Anadolu erenlerinden Abdullah Özkucur

Öğrencilerine göre; Abdullah Özkucur öğretmen bir Anadolu Gandhi’si, bir adanmış kişi; günün her saati göreve hazır, elleri çalışmaya, kolları kucaklamaya, gözleri gerçeğe, gönlü sevgiye açık bir ermiş Özkucur...

Anadolu erenlerinden Abdullah Özkucur
06 Ağustos 2014 Çarşamba 02:49

17abdullahozgucur

Öğrencilerine göre; Abdullah Özkucur öğretmen bir Anadolu Gandhi’si, bir adanmış kişi; günün her saati göreve hazır, elleri çalışmaya, kolları kucaklamaya, gözleri gerçeğe, gönlü sevgiye açık bir ermiş

Özkucur Öğretmeni yakından tanımadan önce birkaç öğrencisiyle karşılaşmıştım. Ağızbirliği etmişçesine; O’nun, Anadolu Gandi’si, bir adanmış kişi olduğunda birleşiyorlar; günün her saati göreve hazır, elleri çalışmaya, kolları kucaklamaya, gözleri gerçeğe, gönlü sevgiye açık bir ermiş kişi olduğunu söylüyorlardı. Öyle bir insanla tanışmayı kim istemez?

Tanıdığımda seksenli yıllarının sonundaydı. Onunla ilk kez, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nda, bir toplantı öncesi karşılaşmıştık. Azrail’e yeni bir sözleşme metni hazırlamış, metni o makama postalamadan önce, kimi puslu noktaları arkadaşlarıyla aydınlatmaya çalışıyordu. Titizlenmesi; ölüm meleğine açık kapı bırakmamak, hatta onu tongaya düşürmek üstüneydi. Özkucur Öğretmen, küçücük bedeni, hep aşağı eğik, ak ipek saçlı başıyla gösterişten uzak görünüyordu. Konuşulanlar ilginç gelmişti bana. Sessizce dinledim bir süre.

Öyle sanıyorum ki gidişten hoşnut olmayan, yakınan, biraz da boş vermiş tavırlarıyla çevresinde bezginlik yaratan öğretmen arkadaşlarına bir tür uyarıda bulunuyordu. Ölüm meleğiyle anlaşabilirse, sıraya koyduğu sayısı her gün değişen/çoğalan yapıtlarını tamamlayacaktı.

Borçluluk duygusu, yaptıklarıyla yetinmemesi, yeni tasarımlar peşinde koşması, insan sevgisiyle dolu bir yüreğe sahip olduğunun şaşamaz kanıtlarıydı. Hepi topu beş yıllık bir ömürdü ölüm meleğinden istediği.

SEÇİLMİŞ ÖĞRENCİNİN HASANOĞLAN YOLCULUĞU

İlk birkaç dakikalık izlenimimden duyduğum utanç, hala yüzümü kızartır. Gırgır biri gibi gelmişti bana. “Bu mu o göklere çıkartılan Köy Enstitülü Öğretmen!” demiştim içimden.

Şimdi O’nun en önde gelen hayranlarındanım. Konya’nın Beyşehir ilçesinin Manastır köyünde 1922’de doğ, üç yıl okuduktan sonra cinci hocaların elinden sıyrıl ve Eskişehir / Çifteler Çiftliğindeki Mahmudiye Köy Öğretmen okuluna girmeyi başar. Yıl 1937.

Mahmudiye’de iki yıl okuduktan sonra, kendini göstererek öne çıkan Özkucur bu kez, yeni açılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne yönlendirilir. Üç yıl sonra, 1942’de, enstitü tamamdır. Öğretmen olup toprağına, Konya’ya dönme hayalleri kurarken ikinci kez, seçilmiş bir öğrenci olarak, Yüksek Köy Enstitüsüne aktarılır.

Arı gibidir Özkucur. Arı nasıl çiçeklerden aldığı polenleri bala dönüştürürse, O da öğretmenlerinden, ağabeylerinden aldığı bilgiyi, amaçları doğrultusunda işler ve içselleştirir.

Emeklilik dönemindeyse, ünlü direnişçi Gandi gibi durup dinlenmeden, yılgınlığa düşmeden, sözle, yazıyla ve sabırla yürür ereğine. Gerçi köy enstitülerinden çok sayıda sanatçı, yazar, şair yetişmiştir ama Özkucur onlardan biraz daha farklı özellikler gösterir. Hasanoğlan’daki ilk yılından başlayarak neredeyse aksatmadan günlük tutmuştur. Günlük tutmanın önemini kavradıktan sonra, not edemediği üç beş yıllık dönemi de geriye dönük olarak yazmaya başlar. O nedenledir, yazdıklarının, bulunmaz Hint kumaşı sayılması ve eşsiz bilgiler içermesi.

ENSTİTÜLER ÜZERİNE ÜÇ EŞSİZ YAPIT

Bugüne değin kitaplaştırdığı üç yapıtı var Özkucur Öğretmenin: “Öğretmen Olacağım”, “Köy Enstitüleri Destanı” ve “Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü”. Ancak sonuncuyu, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nca yayımlanmış, “Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü”, adlı yapıtını okuma olanağını buldum. İlk fırsatta ötekileri de okumak boynumun borcudur.

Şu günlerde, eğitim sürecinin ilk yıllarını ele alan iki yeni kitap üstünde çalışıyor Özkucur Öğretmen. Yardımcısı, yeni deyimle asistanı Zeliha Kanalıcı, kendini öğretmenine, Özkucur’a adamış bir başka öğretmen. KEÇEV’e bir süre başkanlık da yapmış. Kanalıcı Öğretmen, Azrail Meleğinin sözüne fazla güvenmiyor, gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. O, hocasının dağarcığındakilerle ilgili eksik gedik bir şey bırakmamaya kararlı. Üçlü sohbetlerimizde; Köy Enstitülerini kuruluş öncesinden başlayarak, baştan sona yaşamış, içselleştirmiş, harcına terini, aydınlığına gözünün ışığını katmış Özkucur’dan başkasının, bu derece yetkin anlatamayacağı kanısında.

Üstüne en çok kitap yazılan alanların başında gelir Köy Enstitüleri. Tümü de gözlerinizi yaşartacak yaşanmışlıklarla, özverilerle, umutsuzluklarınızı umuda çevirebilecek derslerle doludur. Neredeyse yüz yıl sonra, kendinizi enstitü çalışmalarının içinde, elinizde kazma/kürek çalışır hissetmeniz için; daha 15 yaşında küçük bir çocuk olmanıza karşın, öğretmenlerinizce nasıl değerli birer varlık olduğunuza inandırılmanız için de yine Özkucur’un kitaplarına gereksiniminiz olacaktır. Bu özelliğin, hocanın günlüklerinde, kendini öne çıkarmadan, o toplum içinde eriterek yazmasından kaynaklandığı açık.

O’na, sağlıklı ve uzun ömür dilerken, yaptıklarıyla, yazdıklarıyla dünya durdukça anılacağını muştulamak istiyorum.

Celal ilhan


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.