Krize önlem kadın emeği

Gülden Türktan

Gülden Türktan



Okunma 07 Eylül 2015, 19:17

Gülden Türktan, ‘Pek çok akademik araştırma kadının ekonomiye katkısının, ekonominin sağlığı ve krizlere karşı dayanıklılığı için önemli bir etken olduğunu ortaya çıkardı’ dedi

Recep Erçin

Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı kapsamında düzenlenen etkinliklerde W20 (Woman/Kadın20) toplantıları da gerçekleştiriliyor. Bugüne kadar ne tür çalışmaların yapıldığını ve bundan sonra neler yapılacağını, Türkiye’deki kadın istihdamının durumunu W20 Türkiye Başkanı Dr. Gülden Türktan ile konuştuk. Sandvik Endüstriyel Ürünler, Martı Otel İşletmeleri ve Martı GYO’nun Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi de olan Türktan, geçen dönemde Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin de (KAGİDER) Başkanıydı.

| W20 Türkiye toplantıları Eylül ve Ekim aylarında düzenlenecek. Kasım’da da büyük zirve var. Şu ana kadar ne tür çalışmalar yapıldı?

W20 Nisan ayında hükümetimizin ve dışişlerimizin kararlı girişimi ile kuruldu. Neredeyse tüm dünya ülkeleri bu girişimi alkışladılar, hatta belki de biraz kıskandılar. Zira, W20 kurulması için 3-5 yıl daha gerekir gibi yorumlar vardı. G20 ülkelerinin hepsinin kararı olumlu bulması gerekiyordu ve bu belki de mümkün değil deniyordu. Bu ‘mümkün değil’i hep birlikte mümkün kıldık ve hükümetimiz bu açılım grubunu kurmayı başardı. W20 için yönlendirme komitesi, bir yürütme komitesi kurdu ve yürütme komitesinde KAGİDER’i temsilen Dr. Gülden Türktan, TİKAD’ı temsilen Nilüfer Bulut ve KADEM’i temsilen Yrd. Doç. Dr. Sare Aydın görevlendirildi. Başkanlık ve koordinasyon görevi KAGİDER’e verildi. Bu da ses getirdi. Neden diğer dernekler değil de, bu dernekler? W20 kurulması ile ilgili bir kavram notu var ve W20’nin bu kavram notu çerçevesinde çalışması bekleniyor.

EYLÜL’DE 2 TOPLANTI VAR
Dünyada önemli bir gelişme oldu. Pek çok akademik araştırma; kadının ekonomiye katkısının, ekonominin sağlığı, büyümenin sürdürülebilirliği ve krizlere karşı dayanıklılığı için önemli ve olumlu bir etken olduğunu ortaya koydu. Bu amaçla çalışan G20’nin kadını gündeme alması gerekiyordu. Ancak, kadın en genel haliyle değil de, iş dünyasında kadın etkisi ve olumlu katkısı ile odaklanması bekleniyordu. Bu kadın literatüründe önemli bir gelişme. Hükümetler kadını davet ediyor. G20’nin tek bu konuda değil, pek çok konuda tanımlı çalışma alanları var. Dolayısıyla da kadını iş hayatında görmek üzere görev yapan dernekler görevlendirildi. KAGİDER bu görevi 2003’den beri başarıyla sürdürüyor.
6 Eylül’de W20’nin dünya tanıtımı Ankara’da gerçekleşecek. (Söyleşimiz yapıldığı zaman henüz toplantı gerçekleşmemişti.) IMF Başkanı Madam Lagarde ve pek çok uluslararası etkin ismin ve üst düzey hükümet yetkilerimizin bu açılışı destekler konuşmalar yapması bekleniyor. 11 Eylül’de de Ulusal Danışma toplantısı düzenliyoruz. Bu toplantıda STK’ların, akademisyenlerin ve fikir önderlerinin görüşüne başvuracağız. Bir yenlikçilik kampı şeklinde olmasına ve ortak akılla farklı ve tüm dünyada uygulanabilir yeni politika önerileri ortaya çıkarabilmeye çalışacağız.

İSTİHDAMDA SONLARDAYIZ
| Türkiye gelişen bir ekonomi olmasına karşın kadın istihdamı konusunda henüz çok gerilerde... W20 kapsamında Türkiye olarak diğer ülkelere nazaran nasıl bir fark ortaya koyduk veya koyacağız?
Türkiye kadın erkek istihdam farkında G20 ülkeleri arasında sonlardaki sıralarda yer alıyor maalesef. Türkiye’nin çok eski değil, yakın zamanlara kadar bir tarım ülkesi olduğunu hatırlarsak, tarımda kadın erkek arasında son derece saygın bir görev bölümü var ve kadın çalışıyor. Bu dolayısıyla bize uzak bir fikir veya olgu değil. Ama maalesef bu çalışmanın karşılığı vergilendirilemediği için kadın çalşıyor mu çalışmıyor mu belli değil. Oysa ki, tarım geliri kapsam dışı olabilir ve bu çalışma sosyal güvence altına alınabilir. Ancak, bu konuda henüz netlik yok ve istatistiklerde tam yer alamıyor kanısındayım.

AZMEDERSEK UÇURUM KAPANIR
İkinci konu ise şehre göç ve şehre göç etmiş kadının iş imkanına kavuşması için gerekli ülke desteği veya programının maalesef yapılamamış, kadının iş bulabilir hale getirilememiş olması... Bu bir nesil kadının ekonomik özgürlüğe kavuşamadan harcanması anlamına geliyor. Ancak, görüyoruz ki, yeni nesil çalışıyor. Çalışmanın önündeki engellerden biri olan “Çalışma! Ne gerek var?” söylemi gittikçe azalıyor ve bu konunun üstesinden gelebilir ve ülke olarak azmedersek, kadın ve erkek arasındaki uçurumu kapatabiliriz kanısındayım.

KADIN YOKSA YANLIŞLIK VAR!
| Kadın istihdamı konusunda BM ve ILO gibi kuruluşlar, yalnızca kadınların istihdama katılması değil “kadın işi-erkek işi’’ denilmeden kadınların insanca yaşayabilecekleri alanlarda iş bulabilmelerine ilişkin çalışmalar yürütüyor. Buna eğitim süreci de dahil. Türkiye’de bu konuda çalışmalar var mı?
Türkiye’nin dünya çözümlerinin dışında kalması pek mümkün değil. Artık dünya son derece şeffaf. Ve eskisinden çok daha birbirine yakın. Hem kadın erkek herkes için daha transparan, daha hayata değer veren çözümler geliştirilmeye çalışılıyor. İş saatinden, ek imkanlara ve desteklere kadar şirket ve devlet sunumlarının artırılması, hem de kadının iş dünyasının içinde olmasının, bir gereklilikten öte, bir katkı olduğu net olarak belli. Herhangi bir üst yönetim veya devlet organının resmi çekilirken sadece erkeklerden oluştuğunu görünce, artık kimse “A bu göreve talip kadın yoktu herhalde!” diye düşünmüyor. Mutlaka bu resimde yer alacak başarılı kadın vardır. Resme “Burada bir yanlış var” diye bakılıyor. Kadınların bireysel başarısı ve kadın hareketinin sağladığı farkındalık, bizleri bu noktaya getirdi.

YENİDEN EĞİTİM GÜNDEMDE
| Kadınlara yönelik meslek edindirme, girişimcilik kursları vs. gibi çalışmalar sonucunda iş kurulabilmesi için bir sermayeye ihtiyaç duyuluyor. Fakat bunun sağlanmasında sorunlar olduğu görülüyor. Bu konuda kamu nezdinde neler yapılabilir?

Kadınlar çok güçlü ve çok başarılılar. İmkan tanınınca başarıyı yakalıyorlar. Sürdürülebilir başarı ve kurgu önsezileri kuvvetli. Sermaye ise her yerde az. Ülkemizde de sermaye birikimi çok yüksek ve sürdürülebilir düzeyde değil. Ah keşke, sermaye olsaydı da, kadınları eğitseydik diye bir konu yok. Bugün eğitim, internet aracılığıyla neredeyse bedava ve en ücra köşelere de ulaşır durumda... Bugün yapmamız gereken kadınları cesaretlendirmek, desteklemek, kösteklememek ve cesaretlerini kırmamak, bunların yerine alkışlamak ve maddi, manevi kadın girişimlerinin yanında olmak. Şimdi yeni kavram eğitim değil, yeniden eğitim. Zaten ülkeler en az eğitimi sağlamak zorunda olduklarının fevkalade idrakinde. Yeni kavram ise yeniden eğitim, yani işini yapmak için gerekli olan destek eğitimi vermek. Bu da çok maliyetli değil.

ŞİDDET VE CİNAYET YOK EDİLMEDEN ESARET ORTADAN KALKMAZ
| Türkiye’deki kadın cinayetlerini düşündüğümüzde; bunun, kadının iş dünyasındaki motivasyonuna ve bu yöndeki çabalara etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadın cinayetlerinin en önemli nedenlerinden birinin sağlık sorunları, cehalet ve yanlış toplumsal güdümleme olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, bir başka insanı öldürmeyi göze almak, ajitasyon olsa bile, çok sağlıklı bir durum değil. Öncelikle bu sağlıksız durumun tedavi edilmesi gerekiyor kanımca... Kadını öldürdükten sonra hapse atılacağına, erkeğin bu öldürme veya yaralama eğilimi ortaya çıktığında bir rehabitasyon kurumunda tedavi edilmesi gerekir. Böylelikle belki soruna kalıcı çözüm geliştirebiliriz. Bu eğitim müfredatı da, tedavi programı da bu ülkenin üstesinden gelemeceği bir şey değil... Esaret kalktı diyoruz. Eğer kadına karşı şiddet ve ve cinayetler ortadan kalkmazsa esaret ortadan kalktı diyemeyiz. Bu durumun ülke çapında bir programla yok edilmesi gerekiyor.
İş dünyasında ne kadar güzel haberler getirsek, 20 en büyük hükümet kadının, ekonominin başarısı için bir çözüm olduğunu düşündü ve kadın için bir açılım grubu kurdu diye iyi bir haber versek de kadın cinayetlerini okuduğumuzda sevincimiz kursağımızda kalıyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.