Bir Gençlik, Kötü Bir İlkbahar, En Uzağından Unutuşun adlı romanlarını yayımlamıştı. Bir Sirk Geçiyor ise Varlık Yayınları’nda çıkmıştı. Modiano anlatısını tanımak için yeterli veriydi bunlar.

Fransa’da gözde bir yazar olmasına karşın öyle çok önde olan, popüler biri değil. Ama yazdıklarındaki tutumu, gölgede sürdürdüğü hayatı ile ilgiye değer biri. Fransa’nın en etkin ödüllerinden Fransız Akademisi Büyük Ödülü’nü 1972’de, Çevre Yolu adlı yapıtıyla, Goncourt Ödülü’nü ise 1978 ‘de Loş Mağazalar Sokağı adlı yapıtıyla kazanır. 1996’da ise Fransa Ulusal Edebiyat Ödülü verilir.

Romanlarının yanı sıra çocuk kitapları da yazan Modiano’nun sinemaya da ilgisi vardır. Öyle ki; yönetmen Louis Malle ile Lacombe Lucien filminin senaryosunu birlikte yazarlar. 1997’de Raoul Ruiz’in filmi Bir Suçlunun Soykütüğü’nde Catherine Deneuve ile kamera karşısına geçer. Ama onun asıl ünü/başarısı minimalist romanlarıyladır. Yaşamındaki ilginçlik/örtüklük, çocukluğunun gizemli/buruk öyküsü yer yer romanlarına da yansır. Öyle ki, anlatılarındaki “gizemlilik”, Fransa’da “Modianesk” olarak da adlandırılır.

Gerçekliklerini yansıttığı kişilerin yaşamlarındaki muğlaklık, örtüklük; yaşadıkları kentin labirentimsi dokusunda bir boşluk içinde salınıp durmaları neredeyse onun romanlarının leitmotivi olarak öne çıkar. Şimdideki geçmiş, orada olup bitenlerin öyküsünü bellek yolculuğuna çıkarak yansıtma biçimi Modiano anlatısının öğelerindendir. Kopulamayan “gençlik” öyküleri...

İtalyan Yahudisi olan babasının savaş yıllarındaki “karanlık “ öyküsü; sanki onun baba imgesinden fiziksel olarak 17 yaşında uzaklaşmasına neden olur. Gene o ilkgençlik çağında yitirilen ağabeyin imgesi, tanınmış bir aktrist olan annenin öyküsü bir araya gelince ister istemez, Modiano romanının dipsularına doğru yapacağınız yoluculuklarda hep bunlardan ipuçları bulursunuz.

Patrick Modiano, yaşamdaki yazının arayışında bir anlatıcıdır aslında. 22 yaşında yazmaya başlar. Annesinin tanıdığı olan Raymond Queneeu ile tanışması bir dönüm noktasıdır onun için. İlk romanı Yıldız Meydanı (La Place) biraz da bu itkiyle ve ailesinin İkinci Dünya Savaşı’nda yaşadıklarının etkisiyle yazılır.        

MİNİMALİST ANLATICI

Modiano, bakışıyla her şeye dokunur. Yaşanan zamana, unutulan geçmişe, belleğin sızılarına...Onun imgeleminde canlanan her bir şey bize yaşamın değişken, parçalanmış yüzlerini gösterir.

Bir Paris/kent anlatıcısıdır o. Anlatılarında geçmişte kalan “gençlik”e bakış özlem ötesi bir durumdur; oradan beslenen bir duyarlılıkla yazar. Yüzü sürekli kente dönüktür. Kentte/Paris’te yaşayan, oraya sürüklenen, oradan kopan insanların öykülerini anlatır Modiano.

Siz, anlatılarındaki Paris’i adım adım, bölge bölge, sokak sokak, mekân mekân gezinirsiniz adeta.

Peride Celal’le konuşmamızdan şunu da hatırlarım: “Onu okuduğumda kendimi Paris’te bulmuşumdur hep...”

Yalınlık Modiano anlatısının en belirgin yanı. Saydam anlatıcıdır o. Modern kent insanının sürüklenişini, geçmişle bugün arasındaki git-gelini anlatır çoğunlukla. Onun anlatısındaki “anlatıcı-göz” kenti adeta tarar. Her yerden, her bakıştan gördüklerini öyküsünü anlattığı insanların dünyasına katar. Denebilir ki, Paris, Modiano romanlarının ana karakteridir. Bildik yerler, tanıdık mekânlar çıkar karşınıza anlatılarında. Ama çizdiği karakterlerde her zaman içyalnızlığın hüznü, bırakılmışlığın ezinci vardır. Kent onları adeta sarmalar, hatta sağaltır. Kentin belleğindeki zamanın aralıklarından onların bu buruk öykülerinde olup bitenleri gösterir bize Modiano.

Bazen ansızın beliren rastlaşmalar, kimi zaman da belirsizlikler gelip anlatısını biçimler. Eğer Paris’i biliyorsanız; Modiano ile yolculuğunuz hem çok tanıdık, hem de meraklı geçecektir eminim.            

Feridun Andaç                                                                


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.