3 bin yıl öncesine uzanan köprü: Knidos Akademisi

M.Ö 4. yy’ın ünlü heykeltraşı Praxiteles’e Kos Adası’ndan bir Tanrıça Afrodit heykeli siparişi gelir. Praxiteles Koslulara iki heykel sunar. Bunlardan birisi tanrıçayı bütünüyle çıplak olarak göstermektedir. Koslular bu heykeli almak...

3 bin yıl öncesine uzanan köprü: Knidos Akademisi
29 Eylül 2014 Pazartesi 09:05

20muzaffer-akyol

Dünyanın en büyük matematikçilerini, mimarlarını, heykeltıraşlarını, hekimlerini yetiştiren bu topraklar, bugün de bereketli. Uluslararası Knidos Kültür Sanat Akademisi’nde sanatın her dalından ürün veriliyor
Uluslararası Knidos Kültür Sanat Akademisi, 2010’dan günümüze yüzlerce sanatçıyı ağırladı. Datça Yarımadası Yakaköy’de 11 bin metrekare açık bin 400 metrekare kapalı alandan oluşan akademi, Arjantin’den Rusya’ya dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılara ev sahipliği yapıyor. Knidos Akademi’de yürütülen sanat etkinlikleri yalnızca çağrılı sanatçıların atölye çalışmalarıyla sınırlı değil. Burada her yaş grubundan çocuklara, gençlere ve yetişkinlere yönelik plastik sanatların tüm alanlarında çalışabilecekleri ortam sağlanıyor. Akademiyi yalnızca 2013 yılında 30 bin kişi ziyaret etti.
4. KNİDOS’un SIR’ı Resim, Heykel, Seramik, Cam, Edebiyat, Söyleşi, Şiir ve Müzik Festivali 30 Eylül’de son buluyor. Akademide yer alan ustalardan ressam Muzaffer Akyol’la dünden bugüne Knidos’u konuştuk.
52 ÜLKE 400 SANATÇI
n Knidos kenti dün neydi? Bugün yarımadanın ortasına kurulan, sizin de emek verdiğiniz Knidos Sanat Akademisi’nin önemi ne?
Datça ve Knidos Akademisi dünyaya açılan bir pencere. Bu pencere dünyaya akan bir nehir. Yaklaşık 52 ülkeden 400’e yakın sanatçı buraya geldi ve sanat üretti. Burada kaynaştılar, kültürel iletişim içinde bulundular. Dil, din, mezhep farkı gözetmeksizin sanatın evrensel nehrinde önce ayaklarını sonra yüreklerini yıkadılar. Knidos’un yaklaşık 3 bin yıllık bir tarihi vardır. Bu tarihin içinde dünyanın en büyük matematikçileri, mimarları, heykeltıraşları, fizikçileri ve ressamları yer aldı. Buradaki mimari; mimari estetiğin ne kadar kalıcı ve önemli olduğunu bize haykırıyor. Dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri’nin mimarı bu topraklardan. Klinos Burnu’ndaki küçük amfi tiyatro ve hemen onun üstündeki büyük amfi tiyatro bu mimarinin ürünü. Knidos mimarisinin insanlık ailesindeki yerini görüyoruz. Dünyanın ilk tıp merkezlerinden birinin burada kurulduğunu, tababet ilminin insanlığa buradan hizmete başladığını görüyoruz. Bu kadar önemli kültürel zenginlikleri olan coğrafyanın diğer ülkelere ses vermemesi mümkün değil ülkeler arası üne kavuşması nedeni ile gözler Knidos’a çevriliyor. Şehrin genişliği 7 km’yi buluyor. Bu şehirde yaklaşık 70 bin kişinin yaşadığını düşünürsek o tarihte bu büyük bir metropol anlamına geliyor. Metropoller, diğer ülke insanlarının da yaşamak istediği yerlerdir. Tıpkı İstanbul metropolü gibi. Dünyanın en büyük aslan heykeli Knidos’ta yapıldı ve bu heykel insanları şaşkına çeviriyor. Bu heykel elbetteki Knidos’ta değil. Ülkemiz soyuldu. Bu heykel British Museum’da... Dünyanın en eski akademilerinden biri 3 bin yıl önce Knidos’ta kuruldu. Çünkü heykeltıraşıyla, ressamıyla, mimarıyla ve diğer bilim dallarıyla bu coğrafyadaki oluşum fark atıyor. Bütün bunlardan günümüze gelen alt yapıdaki enerji bizleri kışkırtıyor.
Bir fenomen, bir çağdaş Don Kişot olan Nevzat Metin burada Knidos Akademisi’ni hayata geçiriyor. Burada sanatçılara bir mekan yapıyor. Tıpkı 3 bin yıl önce olduğu gibi. Burada sanatın her dalından ürün veriliyor.
ESERLERİNİ BIRAKIYORLAR
n İdil Biret, Gülsin Onay, Haluk Çetin dinletileri ile başlayan etkinlikler gelenekselleşiyor. Ülkemizde daha önce sizin tanık olduğunuz benzer girişimler var mı?
Daha önce bir akademi kurulma düşüncesi oldu fakat hayata geçirilemedi. Yıllar önce benim dostum, ağabeyim rahmetli Orhan Peker “Ayvalık tarihinde Yaz Akademisi yaşanmıştır. Gelin bu akademiyi hayata geçirelim’’ dedi ve bunu gerçekleştirmek için kolları sıvadık ancak hayata geçirecek manivelayı bulamadık. Orhan Peker rahmetli oldu, bize yardımcı olacaklarını söyleyenler birden ortadan kayboldu. O duyduğum heyecanın en büyüğünü bugün burada yaşıyorum. 4. yılını dolduran akademiye gelen sanatçılar burada yiyor, konaklıyor, ihtiyaçları karşılanıyor ve burada yaptıkları eserlerden bir tanesini gözleri arkada kalmadan bırakarak gidiyorlar. Bu eserler sergileniyor. Buranın ihtiyaçlarının giderilmesi adına sanatseverler tarafından alınıyor. Koleksiyonerler geliyor, gazeteciler geliyor. Gelen kişilerin genel yapıları ve enerjileri ile sanatı gerçekten içselleştirmiş, sanata gönül vermiş, sanatı olmazsa olmaz anlayışı ile kucaklamış şahsiyetler. Açılışa katılım bin kişiden az değildi. İstanbul metropolünün göbeğinde böyle bir açılışa rastlamak pek olası değil. Böyle bir yerde, böyle bir yoğun ve nitelikli kalabalığın olması beni çok onurlandırdı, mutlu etti, keyiflendirdi. Umutlarım yeşerdi. Bunu yapan Nevzat Metin’e de teşekkür ettim.
YASAKLARA AŞIK OZAN
- Ressam, şair ve sanat eğitimcisi Bedri Rahmi’nin öğrencisisiniz. Bedri Rahmi, Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat ve Halikarnas Balıkçısı’nın başlattıkları Mavi Yolculuk bugün devam ediyor mu?
Bedri Rahmi “Şairim şiir yazarım, şiirin hasını ayak seslerinden tanırım. Ne zaman bir Anadolu türküsü duysam şairliğimden utanırım” diyebilecek kadar tevazu ve hoşgörü içindedir. Anadolu’nun bu zenginliği Bedri Rahmi’yi anasından yeniden doğurmuştur. Onu bir bebek yapmıştır. Bedri Rahmi şu an hemen arkamda. Bundan büyük keyif alıp “Aferin be reis! Beni anlamışsın” dediğini duyar gibiyim. Anadolu aydınlanma düşüncesinin mimarlarından biridir Bedri Rahmi. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi ve Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir. Bu dörtlü, Anadolu topraklarının aydınlanması, zenginleşmesi, ufkunun açılması adına çok şey yapmıştır. Hem sanatsal, hem felsefi, hem düşünsel alanda. Bunlar bizim olmazsa olmazlarımızdır. Anadolu öyle mümbit, öyle zengin öyle tanımsız renklerle dolu ki bunun sırrına vardığın an dünyanın en güzel rengini, en güzel biçimini, en güzel şiirini, en güzel masalını en güzel hikayesini ve en güzel bestesini yaparsın yeter ki ıskalama. Iskaladığın her şey seninle gelecek olanı köreltir ve ileride seni yokluğa çeker. Iskaladığın her şey bu ülkenin adına fukaralığa giden yolun kapılarını açar. Bu fukaralığın kapısının dehlizi karanlıktır. Orada rengi hiç göremezsin. Hayatı orada zehir zemberek yaşarsın. Sanatın bu evrensel, bu şiirsel, bu üstün gücü Anadolu topraklarına şırınga edilmiştir. Burada bizi besleyecek her türlü zenginliği bulmak ve onunla bütünleşmek mümkündür. Şanslıyım Anadoluluyum. Şanslıyım çok değerli hocalarım oldu. Aslında buna şans da demiyorum ben. Bedelini ödemediğin güzelliği yaşayamazsın, kolayca elinden alırlar. Seni başı kabak, yalın ayak, yalnız, yapayalnız bırakırlar. Bedelini ödediğin her şey canın kadar, çocuğun kadar, namusun kadar, bayrağın kadar sana aittir. Onu savunur, onu korur onunla yücelirsin. Hasan Hüseyin, “Yasaktaki güzelliği bilirim” diyor. Biz yasaktaki güzelliği bulmak için yollara düştük. Bir derviş edasıyla yollardayız. Bu yasaklara aşık birer halk ozanıyız. Biz halkız. Ben, beni var eden değerlerin savunucusu ve savaşçısıyım. Benim hikayem böyle başlar. Bu hikayenin ileriye dönük görüntülerini bizden sonrakiler yaşayıp görecek. İyi şeyler yapalım çocuklar. Güzel şeyler yapalım. Saçlarımızı güzel tarayalım. Güzel elbiseler giyelim. Güzel çiçekler koklayalım çocuklar. Aynaya bakalım. Önce kendimizi sevelim, sevilip çoğalalım, varolup büyüyelim.

HEYKEL BAHÇESİ

Knidos Akademi’de heykel çalıştay ve sempozyumlarında, ulusal ve uluslararası heykeltıraşların üretmiş oldukları sanat eserleri sergileniyor. Ayrıca Knidos Akademi, sanatın diğer disiplinlerinde kendisini kanıtlamış sanatçıları, yapılan toplantılar aracılığıyla sevenleriyle buluşturuyor.

BİLİM VE SANATIN YURDU

Kent bilimde, sanatta ve felsefede parlak başarılar sağlamış çok sayıda insanın yurduydu. Ünlü matematikçi, astronom ve filozof Eudoksos, dönemin en önemli heykeltıraşları Faroslu Skopas ile Bryaksis, Zenedotos, İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos; Pers kralını amansız bir hastalıktan kurtaran hekim Ktesias Knidos’ta yetişmiş bilim ve sanat insanlarından bazıları...
Antik Knidos kentinin kökeni Dorlar’a dayanıyor. Sonrası ise Helen kültürü. Ana karadan denize doğru birkaç kilometrelik bir genişlikte uzanıp giden yarımada aynı zamanda Ege Denizi ile Akdeniz’i ayırıyor. Knidos Antik Kenti de bu iki denizin yarımay gibi iki koyuna hakim. İki doğal limanın Knidos’un gelişmesine, zenginleşmesine önemli katkısı olmuş. Kuzeydeki savaş, güneydeki ise ticaret gemileri için kullanılmış.
AŞK KENTİ
M.Ö 4. yy’ın ünlü heykeltraşı Praxiteles’e Kos Adası’ndan bir Tanrıça Afrodit heykeli siparişi gelir. Praxiteles Koslulara iki heykel sunar. Bunlardan birisi tanrıçayı bütünüyle çıplak olarak göstermektedir. Koslular bu heykeli almak istemediler, klasik bir Afrodit heykeli aldılar. Çıplak heykele ise Knidoslular talip olurlar. Afrodit her yerden görülebilecek şekilde tapınağa yerleştirilir. Öyle ki heykeli, limana yanaşan gemiler bile görebiliyordu. Ünü denizciler tarafından yakın uzak bütün limanlara taşındı. Knidos “Aşk kenti” olarak daha da ünlendi. Afrodit bir tanrıça olarak tapınılmanın yanında bu aşkın da sembolü haline geldi.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ASLANI

Knidos Aslanı, M.Ö. 394’te Knidos önlerinde yapılan bir deniz savaşını kazanıp kenti işgalden kurtaran Kimmeryalı Komutan Conon için yaptırıldı. Kente gelen gemilerin göreceği şekilde kızıl kayalıklara dikildi. İngiliz subay-arkeolog Charles Newton, 1855’de Datça’ya geldiğinde vücudu toprak altında kalan aslanın başını gördü. Uzun uğraşlarla çıkarttığı aslanı gemiyi yükledi. Günümüzde heykelin orjinali British Museum’da, imitasyonu Datça Limanı’nda Anfi Tiyatro önünde...

Adviye Bal


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.