'1938: Son yıl'

Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanı Orhan Çekiç'in son kitabı '1938: Son Yıl', yeni yılın kitap dünyasına hızlı bir giriş yaptı Kitaba önsöz yazan Muazzez İlmiye Çığ, okurlara...

'1938: Son yıl'
04 Ocak 2014 Cumartesi 13:14

19sonyil1938

Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanı Orhan Çekiç'in son kitabı '1938: Son Yıl', yeni yılın kitap dünyasına hızlı bir giriş yaptı

Kitaba önsöz yazan Muazzez İlmiye Çığ, okurlara kitabı şöyle tanıtıyor:

"Ölümsüz Mustafa Kemal Atatürk hakkında gerek ülkemizde, gerek dış dünyada çok kitap yazıldı. Bunlar arasında, Sayın Assi. Prof. Dr. Orhan Çekiç tarafından yazılan elinizde tuttuğunuz "1938: Son Yıl" adlı bu kitap, büyük bir ayrıcalığa sahiptir. Kitapta Atatürk'ün son yılı gün be gün ele alınırken, Cumhuriyet döneminin önemli olayları da, Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerimiz ile İngiliz arşivinde bulunan belgelere dayanılarak, tarafsız, bilimsel bir gözle incelenerek , okurların ilgisine sunulmuştur...

"...Kitap öyle akıcı bir dille kaleme alınmış ki, ' bir solukta okudum ' diyebilirim. Okurken bazı yerlerinde hüzünlendim, bazı yerlerinde de göz yaşlarımı tutamadım.

"...Atatürk'ün son nefesine kadar bu vatan için nasıl çalıştığını, çabaladığını, birileri üzerlerini örtmeye gayret etse de, elbette biliriz, bilirsiniz. Ama bu kitabı okuyunca, bilmediklerinizin bildiğinizden çok daha fazla olduğunu göreceksiniz. Bilinenden çok bilinmeyen bir Atatürk'le tanışacaksınız...Ve kitap bittiğinde, sıcak, sımsıcak duygular taşacak yüreğinizden.

"Bu cumhuriyete de, cumhuriyetin bir yurttaşı olarak kendinize de güveniniz artacak.

"Sayın Dr. Orhan Çekiç'i, bu değerli kitabı yazdığı için candan kutluyorum. Kitap için benden bir önsöz yazmamı istemesi, beni çok gururlandırdı, mutlu etti. Bu nedenle de kendisine yürekten teşekkür ediyorum. "

Muazzez İlmiye Çığ böyle yazıyor.

Biz de Orhan Çekiç ile sizler için "1938: Son Yıl" üzerine bu söyleşiyi gerçekleştirdik.

*Kitabın bu kadar ilgi göreceğini bekliyor muydunuz? Bu sonucu neye bağlıyorsunuz?

- Elbette bekliyordum. Atatürk'e son yıllarda o kadar küstahça saldırıldı ki, sorumlu makamlar bu alçakça saldırılara öylesine sessiz, öylesine seyirci kaldılar ki, bu ülkenin gerçek yurtseverleri, cumhuriyet dostları bunlar karşısında kendilerini çok yalnız hissettiler. Bu saldırılara sadece okumamış yobazlar değil, onları aratmayacak düzeyde öylesine okumuş cahiller hatta güdümlü akademisyenler bile destek verdi ve veriyor ki, gün geldi gencimiz de, yaşlımız da tarihimiz konusunda kendini derin bir karanlığa yuvarlanıvermiş buldular. Medyadaki yoğun propaganda nedeniyle, neredeyse her kanaldaki akıl sır ermez programların ister istemez etkisinde kaldılar. Gerek üniversitemde öğrencilerimin sorularından, gerekse her yerde karşılaştığım sorulardan bu sonuca ulaştım.

Oysa gerek öğrencilerim, gerekse okurlarım ve tv izleyicilerim şimdi bu kitapta aradıkları yanıtları bulacaklarını biliyorlar, çünkü beni Tv ekranlarından yıllardır tanıyorlar. Aslında benden bu kitabı yazmamı, benim kadar onlar istediler. Ben gösterilen ilgiyi işte bu güvene ve yurtseverlerin Atatürk'e duydukları sarsılmaz sevgiye bağlıyorum.

*Kitabın adından anlaşıldığına göre Atatürk'ün son yılını ele almış gibisiniz, öyle mi?

- Ağırlıklı olarak son yıl üzerinde durdum. Son yılını gün, gün anlattım. Kitabın, bugüne kadar yazılmadık ya da denenmedik bir özelliği de budur. Son yılında ölüme gün gün yaklaşırken bile bu vatan için, bu ulus için, dünya barışı için, insanlık için ne çabalar içinde olduğunu, örneklerle ve kronolojik olarak anlatmak istedim. Zira Atatürk'ün en az bilinen dönemidir 1938.

Oysa 1937-1938 yılları, Cumhuriyet Tarihi'mizin en gizemli dönemidir. En çok merak edilen Dersim İsyanları, hele hiç bilinmeyen ve İngiltere'de Sultan Vahdettin yanlılarının planladığı Atatürk'e suikast olayı, İsmet Paşa ile yollarının ayrılıp Bayar'ın başbakanlığa gelmesi, yaklaşan 2.nci Dünya Savaşı nedeniyle ve o hasta haldeyken yönettiği askerî manevralar, izlediği Suriye politikası sonucu Hatay'ı son nefeste ve bir tek mermi yakmadan, bir tek şehit vermeden kurtarışı , bütün bunları başarabilmek için hastaneye yatmayı reddedip, hastalığını saklamak uğruna Savarona'da katlanmak zorunda kaldığı o acı ve ıstırap dolu günleri, hep son yıla sığdırdığı önemli olaylardır.

Bu konuları işlerken zaman zaman geri dönüşler yaparak, cumhuriyetin kuruluş yılları öncesine, silah arkadaşlarıyla yollarının ayrılışına, Meclis içi muhalefete, dönem içindeki isyanlara, çok partili döneme geçiş çabalarına, Menemen Olayı'na, Bursa Nutku meselesine de belgelerle açıklık getirmeye çalıştım. Atatürk'ün "Başkanlık Sistemi"ne nasıl karşı olduğunu" , kendi cümleleriyle anlattım. Böylece ortaya tamamen Tarihî belgelere dayanan bu kitap çıktı. Atatürk "başkanlık" rejimine karşı. DEVAMI YARIN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.