Altın Portakal’ın açmazları

Altın Portakal bir ulusal sinema festivaliyse, yönetimi de Türk sineması adına sözü olan, görüşü olan, sinemanın içinden birilerince oluşturulmalı ve görevi uzun erimli olmalıdır. (Bu yazı Adana Altın Koza Film Festival’i için de geçerlidir) Engin...

Altın Portakal’ın açmazları
05 Eylül 2014 Cuma 12:37

17yesilcam

Altın Portakal Türk sinemasının mı festivali,yoksa Antalya Belediyelerinin mi festivali?Türk sineması Belediyelerin mi hizmetindedir,belediyeler mi Türk sinemasının?

Altın Portakal’ın doğuşu Yeşilçam’ın en görkemli yıllarına denk gelir. Bir bakıma Altın Portakal Yeşilçam’ın bir festivali olagelmiştir. Geleneksel duruma gelen kent içi kortejde Yeşilçam oyuncularıyla, yönetmenleriyle, yapımcılarıyla, görüntü yönetmenleriyle ve diğer çalışanlarıyla tam kadro seyircilerle buluşur, beyazperdeden ve sinema salonlarından çıkıp. Antalya sokaklarında gerçekleşen mutlu, coşkulu, sevgi dolu bir kucaklaşmadır bu.
Yeşilçam’dan sonra
Antalya Altın Portakal Film Festivali gösterdiği filmler ve bu buluşmayla özdeşleşen bir gelenektir. Ama koşullar değişir. Yeşilçam filmleri sinema salonlarında varolduğu dönemini kapatır. Bir tarih bitmiştir artık. Altın Portakal, Post Yeşilçam sinemasının filmleriyle yoluna devam eder. Ama Yeşilçam’la bağını koparmaz. Yeşilçam’ı vareden kadrolar artık, Altın Portakal’ın kurucu üyeleri olarak Antalya’nın onur ve gurur konuklarıdır. Yeşilçam’la Post Yeşilçam Altın Portakal’da birlikte yürürler.
Altın Portakal’ı uluslararası bir boyuta taşıma çabaları da Altın Portakal’ın ulusal ve yerli olmasını bozmaz. Ayrıca yabancı filmler ve yabancı konuklar getirmekle bir festival uluslararası olmaz. Onlar  yerli Altın Portakal’ın saygın konuklarıdır ancak. Altın Portakal’ı dünya sinema çevrelerine açmak istersek, eğer amacımız buysa ulusal boyutunu kaldırmak değil, tam tersine ulusal boyutunun güçlendirilmesi, zenginleştirilmesi gerekir. Gösterileri, sayıları 10-15 olan yarışma filmlerinin yanına binlerce yerli ürünün içinden yapılacak seçkileri katıp zenginleştirmek daha doğrudur. Bunlar zaten bir ölçüde yapılıyor. Kısa ve belgesel çalışmalar Altın Portakal’da yeni boyutlardır kuşkusuz. Ama bütün bunları uzun yarışma filmleri haftasının dışına yaymak düşünülemez mi?
Epeydir gözlemlediğimiz bir çelişik duruma Altın Portakal’da, kortejde tanık olmaktayız. Yeşilçam geniş seyircilerle buluşan popüler bir sinemaydı. Yeşilçam yıldızları birer efsaneydi. Altın Portakal bu popüler sinemanın ve efsanelerinin bir film festivaliydi. Kortejde bu efsaneler halka buluşur, salonlarda bu efsanelerin filmlerini halk seyrederdi. Post Yeşilçam’ın bu boyutu yok. Sorun ve çelişki burada. Post Yeşilçam’ın seyircileri çok sınırlı kimilerinin hiç yok, tanınmıyor, her yıl yeniler geliyor, bilinmiyor. Altın Portakal’da meraklılar bu filmleri seyretmeye yaratıcılarını tanımaya çalışıyorlar. Festivaller dışında bunlar sanki yoklar.
Hep eski meşhurlar
Kortej bu sinemacıların seyircileriyle buluşması değil. Seyirci oraya meşhurları görmeye geliyor. Ama gelen meşhurlar hep eski meşhurlar. Yeşilçam’ın meşhurları ya da televizyonun meşhurları. Evet epeydir Yeşilçam televizyon kanallarında buraların koşulları içinde yeniden varolmakta. Sinema salonlarında Yeşilçam filmleri popülerdi, televizyon kanallarında Yeşilçam’ın devamı gibi olan diziler, reytingi olan çalışmalar. Dizilerdeki sevilen oyuncular yeni filmlerde oynadıklarında konuk olarak Altın Portakal’a geliyor ve kortejde yerlerini alıyorlar. Halk onlarla dizileri paylaşıyor. 40 yıllık Yeşilçam oyuncularının bir kısmı da artık bu dizilerin oyuncuları olarak kabul görüyorlar. Sinema salonlarının yerini televizyon kanalları almış durumda. Ayrıca eski Yeşilçam filmleri de artık televizyon kanallarında eski ve yeni seyircileriyle buluşabiliyor. Sinema salonları bu seyirciler için artık başka bir dünyanın filmlerinin gösterildiği yerler. Yeni sinema (Post Yeşilçam ürünleri) kimin sineması, neyin peşinde, hangi kültürün ürünü? Post Yeşilçam sineması ile Post Yeşilçam seyircileri arasında “post” olmanın dışında bir bağlantı var mı? Ya da bu seyirciler zaten “post” değiller de, hep var olan Yeşilçam dışı seyircilerin bir devamı mı? Ayrıca bu “dış” seyirciler televizyon kanallarında Yeşilçam filmlerini izleyebilirken neden yeni sinemayla bağ kurmakta zorlanıyorlar? Bu soruların ve benzerlerinin yanıtları Altın Portakal Film Festivalinde karşılık bulabilecek mi? Gelenek bozulacak mı? Altın Portakal’ın yeni kimliği ne olacak?
Soruları sürdürebiliriz. Altın Portakal Türk sinemasının mı festivali, yoksa Antalya Belediyelerinin mi festivali olagelmiştir? Türk sineması Belediyelerin mi hizmetindedir, Belediyeler mi Türk sinemasının hizmetinde olmalıdır? Bugüne kadar nasıl gelinmiştir?
Altın Portakal bir ulusal sinema festivaliyse, yönetimi de Türk sineması adına sözü olan, görüşü olan, sinemanın içinden birilerince oluşturulmalı ve görevi uzun erimli olmalıdır. (Bu yazı Adana Altın Koza Film Festival’i için de geçerlidir)

Engin Ayça


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.