Arınma Gecesi

İşsizlik ile yoksulluğun olmadığı bir ülke düşleyin. Üstelik bu ülkenin söz konusu durumu yılda bir gece on iki saat boyunca hastane ile karakollarını kapalı tutarak başardığını düşünün. ‘Yeniden doğmuş olan Amerikan...

Arınma Gecesi
07 Ağustos 2014 Perşembe 09:12

16manset

İşsizlik ile yoksulluğun olmadığı bir ülke düşleyin. Üstelik bu ülkenin söz konusu durumu yılda bir gece on iki saat boyunca hastane ile karakollarını kapalı tutarak başardığını düşünün. ‘Yeniden doğmuş olan Amerikan ulusu kutsansın!’

İlk filmin aksine, artan şiddet olaylarıyla başa çıkmakta zorlanan ABD’de kurulan yeni rejimin yöneticilerinin Arınma Gecesi üzerindeki etkilerini Arınma Gecesi: Anarşi’de görebiliyoruz. Geniş bir konuyu kapalı bir alana hapsetmesi nedeniyle eleştirilerin odağı haline gelen ilk filmden farklı olarak Anarşi, izleyiciyi daha başka korkularla tanıştırmakla kalmayıp, ilk dakikalarından itibaren sınıf ayrılıklarına dikkat çekiyor. Tüm bu olumlu yanlarına karşın serinin ikinci filmi de gerekli etkiyi uyandıramıyor.

BİLİNENDEN ÖTESİ YOK

Arınma Gecesi öncesi çevresine sattığı güvenlik sistemleri ile zenginliğine zenginlik katma hırsı içinde bir baba ile alçakgönüllü karaktere sahip anaç bir annenin alışılagelmiş zıtlığıyla şekillenen film, izleyiciyi görmeye alışık olduğumuz mağdur siyah ile mağrur beyaz çelişkisiyle baş başa bırakıyor.

Arınma Gecesi’nin başlangıç saatinin yaklaşmasıyla birlikte güvenlik sistemini devreye sokan beyaz babanın küçük oğlu, ilerleyen saatlerde zengin bir çetenin evsiz siyah adamı öldürme girişimine kayıtsız kalamayarak, onu eve alacaktır. Çetenin, Bay James’in evsiz adamı kendilerine teslim etmesi için tanıdıkları süre, filmin en sürükleyici kısmı olacaktır. Kendini, ailesini hiç hesaplamadığı bir tehlikenin içinde bulan Bay James, izleyiciyi vicdanıyla baş başa bırakarak kendisiyle hesaplaşmasını istiyor olacak, son ana kadar evsiz adamı saklandığı yerden çıkararak teslim etme kararlılığıyla arayışa koyulacaktır.

İlk filmdeki James karakterinin vicdanıyla girdiği uzun hesaplaşmanın sonucunda aldığı eviyle birlikte evsiz adamı da savunma kararı Anarşi’de de işlenmiş(Anne ile kızının zorla alıkonulurken, arınmak için evinden çıkan bir adam tarafından kurtarılması). O dakikaya kadar tüm olumsuzlukları üst üste gözler önüne sererek izleyiciyi geren, kokuya sürükleyen senaryo tersine akarak deyim yerindeyse izleyiciye istediğini veriyor. Hollywood’un “dünya yok olsa iyiler yine de kazanır” felsefesinin doğurduğu gerçeklikten uzak anlayıştan Arınma Gecesi de nasibini almış olacak ki, kahramanlarımız karşılarına çıkan tüm olumsuzluklardan başarıyla sıyrılıyor. Bazen aynı evin içinde koca bir çeteye kafa tutarak, bazen de arınmak için orda bulunan zenginleri silahsız şekilde alt ederek yapıyor bunu.

ARINMAK ZENGİNLERE ÖZEL

Anarşi’deki kahramanların birlikte hayatta kalmak için Los Angeles sokaklarında güvenli yer bulma çabaları, yolları filmin hemen en başından itibaren ürkütücü maskeleriyle merak uyandırmayı başaran çete ile kesiştiğinde son buluyor.

Televizyonda izlediğimiz dizilerde ya da yine beyazperdede mutlaka tanık olmuşuzdur müzayede sahnelerine. Perdenin açılmasıyla bir müzayede karşılıyor bizi. Tuvaletli kadınların, simokin giymiş erkeklerin piyano eşliğinde sahte samimiyet sergilediği salonda ünlü bir ressamın tablosu ya da antika bir şamdan yerine geceye özel insan satılıyor. Anlıyoruz ki, maskeli çete sanılanın aksine arınmak için değil, güvenli şekilde arınmak isteyen zenginler için yoksul yakalıyor.

Filmin bitimine yakın, yalnızca devletin ulaşabileceği kamera sistemiyle tüm kente hakim TIR’ların sırrı çözülüyor. Kahramanlarımızın birkaç farklı yerde “ordu” olarak adlandırdıkları için belleğimizde bu şekilde yer eden birliklerin “Yeni Kurucular”ın işi olduğunu öğreniyoruz. Yoksul insanları evinden zorla çıkararak alıkoyan yüksek donanıma sahip birliklerin neye hizmet ettiğini, gözlükleriyle özdeşleşen abimiz açıklıyor: “İnsanlar yeterince arınmıyor. Dengeyi sağlamak zorundayız.”

Yeni Kurucular’ın insanların yeterince birbirini öldürmediğini itiraf etmesi akla şu soruyu getiriyor: “Geçim kaygısı yaşamadan yaşamını sürdüren çoğunluk, insanların birbirini katletmek için Arınma Gecesi’ni iple çektiği bir ülkede yaşamlarından ne kadar memnun?”

Melik Dibek


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.