Anlatsak film olur!

17 Aralık'tan beri gündem belli: Yolsuzluk soruşturması. Mahallede, kahvede, işte, yemekte herkesin ağzında... Bu süreçte hayatımıza neler girdi bir bakalım; ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, cadı avları, TIR'lar, paralel...

Anlatsak film olur!
10 Ocak 2014 Cuma 10:15

16film

17 Aralık'tan beri gündem belli: Yolsuzluk soruşturması. Mahallede, kahvede, işte, yemekte herkesin ağzında... Bu süreçte hayatımıza neler girdi bir bakalım; ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, cadı avları, TIR'lar, paralel devletler falan filan... Tartışılan onlarca konu var. Soruşturma bakan oğullarını da içerince yurdum insanı bir durdu, şaşırdı tabii, lakin dünyaya baktığımız zaman görüyoruz ki, gerekirse soruşturulan kişi başbakanın kendisi bile olabiliyor. Oraları övmek için değil fakat bir fark da gözümüze çarpıyor sanırım; Onun abisiymiş, bunun babasıymış demeden hemen harekete geçmeleri. Bizde harekete geçince ise 110 emniyet mensubunun yeri değiştiriliyor... Sinemaya dönecek olursak tarihe damga vurmuş yolsuzlukları film haline getirmek tabii ki yapımcılar için kaçmaz fırsat. Ben de bu yazıda dünya sinemasına damga vurmuş birkaç filmden örnek vereceğim efendim. Bakalım soruşturmalar arasında bizimle benzerlik var mı...

Paralel devlet, istihbarat teşkilatları, mafya ve sermaye

*Poisoned by Polonium - Belgesel

Yüz yıllardır Ruslarla aramızda bir alışveriş-iletişim söz konusu. Ama sadece iletişim değil adalet, emniyet, yönetim, öldürülen gazeteciler, faili meçhul cinayetler... Anlayacağınız benzer yönümüz çok. İlk gösterimini Cannes'da yapan belgesel Aleksander Litvinenko'nun hikâyesini analtıyor. Kendi vatanından kaçarken 2000 yılında Türkiyeye de uğramıştı belki hatırlarsınız. Eski bir Kgb'li olan Litvinenko yazdığı kitapta 1999 yılında 300 kişinin ölmesi ile sonuçlanan bombalama olayı ve birçok terör saldırısının arkasında devletin kendi güvenlik servisi FSB olduğunu söyler. Söylediğine göre, amaç halk üzerinde panik yaratarak mutlak kontrol sağlamaktır. Bu kitaptan sonra kaçmaya başlayan ajan, Rus devletinin içinde FSB'nin bir Paralel Yönetim kurduğunu ve kontrolde olduğunu iddia eder. Putin karşıtı olan bir gazetecinin vurularak öldürülmesini aydınlatmaya çalışırken İngiltere'de bir barda buluştuğu eski KGB ajanları tarafından içeceğine radyoaktif bir madde karıştırılarak zehirlenir (kanıtlanmış değil) ve kısa bir süre sonra ölür. Yıllar sonra Putin baskılardan dolayı olayla bir ilgisi olmadığını açıklar. Ülkemizde yaşanan sözde iktidar -Cemaat krizinden sonra KGB- FSB, paralel devlet yakıştırmaları benzerlikler taşıyor gibi.

*Khodorkovsky - Belgesel

Bizler genelde sermayenin iktidarın yanında durduğunu görürüz. Onlar da ne yapsın canım ekmek parası (!)... Fakat Rusya'nın en zengin adamı olan Khodorkovsky ülkesinin durumundan rahatsızdır ve canlı yayınlanan bir TV programında başbakana isyan eder; Hükümet yozlaşmıştır, yolsuzluk kol gezmektedir. Aynı yılın Ekim ayında uydurma nedenlerle tutuklanır. Putin'e başkaldıran cesur bir adamın belgeseli. İzlenmeye değer.

*İl Divo

Gladio, Vatikan, mafya, cinayet ve hepsinin ortasında bir Başbakan. Bizim için de tanıdık bir "ilişkiler yumağı"; ancak bu kadar açık seçik bir halde olması olayları filme taşımaya yetmiş... Paollo Sorentino'nun yönettiği film siyasetçilerin legal ve illegal yaşamı arasında çok ince bir çizgide durduğunu gösteriyor. Örgütü ifşa eden bir gazetecinin faili meçhul cinayete kurban gitmesi ve perde arkasında devlet-mafya ilişkisinin korunması. (Okuyan, size yirmi bir yıl önce Ankara'da yaşananları anlattığımı sanabilir).

*City Hall - Şehir Merkezi

Al Pacino'nun canlandırdığı New York Valisi John Pappas idealist, dürüst bir adamdır. Yardımcısı Kevin (John Cusack) ona adeta hayrandır. Bir dedektif ile gangsterin birbirini vurması ve bu sırada oradaki bir zenci çocuğun ölmesi ile New York karışır. Bir anda polis, rüşvet, mafya ve politikanın ne kadar içe içe olduğunu ve John'un aslında hiç gözüktüğü gibi bir lider olmadığını anlarız. Diğer filmlerin yanında zayıf kalsa da özgün senaryo olarak incelenebilir. Bizi yönetenleri acaba ne kadar tanıyoruz?

Cadı Avı, komünistler ve Amerika

*Salvador Allende - Belgesel

1970 yılında Şili halkı başbakanı olarak sosyalist Salvador Allende'yi seçince Amerikan hükümetinin tabii ki bu duruma el koyması gerekir! Yeni başbakan Özelliştirmeye ve Batı Kültürüne karşıdır! Kendilerini o kadar haklı görüyorlardır ki ABD Senatörü Kissinger "Adam orada ülkeyi komünist yaparken biz burada elimiz kolumuz bağlı bekleyelim mi?" diye sorar. Beklemezler tabii, hemen istihbarat ve gizli servis halkın arasında isyan çıkartmak için karışır ve '73 yılında Amerika'nın desteği ile askeri darbe gerçekleşir. Salvador bu esnada intihar eder... Kendi tarihimizde belki de en çok bugünlerde konuştuğumuz Amerika'nın, emperyalizmin etkisini, başka bir ülke üzerinde açık açık izlemek için ideal bir belgesel.

*Citizen Cohn - Yurttaş Kohn

Amerikan tarihinin tartışmalı isimi Roy Kohn'u James Woods canlandırıyor. Söz konusu dönem (ve her daim) Amerika'nın büyük korkusu komünizmdir. Kohn da düşmana karşı McCarthy ile omuz omuza savaşmış bir avukattır. İkili bu aralar cadı avı'nı bir adım ileri götürüp, denizaşırı komünist ajanların devlette çalışan eşcinsellerden gizli bilgileri almak için onları kimliklerini ifşa etmekle tehdit ettiklerinin bilgisini hükümete sunar. Bunun üzerine ABD Başkanı Eisinhower şok bir kararla eşcinsellerin devlet dairlerinde çalışmasını yasaklar. Politik korkuların insanları yönlendirdiği o dönemden yıllar sonra işler şaşırtıcı bir hal alır. Avukatlık lisansı yolsuzluk suçlamalarından dolayı alınır ve eşcinsellerin hayatını epey zorlaştıran Kohn'a 84 yılında AIDS teşhisi konur. Kohn, o dönem eşcinsellerle ilişkilendirilen hastalığa yakalandığını asla kabul etmez, teşhise rağmen öldüğü güne kadar kanser olduğunu söyler... Cinsel kimliği bizi ilgilendirmez ama film, karakteri daha iyi tanımak ve 50'li yıllardaki bu yolsuzluğu görmek için iyidir.

Doğan Can Anafarta


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.